Küresel piyasalarda Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler, yükselen petrol fiyatları ve artan stagflasyon endişeleriyle birlikte sert satış baskısı altında kalan hisse senetlerinde zayıf eğilim devam ediyor. Bu hafta olumlu haber akışı eşliğinde tepki denemelerinin etkili olduğu hisse senetlerinde ABD Başkanı Trump’ın son açıklamaları ardından savaşa yönelik belirsizliğin devam etmesi ile birlikte yeniden satış baskısının etkili olduğunu görüyoruz. Trump, dün yaptığı açıklamada, ABD'nin birkaç hafta içinde İran'ı "son derece sert" şekilde vuracağını belirterek, askeri hedeflere neredeyse ulaşıldığını ve çatışmaların sona ermek üzere olduğunu ancak savaşı sona erdirmek için bir zaman çizelgesi vermeyeceğini söyledi. Ayrıca bir anlaşma sağlanamazsa ülkenin elektrik santrallerine saldıracağını söyledi.
Risk iştahında kısa vadede dengelenme çabası öne çıksa da piyasada orta vadeli görünümün zayıf sinyaller ürettiğini, risklerin devam ettiğini, İran’dan gelecek açıklamalar ve enerji fiyatlarındaki seyrin riskli varlıkları şekillendirecek ana konular olmaya devam edecek. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde, haber akışına bağlı fiyat hareketleri sürebilir ve piyasalar savaşın sona ermesine yönelik somut haberler görmek isteyebilir. İran savaşından önce yayınladığımız strateji raporlarında borsalarda düzeltme beklentimizi paylaşmış, devam eden dönemde de ateşkese rağmen düşme eğiliminin devam edeceğini beklediğimizi ifade etmiştik. Piyasada belirsizlikler devam ederken henüz kalıcı bir dip görmediğimizi düşünüyoruz. Yüksek bir volatilite olayı bekliyoruz. Bu volatilite gerçekleştikten sonra kalıcı dibi önümüzdeki iki ay içinde görebileceğimiz ve bunun da alım fırsatı yaratacağı görüşündeyiz.
Makro tarafta ise artan petrol fiyatları eşliğinde stagflasyon sinyallerini izliyoruz. Piyasada enerji fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan enflasyonist baskı ile merkez bankalarının sıkılaşma yanlısı tepkiler vereceği beklentisi gündemde yer almaya devam ediyor. Enerji fiyatlarındaki artışın devam etmesi halinde enflasyonun yeniden yükseleceği endişeleri eşliğinde merkez bankalarından daha sıkılaşma yanlısı adımlar gelmesi bekleniyor. Ayrıca son açıklanan TÜFE ve çekirdek PCE verilerinde enflasyonda katılığın devam ettiğini görürken beklenenden yüksek gelen Şubat ayı ÜFE verileri enflasyondaki yukarı yönlü risklere destek oldu ve bu hafta açıklanan JOLTS istihdam verisi ve tüketici güven endeksindeki detaylar ise istihdamda soğuma sinyallerine işaret etti. Artan petrol fiyatlarının hanehalkı tüketimi üzerinde baskı yaratması bekleniyorken, ankette özellikle beklenti endeksinde dipler görülmesi ve istihdamda genel yayılan zayıflama dikkat çekiciydi. Önümüzdeki günlerde açıklanacak Mart ayı verilerinin özellikle enflasyonda yukarı yönlü riskler açısından oldukça önemli olduğunu belirtebiliriz.
Mart ayındaki toplantılarda, başta FED olmak üzere merkez bankalarından daha şahin mesajlar ön plandaydı ve faiz artırımı beklentilerinin öne çıktığını takip etmiştik. FED her ne kadar 2026 yılı için faiz indirimi beklentisini korusa da FED Başkanı Powell’ın basın toplantısındaki şahince açıklamaları ön plandaydı. Powell’ın faiz indirimlerine yeniden başlanabilmesi için enflasyonun düşürülmesinde ilerleme görülmesi gerektiği ve temel senaryo olmasa da faiz artırımlarının tartışıldığına dair ifadeleri önemliydi. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın ise Orta Doğu'daki çatışmaların enflasyonu bir süreliğine yukarı çekmesi halinde, politikada bazı ölçülü ayarlamalar gerekebileceğine işaret ederek Euro Bölgesi’nde faizleri artırmaya kapı araladığını gördük. Piyasa, Nisan ayındaki toplantıda faiz artırımına gidilmesini yüzde 50 civarı olasılıkla fiyatlıyor ve yıl sonuna kadar da üç faiz artışı bekleniyor.
FED yetkililerinden gelen son açıklamalarda ise faizlerin, İran’daki savaş nedeniyle bir süre sabit kalması gerekebileceğine dair mesajlar da vardı. İran operasyonu öncesinde bu yıl için 60 baz puan civarı indirim bekleyen piyasada, son durumda faiz indirimlerinden ziyade FED’in faiz artırımına gitmesi veya uzun süre faizleri sabit bırakması olasılığı daha güçlü gözüküyor. Temkinli tavrını koruyan FED Başkanı Powell, bu haftaki açıklamalarında uzun vadeli enflasyon beklentilerinin kontrol altında göründüğünü ancak Merkez Bankası’nın, ABD ile İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın etkisini değerlendirirken bu beklentileri dikkatle izlediğini söyledi ve piyasalara bir miktar güven verdi. Powell’ın açıklamaları ile faiz artırımı beklentilerinin törpülendiğini, son haftalarda güçlü yükselişler gördüğümüz tahvil faizlerinin geri çekildiğini takip ettik ancak piyasalarda fiyatlamaların kısa vadede jeopolitik haber akışına bağlı olarak hareket ettiğini, risklerin devam ettiğini özellikle kısa vadede enflasyonda yükseliş beklentilerinin korunduğunu söyleyebiliriz. Diğer taraftan bu hafta Cuma günü ABD’de Mart ayı tarım dışı istihdam verisi açıklanacak ve soğuma sinyalleri arayan piyasalar açısından önemli olacak. Bloomberg’de yer alan ortalama beklenti 65.000 kişi artış yönünde, işsizlik oranının ise yüzde 4.4 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Güçlü Ocak ve zayıf Şubat ayı verilerinin hava şartlarından ve grevlerden kaynaklı volatil rakamlar olduğunu, daha güçlü beklenen Mart ayı verilerinde ise grev kaynaklı geri dönüşlerin olacağı bir ay olduğunu ve istihdamda ana trendin zayıf seyrettiğini not edebiliriz. Dolayısıyla veride beklentilerden aşağı yönde güçlü sapma resesyon endişelerine destek olabilir.