Küresel piyasalarda İran konusunda diplomatik çözüm beklentileri, geri çekilen petrol fiyatları ve ikinci çeyrek bilançolarına yönelik iyimser beklentilerin tepki yükselişleri gördüğümüz hisse senetlerinde yukarı yönlü hareket etkisini sürdürüyor. Küresel risk barometresi olarak da izlenen S&P 500 endeksi zirve bölgeleri test ederken, petrol fiyatları geri çekildiğini, risk iştahındaki toparlanma ile dolar endeksi ve tahvil faizlerinin gerilediğini, altında ise yatay yukarı yönlü hareketlerin devam ettiğini takip ettik. ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın sona ermesi için yürütülen müzakerelerin iki gün içinde tekrar başlayabileceğine dair açıklamaları ve ABD ÜFE verilerinin hem manşette hem de çekirdek veride piyasa beklentisinin altında kalması piyasadaki olumlu havaya destek oldu.
Fiyatlamaların haber akışına bağlı olduğunu ve hızlı bir şekilde değişebileceğini hatırlatalım. Daha önceki yorumlarımızda piyasadaki oyun planını üç aşamalı düşündüğümüzü söylemiştik. Bunlardan ilki “tepki yükselişi”, ikincisi “sert bir satış” üçüncüsü ise “alım fırsatı yaratan bir dip.” Bizce hala birinci aşamadayız. Diğer iki aşamanın da Mayıs sonuna kadar gerçekleşeceğini düşünüyoruz.
Makro tarafta ise artan petrol fiyatları eşliğinde stagflasyon sinyallerini izliyoruz. Piyasada enerji fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan enflasyonist baskı ile birlikte merkez bankalarının sıkılaşma yanlısı tepkiler vereceği beklentisi gündemde yer almaya devam ediyor. Hatırlanacağı üzere Mart ayındaki toplantılarda başta FED olmak üzere merkez bankalarından daha şahin mesajlar ön plandaydı ve faiz artırımı beklentilerinin öne çıktığını takip etmiştik. FED, her ne kadar 2026 yılı için faiz indirimi beklentisini korusa da FED Başkanı Jerome Powell’ın faiz indirimlerine yeniden başlanabilmesi için enflasyonun düşürülmesinde ilerleme görülmesi gerektiği ve temel senaryo olmasa da faiz artırımlarının tartışıldığına dair ifadeleri önemliydi.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın ise Ortadoğu'daki çatışmaların enflasyonu bir süreliğine yukarı çekmesi halinde politikada bazı ölçülü ayarlamalar gerekebileceğine işaret ederek Euro Bölgesi’nde faizleri artırmaya kapı araladığını gördük. Piyasada ECB’nin Nisan ayından ziyade Haziran ayında faiz artırımına gitme olasılığı güçlü seviyede fiyatlanıyor.
Ancak jeopolitik haber akışı çok hızlı değişiyor ve merkez bankalarının bir sonraki hamlelerini tahmin edebilmek oldukça güç. Dolayısıyla bu hafta makro verilerden gelecek sinyallerle birlikte merkez bankalarından gelecek açıklamalarda, faiz politikasına yönelik sinyaller arayacağız.
Geçen hafta ABD’de açıklanan ve istihdamda zayıf fiyatlarda güçlü sinyaller üreten ISM Hizmet endeksi, yüksek seviyelerini koruyan PCE ve TÜFE verileri ön plandaydı. Verilerdeki bu görünüm FED’in gevşeme alanını daraltıyor, uzun bir süre “bekle-gör” duruşunu koruyacağı yönündeki beklentilere destek oluyor. FED yetkililerinden gelen açıklamalarda, faizlerin İran’daki savaş nedeniyle bir süre daha sabit kalması gerekebileceğine dair mesajlar var. İran operasyonu öncesinde bu yıl için 60 baz puan civarı indirim bekleyen piyasada, son durumda faiz indirimlerinden ziyade FED’in faiz artırımına gitmesi veya uzun süre faizleri sabit bırakması olasılığı daha güçlü gözüküyor. Örneğin, savaş öncesi dönemde büyümede soğuma sinyallerini enflasyondaki katılığa işaret eden FED Bej Kitap’ta, bu hafta bölgesel bankaların, 29 Nisan FED toplantısı öncesinde İran savaşının büyüme ve enflasyona etkilerine yönelik yorumlarını da takip edeceğiz.