Donald Trump Davos’ta yaptığı konuşmasında diyor ki: “eğer konut piyasasını gerçekten alt üst etmek isteseydim, bunu çok hızlı bir şekilde yapabilirdim ve insanlar da ev satın alabilirdi. Ama bu evi olan birçok insanı da olumsuz etkilerdi.”1 Trump konut fiyatının erişilebilir olmasının mevcut konutların değerine zarar vereceğini, bunun mevcut (borçlu) mülk sahipleri için bir değer kaybı yaratabileceğini söylüyor. Kripto varlık, borsa bitti sıra gayrimenkule mi geldi demeyin. Trump için gayrimenkul işleri ata sporu. Aslında tüm politika yapıcılar için ata sporu sayılır. Mamdani’nin New York Belediye Başkanlığı seçim sürecinde de konut merkezi önemde bir konuydu.2 Bizdeki durum da pek farklı değil.
İnşaat-konut neden herkesin sevdiği sektör?
Trump’ın konut konusundaki bu çıkışını her gün yeni bir şekle bürünen salvolarından biri diye düşünebilirsiniz. Ancak, gayrimenkul tüm politika yapıcıların sevdiği, sevmek zorunda olduğu başlıca bir sektör. Finans ve kıymetli madenler de sevilir. Ama inşaat-konut farklı. Hangi sektör ileri-geri bağlantıları ile 250-300 sektörle ilişkili? Bunun üzerinden yatırım, tüketim, ekonomik büyüme ve bölüşüm üzerinde bu kadar etkili? Hangi sektörde konut kadar güçlü bir sosyo-kültürel/psikolojik bağlam var? Konut sadece ekonomik bir mal, ya da emeklilik günlerinin sosyal güvenlik aracı değil. Barınma ihtiyacının psikolojik ve sosyolojik boyutlarını düşünmek bile konutun diğer finansal olan/olmayan yatırım araçlarından farkını anlamak için yeterli. Bu ihtiyaçların karşılanması için: parayı, evet, betona gömmek gerekiyor.
Trump aslında ne diyor?
Konutun Davos’ta (ve öncesinde) Trump’ın bu kadar gündeminde olmasında şaşılacak bir durum yok. Zira konut fiyatlarındaki-getirilerindeki değişim ekonomide ciddi pozitif-negatif dışsallıklar yaratıyor. Örneğin konut fiyatlarındaki artış; bir yandan servet eşitsizliği yaratırken, bir yandan da pozitif servet etkisine neden oluyor. Yani ilave tüketim-kredi kapasitesi üzerinden ekonomik büyümeyi destekliyor. Asıl maharet bu aktarım mekanizmasını toplumsal dengeleri koruyacak biçimde yönetebilmekte. Zira farklı kesimlerin beklentileri her zaman örtüşmüyor. Aileden gayrimenkul kurdu olan Trump aslında tam da bunu söylüyor. İstersem konutta fiyata erişebilirliği acilen artırabilirim ama, (ipotekli konut finansman sistemi içinde borçlu) mülk sahiplerini de mutlu etmem (artı konut-finans üzerinden ekonomik büyümeyi de düşünmem) gerekir diyor.
Hemen kahrolsun kapitalizm demeyelim
Cumhuriyetçi Trump’dan da mevcut mülk sahibini savunması beklenir zaten, al sana kapitalizm demeyin hemen. Zira aynı Trump, bir süre önce de "evler insanlar için inşa edilir, şirketler için değil. Amerika kiracı bir ülke olmayacak” diyerek büyük kurumsal yatırımcıların müstakil ev satın almasını yasaklamıştı. Trump’ın büyük kurumsal yatırımcıların fiziksel değil menkul kıymet piyasalarında GYO’lar üzerinden aldığı pozisyonları kastettiği düşünülüyor. Ancak buradaki mesele ilk konut sahipliğini çok geç-çok güç elde edebileceği düşünülen genç seçmenlerin yıkılan hayallerini somut bir eylem üzerinden yönetmek. Trump “sakin olun gençler Amerikan Rüyası bitmez, bitemez” diyor.3 Yani fiyat erişilebilir konut işini de bırakamayız diyor. Ne şiş yansın, ne kebap. Her tarafı idare edeceğiz bir şekilde diyor ABD başkanı.
İnşaat-konut piyasası öyle bir şey işte.
Memlekette bunca konut krizi varken, sanılmasın ki ABD-Trump derken “hoca topu taca atıyor.” Sayın okuyucum izleyen yazıları da takip ediniz. Zira konut-inşaat işleri; mikro/makro ekonomisi, ekonomi politiği, finansı, sosyolojisi ve birey/toplum psikolojisi etkileri düzleminde çok yönlü ve karmaşıktır. Nitekim Trump’ın sözleri de onu gösteriyor. Bizdeki durumlara da bakacağız.
1 https://newrepublic.com/post/205488/trump-davos-speech-crush-housing-market
2 https://www.politico.com/news/2026/01/21/mamdani-will-face-tradeoffs-in-union-built-affordable-housing-plan-00733942
3 https://www.businessinsider.com/trump-affordability-davos-claims-vs-reality-housing-prices-gas-healthcare-2026-1 ; https://www.bbc.com/news/articles/c0lxz5wn2yzo