BARIŞ SEDEF
Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası ile Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğinde düzenlenen Tekstil Zirvesi Çalıştayı’nda, tekstil sektöründe yaşanan gelişmeler, iş dünyası ve sektör temsilcilerinin saptamaları ve değerlendirmeleriyle birlikte, sahadan örneklerle masaya yatırıldı. Çalıştayda sektörün mevcut durumunun yanı sıra, karşılaşılan sorunlara ilişkin çözüm önerileri de kapsamlı şekilde ele alındı.
Türkiye'de, üretimin, ihracatın ve istihdamın lokomotif sektörü olan tekstilde sektör temsilcileri üretimdeki daralmayla dikkat çekti. İstihdamın son bir kaç yıl içerisinde hızla azaldığını kaydeden tekstil sektörünün önde gelen temsilcileri, mevcut koşulların devam etmesi halinde sektörde yüzde 30’luk daralmanın kaçınılmaz olduğunu belirtti. Zirvenin açılış konuşmasında, Çorlu TSO Başkanı İzzet Volkan, tekstil sektöründeki sanayicilerin yaşadığı sıkıntıları yakından takip ettiklerine vurgu yaparak, “Tekstil sektörü üretim ve ihracat açısından Türkiye ekonomisi ve Trakya açısından stratejik bir öneme sahip. Şehrimiz ekonomisinin büyük bir bölümü tekstile dayalı. Bu sektörde yaşanan olumsuzluklar bütün kentte hissediliyor. Tekstil üretimindeki güçlü altyapılarımız var. Bunu güçlendirmemiz gerekiyor” dedi.
Çalıştay kapsamında düzenlenen panelde ise şu görüşlere yer verildi:
Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin: İstihdamın dinamosu, desteklenmeli
Tekstil sektörünün teşviklerle daha fazla desteklenmesi gerektiğine işaret ederek, “Tekstil sektörü ülkemizin hem istihdam hem de ihracat tarafında en önemli dinamoları arasında yer alıyor. Paraların kazanıldığı dönemde nitelikli tekstil ürünleri üretilemediği için sektörümüz ekonomik zorlukların olduğu dönemde maalesef her geçen gün mum gibi eridi. Tekstile can veren tekstil kimyasalları sektörümüz de bu süreçten olumsuz etkilenmeye devam ediyor. Bu kadar büyük bir istihdam sağlayan tekstil sektörünün, Türkiye'nin geleceği, sağlıklı işleyen bir toplumsal ve sosyal yapı da göz önüne alınarak, bırakın bu sektörden el çekmeyi, tekstil sektörümüzün yeni nesil teşviklerle daha fazla desteklenmesi gerekiyor” diye konuştu.
TİM 4. Dönem Başkanı İsmail Gülle: Maliyet ve kurda ciddi sorunlarla karşılaştık
1980’li yıllarda Türkiye’nin toplam ihracatının üçte birini tekstil sektörü oluşturuyordu. 2000 sonrasında da hızla büyüdük. Bir döneme kadar toplam ihracatın yüzde 33’ünü tekstil ve hazır giyim sektörü gerçekleştirdi. Bu dönemde istihdamın da önemli bir kısmını gerçekleştiriyorduk ve en az yatırımla en fazla istihdamı bu dönemlerde tekstil sektörüyle sağlayabiliyorduk. İç ve dış piyasayla birlikte bir dönem 60-65 milyar dolarlık bir pazar haline gelmiştik. Mevcut duruma bakıldığında ise enflasyonist ortam sektörde ciddi bir kan kaybına neden oldu. Dünya ticareti de bu dönemde olumsuz yönde etkilendi ve bir takım avantajlarımızı bu dönemde yitirdik. Şartların iyi olduğu dönemde sektör olarak büyüdük. Ancak değer üretemedik ve sıradanlaştık, yaptığımız ürünün içine değer koyamadık. Bizi farklılaştıracak bir unsuru ürünün içine koyamadık. Genel olarak maalesef bunlar yaşandı. Ama tabii, bu süreci doğru okuyanlar da oldu ve onlar bir adım öne geçti.
Hazır giyim ihracatımızdaki gelişmeleri de değerlendiren önceki dönem TİM başkanlarından İsmail Gülle, "Tekstil ve hammadde ihracatımızda çok büyük bir gerileme yok. Fakat, hazır giyim, çok da uzun olmayan bir süre içerisinde, 26 milyar dolardan 13 milyar dolara geriledi. Bunun en önemli nedeni ise hazır giyim ihracatı yapan iş insanlarının farklı ülkelere göçmesi" diye konuştu.
Maliyet yönetimi ve kur konusunda ciddi sorunlarla karşı karşıya olunduğunun altını çizen Gülle, "Kur ve maliyet dengesinde tekstil başta olmak üzere birçok sektör zor durumda. Verimlilik çalışmalarıyla kur ve maliyet dengesini belli bir dönem bir noktaya getirdik. Ancak bu durum yönetilebilir olmaktan çıktı. Her ne kadar kur konusunda bazı destekler verilse de bunlara ulaşmak oldukça zor. Üretim ve ihracatımızı kaybedersek çok şeyi kaybedeceğimizin herkes farkında. Adımların da bu yönde atılması gerekiyor."
TTTSD Derneği YK Başkanı ve İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi Vehbi Canbolat: Sanayi bizim petrolümüz, üretim öncelikli olmalı
"Ülkemizde tekstil sektörünün 75-80 milyar dolarlık bir ekonomik gücü var. Meyve sebzeden sonra kendi ihtiyaçlarını gören en büyük sektörün tekstil olduğunu ifade edebiliriz. Ürünlerimizin yabancı ürün bile olsa yüzde 90’lık kısmı yerli ürünlerden oluşuyor. Sektörümüz gayrisafi milli hasılanın yüzde 5’ini oluşturuyor. Avrupa’ya baktığımızda bugün sanayinin birçok alanından çıktılar. Yanlış yaptıklarının onlarda farkındalar. Bizler ise bu dönemde sanayileşmeyi tam başaramadan sanayisizleşmeye doğru ilerliyoruz. Bugün 280 milyon dolarlık ihracatımız var. Üretimden çıkmamalıyız, sanayi bizim petrolümüz. Her alanda üretimi güçlendirmeliyiz."
Tekstil alanında ülkemizin konumunu değerlendiren Türkiye Tekstil Terbiye Sanayicileri Derneği (TTTSD) Başkanı Vehbi Canbolat şunları söyledi:
"Türkiye, Çin ve Hindistan’dan sonra bu alanda uçtan uca üretim yapabilen 3 ülkeden birisi. Bugünkü ihracatımıza baktığımızda örme kumaş ve doğal elyaf bu alanda önemli bir role sahip. Türkiye’nin tekstilde oluşturduğu çok önemli bir güç var bunu kaybetmemeliyiz. Sadece tekstilde değil genel olarak sanayimizde fiyat tutturamama konusunda ciddi problemlerimiz var. Son 3 yılda krizler olurdu, bunları bir şekilde atlatırdık. Şimdi ise ekonomideki yapısal sorunlarla karşı karşıyayız. Maliyetlere dönüp baktığımızda yüzde 400’lük artış söz konusu. Aynı dönemde dövizde ise TL karşısında sadece yüzde 150’lik artış var. Görünen o ki, bu dönemde tekstil sektörü yüzde 30 daralma tehlikesiyle karşı karşıya. Temel konumuz tekstilin yanı sıra sanayideki maliyetleri tutturamamadan kaynaklı. Gelecek için sanayimizle ilgili neyi yapmanın yanı sıra “neyi yapmamalıyızı” da planlamamız gerekiyor. Üretim maliyetleri konusunda sektörümüzün desteklenmeye ihtiyacı var. Geçen ay ödediğimiz maaşın yüzde 62’si sigorta ve amortismana gitti. Tükettiğimiz elektriğin önemli bir kısmı dağıtım maliyetine gidiyor. Bizim bu alanlarda desteklere ihtiyacımız var."
İhracatın döviz dönüşüm kuru ile desteklendiğini, zaman zaman yüzde 3 olan bu miktarın daha da artırılmasını isteyenlerin olduğunu kaydeden Canbolat, "Bu talep sınırlı kalıyor. Sadece ihracatın değil, bütün üretimin desteklenmesi gerekir. İthalatı azaltan ve ihracatı destekleyen sanayiciler desteklerden yararlanamıyor" dedi.
TETSİAD Yönetim Kurulu Başkanı ve İTHİB YK Üyesi Murat Şahinler: Alternatif pazarlara açılmamız lazım
Ülkemiz ev tekstili alanında önemli pozisyona sahip. Sektörümüzün ihracat fazlası 1,7 milyar dolar civarında. Bu alanda istihdamımız ise 230 bin civarında. Sektördeki ihracat ağırlığı ise Avrupa’ya odaklanmış durumda. ABD'de daha fazla etkin olmamız lazım. Keza Afrika'da çok çalışmalıyız. Genç TETSİAD'ı kurduk. Gençlerimiz tek tek Afrika'da ülkelere odaklanıyor. Buralarda çoğu yüzde 1'in altında olan pazar paylarımızı yükselteceğiz. Afrika'da Çin'in payı yüzde 90'ın üzerinde. Adeta bölgeyi onlara bırakmışız. Böyle bir lüksümüz yok. Avrupa ve Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek. Yüzde 20'ye yakın pazar payımız olan Avrupa'da rekabet sektörümüzü açık biçimde zorlayacak. Alternatif pazarları artırmamız gerekiyor.
Özellikle teknik tekstilde Avrupa’nın önemli bir güç olduğunu kaydeden Murat Şahinler, çalıştayda şunları paylaştı:
"Avrupa'da yaklaşık 105 milyar dolarlık tekstil üretimi var. Sadece airbag kumaşında üretim 3,8 milyar dolar civarında. Japonya’da ise bu rakam 16 milyar dolar. Teknik tekstilin ağırlıkta olduğu bu tip alanlara girmemiz gerekiyor."
Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Erdim Noyan: Sanayicilere üretim ve kur desteği verilmeli
Çorlu, Ergene, Çerkezköy üçgeni ülkemizde tekstilin başkenti konumunda. Sektörümüz zor günlerden geçiyor. Üretim maliyetlerindeki artışların yanı sıra yaşadığımız krizin derinleşmesine neden olan bir diğer etmen ise EYT sonrası işveren için ciddi bir yük olan kıdem tazminatları oldu. Uygulanan kur politikasının devam etmesi halinde, önümüzdeki günler hem sanayicimiz hem de tekstil sektörü için daha da zor geçecek. Son birkaç yıl içerisinde, işçilik ve personel maliyetlerimiz, üretim maliyetlerimizin yüzde 25’inden yüzde 55’lere çıktı. İşletmeler bu dengesizliği yönetmekte büyük güçlük çekiyor. Böyle bir ortamda hem üretim hem de ihracat tarafında daha da zorlanacağımızı tahmin etmek güç değil. Bir bütün olarak tekstil sektörümüzün zayıflaması Türkiye'nin hayrına olmayacaktır. Tekstilde üretimin desteklenmesi bir tercihin ötesinde bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor."