İstanbul Beyoğlu’nda eski adı Voyvoda Caddesi olan Bankalar Caddesi, son yıllarda hızla yenileniyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemi ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye’nin ana finans ve ekonomi merkezi olan caddede, çoğu 19. yüzyılda inşa edilen görkemli taş binalar canlanıyor. Kafeler, restoranlar ve yeni mağazalar, kamondo merdivenleri gibi eşsiz eserlerle dolu bölge Karaköy, Galata, Tünel ve Odabaşı arasında harika bir yürüyüş rotası sunuyor.
Bankalar Caddesi uzun yıllar aydınlatma malzemeleri satan bir merkez halinde kaderine terk edilmişti. Osmanlı Bankası’nın merkez binasının restorasyonu sonrasında 2011 yılından beri sanat, kültür ve eğitim merkezi olarak hizmet veren Salt Galata, Bankalar Caddesi’ndeki ilk önemli yatırımlardan biriydi. Salt, konferanslar ve sergilerle cadde için bir cazibe merkezi oluşturdu. Zamanla, Minerva Han, Voyvoda Han, eski Sümerbank Genel Müdürlüğü binasında yer alan The Bank Hotel, Bereket Han gibi ikonik binalar yenilendi. En son olarak Tütün Han adıyla bilinen L’Union Han da restorasyon çalışmaları tamamlanarak hizmete açıldı.
L’Union Han, IHG Hotels & Resorts’un Vignette Collection markasının İstanbul’daki ilk yatırımı olarak otel ve restoran olarak hizmet verecek. Dönüşümün arkasında ise konaklama ve gayrimenkul alanındaki girişimleriyle tanınan Tevfik Nazlı bulunuyor. Geçtiğimiz hafta, otelin restoranı Banca Unione’de Kiraz Communications’ın organize ettiği özel bir buluşmada biraraya geldik. Otelin işletmesini üstlenen Tevfik Nazlı, L’Union Han Pazarlama ve Marka Deneyimi Müdürü Burçak Ersever, Menü danışmanı Şef Tolga Atalay ve Mutfak Şefi Müjdat Gürsoy’dan restorasyonun öyküsünü dinledik.
Paris’te bulunan bir çanta ve İstanbul’da yeniden doğan bir han
L’Union Han Osmanlı İmparatorluğu döneminde Paris merkezli Fransız sigorta şirketi L'Union de Paris için inşa edilmiş. 1905’te başlayan inşaat 1911’de tamamlanmış. 1. Ulusal Mimarlık akımının izlerini taşıyan bina, aynı zamanda Art Nouveau ve Art Deco etkilerini aynı çatı altında bir araya getiriyor. Dış cephede, eski Türk evlerini andıran geniş taş saçaklar, geometrik taş oymalar, çini süslemeler bulunurken, içeride yüksek tavanlı geniş salonlar ve büyük odalar yer alıyor.
Binanın içinde elinde bir valiz bulunan bir kadın heykeli yer alıyor. Bu heykel bir filme konu olabilecek bir öyküyü simgeliyor.
Heykel, öykünün kahramanı L’Union Han’ın mimarı olan Edoardo De Nari’nin kızından esinlenilerek tasarlanmış. Ünlü Levanten mimar Giulio Mongeri ile birlikte çalışmış olan De Nari’nin eserleri hakkında uzun süre çok fazla ayrıntı bilinmezken, yurt dışındaki bir antikacıda bulunan bir çanta pek çok gerçeği su yüzüne çıkarıyor.
Nari 1874-1954 yılları arasında hem Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarına hem de Cumhuriyet’in ilk yıllarına İstanbul’da tanıklık eden İtalyan bir mimar. 25 yıl boyunca pek çok önemli binayı o tasarlamış.
Nari’inin ünlü İtalyan mimar Giulio Mongeri ile birlikte tasarlayarak inşa ettiği Beyoğlu’ndaki St. Antuan Kilisesi ve apartmanları, Saray Sineması, Sakıp Sabancı Müzesi’nin ana binası olan Atlı Köşk gibi efsanevi yapıların yanı sıra, Bebek, Emirgan, Yeşilköy’deki yalılar, Nişantaşı ve Elmadağ’daki binalara hep o hayat vermiş. Ancak, bu bilgi uzun dönem geri planda kaldığı için, eserleri başka mimarlara atfedilmiş ta ki Paris’te bir çanta bulununcaya kadar.
Çanta De Nari’nin sağır ve dilsiz olan balerin kızı Lydia’nınmış. Yıllarca babasının eserlerinin eskizlerini, fotoğrafları bir çantada saklayan Lydia’nın çantası bir antikacıda bulununca De Nari de bir anlamda yeniden doğmuş. Bugün otelde yer alan Serap Kurtuluş imzalı Rebel heykeli, Lydia’yı, taşıdığı bavulu ve yapının hafızasını temsil ediyor.
Bir bavulla başlayan keşif
De Nari’nin bavulundaki yüzlerce çizim, mektup ve fotoğraf, Mimar Kıymet Aşık Yarkın ve Ka Line Mimarlık’ın L’Union Han’ın aslına yakın bir biçimde restorasyonun yapılmasını da mümkün kılmış. Binanın merdivenlerindeki ahşap ve pirinç detaylar, cephedeki turkuaz çiniler korunmuş ve eskizlerdeki ayrıntılar iç mekanda yeniden yorumlanarak tekstil ve yüzey detaylarına yansıtılmış. Dış cephedeki turkuaz çiniler ve sivri kubbeler yenilenmiş
Ortak alanlarda sergilenen belgeler yapının geçirdiği dönemlere işaret ederken, Bengisu Yazıcı’nın üçüncü kattan itibaren uzanan enstalasyonu, Bankalar Caddesi’nin ticaret ve dolaşım fikrini mekânın içinde sürdürüyor.
Banca Unione geçmişi bugünle buluşturuyor
Otelin içinde yer alan Banca Unione isimli restoran İtalyan mimarın mirasını Türk ve İtalyan mutfaklarında birleştiren bir sentez anlayışıyla tasarlanmış. Banca Unione’nin iç mimarı Erhan Sağır, aydınlık ve ferah bir mekân oluşturmuş. Karaköy rıhtımına çok yakın olan binanın önündeki masalar, Marmara rüzgârı esintisi eşliğinde kahvaltı yapmak, gün içinde dinlenmek için ideal bir bistro kafe ortamı sunuyor. Yüksek tavanları ve yalın mimarisiyle dikkat çeken restoran, kahvaltının yanı sıra öğlen ve akşam menüleriyle hizmet veriyor.
Solid Consulting Group vizyonu ve Yeme İçme Genel Konsept ve Kurgu Danışmanı Şef Tolga Atalay’ın imzasını taşıyan menü, isimlerinden de anlaşılacağı gibi-Karaköy Balık Çorbası, Çiğ Köfteli Gnocchi, Asma Yaprak Ekşilemeli Risotto, Biber Dolmalı Ravioli, Güllü Panna Cotta, Tahinli Profiterol- Türkiye İtalya arasında köprüler kuran tabaklar yaratmış.
L’Union Han ve Banca Unione, Bankalar Caddesi’ne taze bir soluk katmış. İtalyan Mimar Edoardo De Nari’nin İtalya ve Türkiye’yi birleştiren mimarisi yeniden hayat bulmuş. İstanbul’u, Marmara’yı ve uzaklardaki Ege’yi birlikte yaşamak isteyenler için ideal bir sığınak sunuyor.