Yerel varlıklar açısından ayrışma henüz yok. BIST tarafında alınan tedbirlerin de etkisiyle aşağı yönde hareket çok büyük oranda sınırlanmıştı; hacim azalışı ve likidite riski göze alınarak. Ancak, olması gereken de böylesi dış şok ortamında buydu.
Tek başlık merkezli piyasa takibi ve günlük yüksek volatilite koşulları nisan ayı fiyatlamalarını domine eder pozisyonunu koruyor. Kısa süreli ateşkes, global ve yerel varlıklar açısından iki haftalık nefes alma imkanı tanıdı. Orta Doğu’dan Asya, Avrupa ve ABD’ye uzanan geniş yelpazede hisse senetleri toparlanırken, kısmen de olsa Amerikan doları zayıfladı. Tahvil faizlerindeki yükseliş eğilimi de ivme kaybetti diyelim. Ancak, koşullar ve beklentiler hala daha kırılgan ve içten içe yön arayışı isteği korunuyor.
Takvim açısından ‘şimdilik’ en önemli gündem maddemiz, Pakistan’da devam eden görüşmeler. İlk tur açısından pozitif herhangi bir gelişme yok. Hatta yabancı basına sızan başlıklara göre, son derece çetin müzakereler ve gerginlik söz konusu. Yeni hafta başlangıcı da bu eksende gerçekleşiyor. Hürmüz noktasındaki kilitlenme ve ABD’nin İran’a yönelik geçişleri kontrol altına alarak bloke edeceğini belirtmesi, kısa süreli <$100 fiyatlamasına imkan tanıyan koşulları ve rüzgarı tersine çevirdi. Hafta başlangıcında %5-6 civarında yükselen petrol fiyatları, yeniden zayıflayan risk alma iştahı ve hafif değerli konuma gelen Amerikan doları bizleri karşılıyor.
Hemen bu noktada kısa bir toparlanma özeti yapmaktan zarar gelmez: Geride kalan iki hafta, yatırımcılar açısından daha rahat nefes alma imkanını tanıdı. Endekslerdeki kayıplar yerini toparlanmaya bırakırken, tahvil faizleri ve ülke risk primleri geriledi. S&P 500’ün sadece geçtiğimiz hafta %4’e yakın yükselişi, gelişmekte olan ülke varlıkları için %7, ABD hariç dünyanın geri kalanı için %5 gibi son derece sert yukarı yönlü toparlanmaları karşımıza çıkardı. Kuşkusuz petrol fiyatlarındaki %10’un üzerindeki çift haneli gerileme belirleyici faktör.
Yerel varlıklar açısından ayrışma henüz yok. BIST tarafında alınan tedbirlerin de etkisiyle aşağı yönde hareket çok büyük oranda sınırlanmıştı; hacim azalışı ve likidite riski göze alınarak. Ancak, olması gereken de böylesi dış şok ortamında buydu. Geri dönüş ise tam olarak genele yayılmasa da rakamsal açıdan son derece kuvvetli. Sadece geçtiğimiz hafta endeksin TL ve USD bazlı yükselişi %9. Globaldeki iki haftalık toparlanma eğilimi Türk hisse senetleri için de geçerli. Ülke risk primindeki dikkat çekici geri dönüş (azalış yönlü) kayda değer. Haftalık bazda %18 azalan 5y vadeli CDS bizi yeniden 230-240bp aralığına taşıdı. Bu, aynı zamanda, savaş öncesi seviyeler. TL ve USD cinsi tahvil faizlerinde de geri çekilmeler takip edildi. Eurobond tarafının çok büyük oranda yerli yatırımcı/fon talebi kaynaklı olduğunu düşünmek makul. Yabancı yatırımcı açısından kurdaki seyir de gözetildiğinde gelinen seviyeler cazip olmakla birlikte henüz DİBS girişi kalıcı ve ciddi değil. Muhtemelen 22 Nisan PPK kararı, sonrasındaki para politikası ve enflasyon gidişatı ile yeniden radara bir noktada girecektir.
Yakın zaman içerisinde ilk çeyrek finansallarını karşılayacağız. Bu kapsamda şirketlerle görüşmelerimizi gerçekleştirmeye başladık. Bankacılık sektörü tarafında ilk izlenimlerimiz, marj toparlanmasının çeyrek özelinde yavaşlayan hızda da olsa devam ettiği. Ocak-Şubat BDDK verilerinin işaret ettiği genel eğilim sektör açısından geçerli. Ancak, Mart’ın volatilitesi ve faiz hareketi çeyrek rakamlarının çok küçük bir kısmında yer alıyor. Bu nedenle finansallar önemli olmakla birlikte, düzenlenecek olan telekonferanslar ve mesajlar gelecek açısından çok daha kritik olacak.