Rezervlerdeki azalmaya karşı TCMB’nin sıkılaşma ve rezerv yapısı gereği farklı opsiyonları gündeme alma çabası da sürüyor. Krediler tarafında gelen son hamle çok fazla gündem oluşturmasa da sıkılaşma yönlü değerlendirmek fazlasıyla mümkün.
Zaman çizelgesini takip eder pozisyonumuzda değişiklik yok. Orta Doğu’daki çatışma-savaş sürecinin altıncı haftasındayız. Sürecin kendi içerisindeki karakteristik değişimleri devam ederken, benzer eğilimi fiyatlamalar tarafında da görmek mümkün. Taraf olan siyasetçiler, kamuoyu ve küresel baskı karşısında çıkış ararken, yatırımcı kesimi ise bir kez daha koşullara ayak uydurma-kabullenme-yola devam etme üçgenini kurguluyor.
Geride kalan haftada cuma günü ile birlikte tatil etkisi yurt dışı piyasalarda fazlasıyla hissedildi. Hacim bazında etkisi yerel varlık fiyatlamalarına da oldu. Pazartesi günü de kapalı olan piyasalar mevcut. Nispeten kısa hafta olmasına rağmen makro veri seti devam etti. Şubat sonunda başlayan savaş sürecine ait ilk veri yansımaları gelmeye başladı. Avrupa’da artan enflasyonda doğrudan enerji kalemi etkisi dikkat çekiyor. Yurt içinde ise dış ticaret verileri cari dengeye dair sinyalleri yansıtıyor. Rezervlerdeki azalmaya karşı TCMB’nin sıkılaşma ve rezerv yapısı gereği farklı opsiyonları gündeme alma çabası da sürüyor. Krediler tarafında gelen son hamle çok fazla gündem oluşturmasa da sıkılaşma yönlü değerlendirmek fazlasıyla mümkün. Bankaların talebi üzerine yeniden başlanan swap işlemlerine ise bu kez farklı bir noktadan bakarak değerlendirmek gerek.
Türkiye ekonomisi ve Merkez Bankası, jeopolitik risklere, son yıllar dikkate alındığında, yakalanabileceği en doğru pozisyonda yakalandı. Bu düşüncemi uzun süredir her platformda dile getirmeye çalışıyorum. Gerek cari denge, gerek rezervlerin konumu, gerek makro koşullar, gerekse yabancı yatırımcı algısı olarak. Kaldı ki tüm bunların bileşimi olarak CDS’i de eklemek gerek. Düşünsenize negatif rezerv pozisyonu ve >400bp CDS konumunda tüm bu olanları karşıladığımızı? Mayıs 2023 sonrası yapılması gerekenlerin büyük kısmını devreye almış olmak ve bozulan algıyı değiştirerek ilerlemek, tartışmasız büyük bir başarı ve kazanım oldu. Bu nedenle ekonomi yönetimini tebrik etmek gerek.
Peki, tamamen mi sorunsuz vaziyette karşıladık? Elbette hayır. Faiz indirim döngüsünün önemli bir aşamasında denk geldik. Özellikle de Mart ve sonrasında enflasyon trendinin 2025’in son kısmına döneceği yönlendirmesi ve beklentisinin olduğu ortamda. Globaldeki eğilim kaçınılmaz şekilde bize de yansıyor. Finansal koşullar sıkılaşıyor, faiz politikalarına yönelik beklentiler yeniden şekillenirken öteleniyor, kısa vadeli enflasyon baskıları ile büyüme kaygıları arasına sıkışma hissiyatı ağır basıyor.
Şu ana dek ekonomi yönetiminin attığı adımlar yabana atılacak türden değil. Saldırıları takiben pazar gecesi koordinasyonla devreye alınan hamleler ve devamında gelen eşel mobil ve yabancı yatırımcılarla artı/eksi konuşarak bir araya gelme düşüncesi, son derece pozitif. Ancak, kaçınılmaz şekilde, makro veri setine yansımalar olacak. Dileğimiz, bir an önce en azından belirsizliğin ortadan kalkması, hasar tespitinin kolaylaşması ve güncellenen projeksiyonlarla yılın ikinci yarısını daha net şekilde konuşabilmek.