BIST 100 endeksi USD bazında 2 ay sonra ilk kez artı bölgeye %11’lik yükselişle geçerken (Şubat ayı da negatifti), TL bazında da %13 yükseldi. Ana endekslerden hem banka hem de sanayide çift haneli yükselişler izlendi.
Mart başlamadan hemen önce patlak veren Orta Doğu’daki gerginlik sürecinin fiyatlamalar anlamında hemen hemen elle tutulur ilk sürecini Nisan ayı ile birlikte geride bıraktık. Mart’ı bu kapsamda görmeme sebebim, içerisinde psikolojik tepkilerin de yer aldığı süreci barındırması. Nisan ise biraz daha başlıkların dengelendiği ve olabildiğince planlama yapma imkanının yeşermeye başladığı dönem olarak değerlendirilebilir.
Hisse senetleri açısından marttaki hasarın çok büyük kısmı ve hatta tamamı bölge bazında değişiklikler olmakla birlikte telafi edildi. Küresel hisse senetlerine ait fiyatlama ABD dahil ve hariç sepetlerde birbirine çok yakın bir patikada, %9-10’lu seviyelerde yükseliş şeklinde gerçekleşti. Gelişmekte olan ülkelerde prim %15, ABD’de gösterge endeks konumundaki S&P 500’de ise %10 seviyelerinde oluştu. Kuşkusuz ana belirleyici, geçtiğimiz hafta da tartıştığımız üzere, AI temasının geri dönüşü ve teknoloji sınıfının sürüklemesi. Bununla birlikte gelişmekte olan ülke varlıklarının Asya önderliğinde iyimserliği koruması da unutulmasın.
Momentumu destekleyen en önemli girdilerden birisi Amerikan dolarının pozisyonu. Dolar endeksinin savaşın ilk başlarında güvenli liman pozisyonunu hatırlaması ile birlikte maliyetleri artırıcı yönde hareketlenmesinin ardından Nisan’da endeks performansı %2 düşüş olarak izlendi. Son derece önemli. Zira Ağustos 2025’ten bu yana en ciddi geri çekilişi konuşuyoruz. Öte yandan ABD’de tahvil faizlerindeki tersi hareket ise düşündürücü. Hem kısa hem uzun vadede faizlerin yukarı yönde baskılanması ve hala daha 10 yıllık vadede %4.30-4.40 aralığında kalınması, hikayenin farklı boyutlarını karşımıza çıkarıyor. Başkan Powell’ın görev süresindeki son FOMC toplantısını da referans alarak, para politikasının geleceğine dair soru işaretlerinden, maliye politikasındaki dengesizliklere ve Kasım’daki seçimleri de gözeterek siyasi ekseni de hatırladığımızda, borçlanma maliyetlerindeki inatçı eğilim son derece önemli. Tüm bunların üzerine, savaşın kalıntısı olarak enflasyonda kısa vadede beklenen yukarı yönlü baskılar da unutulmasın.
Yerel varlıklara doğru geldiğimizde, neredeyse paralel bir eğilimi konuşmak mümkün. BIST 100 endeksi USD bazında 2 ay sonra ilk kez artı bölgeye %11’lik yükselişle geçerken (Şubat ayı da negatifti), TL bazında da %13 yükseldi. Ana endekslerden hem banka hem de sanayide çift haneli yükselişler izlendi. CDS’in >300bp pozisyonundan yeniden 240bp civarına gerilemesi Eurobond faizlerini aşağı yönde desteklerken, TL taraftaki faiz eğilimi karışık seyretti. Kısa vadelide (2y) -83bp faiz düşüşü olurken, 10y vadelide +35bp ile hafif artış gözlendi. Bunu, enflasyon beklentileri ile okumak daha mantıklı.
TL varlıklar açısından nisanın en önemli ayrıntısı, FX işlemlerinde saklı. Parite etkisiyle TRYEUR çaprazı %3 gerilerken TRYUSD ise %1,6 değer kaybetti. Bu da bizi sepet kurda %2,5’lik yükselişle Haziran 2025’ten bu yana en yüksek aylık harekete taşıdı. Değerli kur tartışmalarının gölgesinde liranın sepet bazındaki aylık eğilimi bir miktar dengeleyici unsur olarak belirebilir.