Kırmızı ya da bir rengin hafızası
Bazı sergiler vardır; baktığınız şeyi değil, baktığınız yeri değiştirir. Renkle aranızdaki mesafeyi kapatır, hatta sizi o rengin tanığı kılar. Habip Aydoğdu’nun Bir Rengin Tanıklığı başlıklı sergisi tam da böyle bir deneyim sunuyor. Brieflyart Sanat Galerisi’nde 22 Şubat tarihine kadar süren sergi, sanatçının farklı dönemlerinden süzülen işleriyle yalnızca bir üretim çizgisini değil, bir ülkenin, bir zamanın ve bir belleğin renk üzerinden kaydını tutuyor.
Aydoğdu’nun resmine yaklaşırken ilk fark edilen şey, rengin bir estetik tercih olmanın çok ötesine geçmesi. Kırmızı, onun dünyasında bir boya değil; bir başlangıç, bir yokluk hali, bir itiraz ve giderek bir hafıza alanı. Askerlik yıllarında Mardin’in Nusaybin ilçesinde, elinde yalnızca dolmakalem ve kırmızı ıstampa mürekkebi varken başlayan bu ilişki, zamanla kişisel tarihten toplumsal olana doğru genişliyor. Kırmızı, yokluğun içinden doğuyor ama orada kalmıyor; isyana, aşka, göçe, savaşa, huzura ve huzursuzluğa aynı anda temas eden bir dile dönüşüyor.
Sanat tarihinde renkler çoğu zaman sanatçıyla özdeşleşir. Aydoğdu için bu renk kırmızıdır. Ama bu kırmızı tekil değildir. Istampa kırmızısından kan kırmızısına, koyu kırmızıdan siyaha yaslanan tonlara kadar uzanan geniş bir skaladır söz konusu olan. Her ton, başka bir tanıklığı çağırır; her ton, başka bir hafıza katmanını görünür kılar.
Bu haberin devamı ve köşemizdeki diğer yazıların ayrıntıları için lütfen https://www.ekonomim.com/yasam-keyfi adresine geçiniz...
Gastronomi dünyası bu kez Altın Kaşık Ödülleri’nde buluştu
Türkiye’nin gastronomi alanındaki en köklü sivil toplum kuruluşlarından Mutfak Dostları Derneği, kuruluşunun 35. yılını kutladığı 2026’da Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri’ni yedinci kez sahipleriyle buluşturdu. Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet’te düzenlenen tören, gastronomi dünyasının önde gelen isimlerini, basın mensuplarını ve kanaat önderlerini aynı sofrada bir araya getirdi.
Altın Kaşık, ilk kez verildiği 2018’den bu yana yalnızca “iyi”yi değil, “doğru”yu da işaret eden bir referans noktası olmayı hedefliyor. Yeme-içme alanını tüm bileşenleriyle ele alan ödül programı; şeflerden lokantalara, yayınlardan üretim ve satış noktalarına uzanan geniş bir yelpazede gastronomide çıtayı yukarı taşımayı amaçlıyor. Bu yıl da on iki ana kategori ve iki özel ödülle, emeğin izini süren bir seçki ortaya kondu.
“Kim Kimi Yiyor?” Perdede yemek, hayatta iktidar
Yapı Kredi Kültür Sanat Loca, 23–26 Ocak tarihleri arasında, sinema ile güncel sanatın kesişiminde gezinen özgün bir programa ev sahipliği yapıyor. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Sanat Dünyamız Film Günleri, temasıyla daha ilk anda merak uyandırıyor: “Kim Kimi Yiyor?”
Program, küratörlüğünü sinema yazarı Engin Ertan ile Sanat Dünyamız dergisi editörü Fisun Yalçınkaya’nın üstlendiği bir seçkiyle izleyici karşısına çıkıyor. Filmler, güncel sanat performansları ve sergiyle birlikte düşünülmüş; yemek kavramını yalnızca mutfakta değil, kültürde, siyasette ve gündelik hayatta da tartışmaya açıyor.
Etkinlikle ilgili basın toplantısında konuşan Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Genel Müdürü Tülay Güngen, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ın yaklaşımını net bir cümleyle özetliyor: Sanatın iyileştirici, birleştirici ve eğitici gücüne inanmak. Kitaplardan dergilere, sergilerden etkinliklere uzanan bu bütünlüklü kültür hattının, Film Günleri ile bir kez daha görünür kılındığının altını çiziyor.
Urla’da bir sofra, bir perde: Gastronomi sinemayla buluşuyor
Gastronomi ve sinemanın kesişim noktasında konumlanan Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGF), 5–7 Haziran tarihleri arasında Urla’da düzenleniyor. Festival, yalnızca film gösterimleriyle değil; atölyeler, yarışmalar, sektör buluşmaları ve söyleşilerle, gastronomiyi bir yaşam kültürü olarak ele alan kapsamlı bir program sunuyor. Urla’nın tarih, doğa ve mutfakla iç içe geçmiş dokusu, festivalin çok disiplinli yapısı için doğal bir sahne oluşturuyor. Bağların, zeytinliklerin ve kadim mutfak hafızasının arasında sinema konuşmak, hikâyeleri tatla, tadı hikâyeyle buluşturmak festivalin temel iddiası.
İzmir’den Pera’ya uzanan bir müzik hattı
Pera Müzesi, geleneksel Türk Müziği Konserleri serisinin yeni yıl programını, anlamlı bir repertuvarla açıyor. “İzmirli Bestekârlar I” başlıklı konser, 25 Ocak Pazar günü saat 15.30’da, Türk müziğinin tarihsel ve estetik mirasını dinleyiciyle buluşturacak. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin yıllar içinde bir geleneğe dönüşen bu konser dizisi, usta yorumcular ve sâzendeler aracılığıyla büyük bestekârların seçme eserlerini bugünün dinleyicisine taşıyor. Yeni yılın ilk programı ise yönünü İzmir’e çeviriyor.
İKSV’de bu yaz perde deneyimle beslenen yeni bir ışıkla açılacak
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Genel Müdürlük görevini, 1 Temmuz tarihinden itibaren Yeşim Gürer Oymak üstlenecek. 2006–2018 yılları arasında İstanbul Müzik Festivali Direktörü olarak görev yapan, 2017’den bu yana ise Genel Müdür Yardımcısı sıfatıyla İKSV yönetiminde yer alan Oymak, vakfın kurum içinden yetişmiş güçlü yöneticilerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Oymak, yeni göreviyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, 20 yıldır parçası olduğu İKSV’de bu sorumluluğu üstlenmenin kendisi için büyük bir onur olduğunu vurguluyor; vakfın kültür-sanat alanındaki köklü mirasını ekip arkadaşlarıyla birlikte geleceğe taşıma heyecanını dile getiriyor.
Bu atamayla birlikte, 2002 yılından bu yana İKSV Genel Müdürü olarak görev yapan ve 2021’den beri Yönetim Kurulu üyesi olan Görgün Taner, İKSV Yürütme Kurulu Başkanı olarak görev yapmaya başlayacak.