Antik kentlerden dijital hayaletlere: Perili Köşk’te yeni sezon
İstanbul Boğazı’nın en etkileyici yapılarından Perili Köşk, eylül ayında kapılarını iki yeni sergiyle açmaya hazırlanıyor. Borusan Contemporary’nin yeni sezon programında, İtalyan sanatçı Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Zaman Mekân Geometri” ile Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan hazırlanan “Perili / Haunted” yer alıyor. Biri fotoğrafın ölçek ve perspektifle kurduğu oyuna, diğeri dijital çağın tekinsiz imgelerine odaklanan sergiler, ziyaretçileri gerçekliğe alışılmışın dışında bakmaya çağırıyor.
Küratörlüğünü Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği sergi Olivo Barbieri’nin kırk yılı aşan üretiminden beş tematik seriyi bir araya getiriyor. Seçkide ayrıca Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun özel siparişiyle hazırlanan ve Anadolu’nun antik kentlerine odaklanan yeni eserler de ilk kez izleyiciyle buluşuyor.
Barbieri’nin objektifi antik kentlerden kalabalık metropollere, görkemli şelalelerden Alp zirvelerine ve Capri kıyılarına uzanıyor. Sanatçı, ölçek ve perspektifle oynayarak bildiğimizi düşündüğümüz manzaraları şaşırtıcı, zaman zaman da gerçeküstü görüntülere dönüştürüyor. Böylece yalnızca dünyaya bakmayı değil, gördüklerimizi yeniden düşünmeyi de öneriyor.
Bu yazımın devamı ve köşemdeki diğer yazılarımın ayrıntıları için lütfen https://www.ekonomim.com/yasam-keyfi adresine geçiniz...
Umut Mutfağı’nda gelecek pişiyor
Bir mutfakta yalnızca yemek pişmez. Bazen umut büyür, yetenek keşfedilir, dayanışma güçlenir ve geleceğe uzanan yepyeni bir yol açılır. Mattia Ahmet Minguzzi’nin anısını yaşatmak amacıyla hayata geçirilen Umut Mutfağı Projesi de gençlerin hayatına gastronomi aracılığıyla dokunan bu özel hikâyelerden biri.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının himayesinde; İstanbul Valiliğinin katkıları, Uluslararası Servis ve Lezzet Akademisi (USLA) ile Efsanevi Gastronomi Masası’nın iş birliğiyle yürütülen proje, devlet koruması altındaki gençleri mutfağın dönüştürücü gücüyle buluşturuyor.
Projenin eğitim ayağında, USLA Akademi Genel Müdürü Şef Çiğdem Alagök’ün vizyoner yaklaşımı ve güçlü desteği önemli bir rol üstleniyor. Gastronomi alanındaki birikimini toplumsal faydayla buluşturan Alagök, gençlerin yalnızca mesleki beceriler kazanmasına değil, kendi potansiyellerini keşfederek geleceğe güvenle hazırlanmasına da öncülük ediyor. Eğitime, fırsat eşitliğine ve gençlerin istihdamına verdiği değer, Umut Mutfağı’nı bir aşçılık programının ötesine taşıyarak kalıcı ve ilham verici bir sosyal dayanışma modeline dönüştürüyor.
Gençler; temel mutfak tekniklerinden hijyen standartlarına, yerel üretimden sıfır atık bilincine, ekip çalışmasından meslek disiplinine kadar gastronominin farklı yönlerini uygulamalı olarak öğreniyor. Türk mutfağının yanı sıra dünyanın farklı mutfak kültürlerini de tanıyan öğrenciler, bu süreçte yalnızca yemek yapmayı değil; üretmenin, paylaşmanın ve birlikte başarmanın değerini deneyimliyor.
Salon’un yeni adı, yeni heyecanı: Fiba Salon İKSV
İstanbul’un kültür-sanat haritasındaki en sevdiğimiz duraklardan Salon İKSV, sonbahara yalnızca yeni bir programla değil, yeni adı ve genişleyen dünyasıyla hazırlanıyor. İKSV ile Fiba Grubu’nun başlattığı uzun soluklu işbirliği sonucunda mekânın yeni adı artık Fiba Salon İKSV.
Şişhane’nin kendine özgü atmosferinde 2010’dan bu yana müzikseverleri bir araya getiren Salon, yeni sezonda sınırlarını biraz daha genişletiyor. Konserlere tiyatro oyunları, edebiyat ve bilim sohbetleriyle caz kulübü akşamları eşlik edecek. Kısacası Fiba Salon İKSV, haftanın farklı günlerinde uğramak için bize çok daha fazla neden verecek.
İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Salon’un 2010’dan bu yana İstanbul’un önemli müzik buluşma noktalarından biri olduğunu vurguluyor. Özellikle gençlerin İKSV ile ilk kez tanıştığı mekânlardan biri olan Salon’un, yeni işbirliği sayesinde birikimini güçlendirerek çok daha çeşitli bir program sunacağını belirtiyor.
Fiba Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin ise grubun 40’ıncı yılına yaklaşırken eğitim alanındaki sosyal yatırımlarını kültür ve sanatla çeşitlendirmeyi hedeflediğini söylüyor. Fiba Salon İKSV’nin genişleyen programıyla farklı izleyici gruplarını buluşturmasını ve özellikle gençlerin müziğin yanı sıra tiyatro ve edebiyat gibi disiplinlerle daha sık temas kurmasını amaçladıklarını ifade ediyor.
Sonbahar programının tamamı eylül ayında açıklanacak. Şimdiye kadar duyurulan konserlerin biletleri ise satışta.
Boğaz’ın değişen renklerinde aynı sofrada
Üsküdar’dan keyifli bir deniz yolculuğu sonucunda ulaştığım Okyanus teknesi, Bebek ile Rumelihisarı arasında, Aşiyan’da sahile bağlıydı…
Güneş alçalmaya başlamıştı. Boğaz sakindi; önümüzden tekneler geçiyor, martılar suyun üzerinde dolaşıyor, Aşiyan’ın yeşile yaslanan kıyıları günün son ışıklarını bekliyordu.
ID Fine ve Swissôtel The Bosphorus İstanbul iş birliğiyle düzenlenen Fine Tides ’26 için bir araya gelmiştik. Geçtiğimiz yıl başlayan buluşmanın ikincisi, şefleri ve yeme-içme dünyasının farklı alanlarından isimleri aynı sofranın çevresinde buluşturuyordu.
Biz daha hareket etmeden hava değişmeye başladı. Önce bulutlar çoğaldı, ardından rüzgâr çıktı. Biraz önce güneşin altında parlayan deniz kısa süre içinde koyulaştı. İstanbul’un başka kesimlerine düşen yağmuru Boğaz’ın üzerinden izliyorduk. Koyu gri yağmur perdeleri kimi zaman tepeleri, kıyıları ve uzaktaki yapıları görünmez kılıyordu.
Bir süre sonra yağmur bize de ulaştı. Damlalar güverteye ve denizin yüzeyine düşerken Boğaz maviden kurşuniye, kurşuniden yeşile çalan tonlara büründü. Sağanak uzun sürmedi; tekne hareket etmeden önce geldiği gibi geçti. Sonradan, aynı saatlerde şehrin bazı bölgelerinde fırtınanın ağaçları devirecek kadar sert estiğini öğrendik.
İstanbul’un havası, birkaç kilometre içinde birbirinden farklı hikâyeler yazmıştı.
Yağmurun ardından bulutlar hafifledi. Hava serinlemiş, denizin üzerindeki pus dağılmaya başlamıştı. Islanan güverte, kıyıdaki ışıkları yansıtıyordu. Tekne hareket ettiğinde akşam yavaş yavaş geceye dönüyordu.