Gazetecisinden yöneticisine, akademisyeninden tüccarına ne zaman eğitim seviyemizi artırır, işimizde uzmanlaşır hatta ustalaşır ve en iyi şekilde o işi yapmaya çalışırsak, o zaman ülkenin tüm alanlarında bir atılım görürüz. Diğer türlü benzer hayal kırıklıkları kaderimiz olur.
Kadim tartışma: Türkiye’den global marka çıkar mı? Nasıl?
Bana göre bu şartlar altında çok zor. Elbette 90 milyonluk ülke bir kaç büyük şirkete sahip olabilir ama markalaşabilmek için veri, konumlanma, yetkinlik, teknoloji ve strateji kadar ‘mental hazırlığa’ ihtiyacımız var.
Diğer bir ifade ile psikolojik dayanıklılık. Her şart altında stratejik plana bağlı kalmak, şartların dramatik şekilde değiştiği koşullarda stratejileri dinamik olarak yenilemek gerekir. Psikolojik dayanıklılık bir gecede kazanılan bir meziyet değil. Tecrübe ve sabır, ama en önemlisi eğitim istiyor. Genetik ve sosyolojik olarak sabrımız, eğitimimiz ve tecrübemiz maalesef kısıtlı. Dolayısıyla hemen panik yapıyor ve yolunda giden işi bile batırabiliyoruz.
En somut örneği: Milli Futbol Takımımız. Mental anlamda zayıf ve eğitimleri sınırlı olduğu için rasyonel ve soğukkanlı karar veremiyorlar. Futbolculardan daha fazla yanlış yapan ise toplum (yani biziz). Neticede onlar, bu kültürün çocukları. Hemen kendimizi dev aynasında görüyor, akıldan uzak, tez canlı hareket ediyor, aceleci sonuçlar istiyoruz.
Dikkat edin, mental olarak güçlü, rasyonel ve soğukkanlı kalabilen bir kaç futbolcumuz Türkiye’de yetişmemiş çocuklar. Tüm bunların nedeni elbette Akdeniz/Ortadoğu kültürü kadar bilgi ve bilgelikten uzak hâllerimiz. Her alanda liyakatsizliğin zirve yapması. Vasatın normlaşması.
Antrenöründen, futbolcusuna hatta yorumculara bakınız, analizlerin sığlığı ekran kapattıracak düzeyde. Tahliller mesnetsiz. Haliyle teşhis ve tedavi yok. Analitik düşünce nedir bilmeyen birisi analiz yapabilir mi?
Bir kaç gündür Portekiz’deyim. 10 milyonluk bir ülkenin Parfois, Vista Alegre, Super Bock gibi global markaları var. Kişi başı gelir 35 bin dolar civarında. 2 katımızdan fazlası. Portekiz, Avrupa’nın 6. büyük ligine sahip. Porto, Sporting ve Benfica Avrupa kupalarında düzenli olarak çeyrek final ya da ilk 16 içindeler. Benfica ve Porto kadrolarının piyasa değeri yaklaşık 500 milyon euro. Benfica 600’ü zorluyor. Ligimizin en değerli takımı Galatasaray ise 350 milyon bandında.
Küçücük bir ülkenin ekonomisinin de futbol seviyesinin de bizden çok ileride olması üzücü. Tüm sorunlarımız birbiri ile ilişkili. Futbol, bu ülkenin içinde bulunduğu durumun bir prototipi. Vasatın yüceltildiği, ehliyetsiz insanların çok büyük koltuklarda oturduğu bir manzarada farklı sonuçlar beklemek naiflik. Gazetecisinden yöneticisine, akademisyeninden tüccarına ne zaman eğitim seviyemizi artırır, işimizde uzmanlaşır hatta ustalaşır ve en iyi şekilde o işi yapmaya çalışırsak, o zaman ülkenin tüm alanlarında bir atılım görürüz. Diğer türlü benzer hayal kırıklıkları kaderimiz olur.
Sosyoloji, ekonomi, spor ve marka ilişkisi, düşündüğümüzden çok fazlası…