Dünya Kupası'nda yaşadıklarımız, bir kez daha acı gerçeği suratımıza çarptı: İşinin ehli olmayan insanlarla sonuç üretemezsiniz. Özellikle dünyanın dört bir yanından en iyilerin buluştuğu bir arenada başarılı olamazsınız. Metaforik anlamda orası, kıran kırana bir savaşın yaşandığı Kolezyum'dur. Çaylakları sağ çıkarmazlar. Şans yetmez. Çekirge en fazla üç sıçrar ve biz o hakkımızı play-off maçlarında kullandık.
Hâlâ gaz vermekle, boyunu aşan hedefler göstermekle, slogan ve manipülasyonlarla idare edeceğimizi sanıyoruz. Başarısızlığı kabul edip özür dilemek, sonucun nedenlerini tespit etmek yerine hâlâ topu taca atıyoruz. Hâlâ gerçekle yüzleşmekten kaçıyor, bahanelere sığınıyoruz. Teşhis yoksa, tedavi de edemezsiniz. Hastalıklı hâlimiz düzelmez ve biz bu utanç verici manzaraları görmeye devam ederiz.
Uruguay Teknik Direktörü'nün yaptığını yapmak çok mu zor? Başarısız olan makamı bırakır. İstifanın da bir hizmet olduğunu neden anlamıyoruz? Senden sonra başarının gelmesi için yolu açman gerekir. Hiçbir şahıs, kurum ya da odak, milletin karşısında duramaz. Zamanında bırakmayanlar gün geçtikçe daha zor duruma düşer, giderek yalpalar ve eninde sonunda devretmek zorunda kalır. Onurlu bir veda dururken direnmek, inatlaşmak ve tüm kamuoyuyla savaşmak yersiz bir enerji ve zaman kaybı. Belki futbol kulüplerindeki hizipleri istismar ederek oralarda bir süre kalabilirsiniz ama millî takım tüm Türkiye'yi ilgilendirir. Zedelediğiniz, yalnızca bir taraftarın değil; bir ulusun ve her bir vatandaşın onurudur.
Tarihi, günü ve geleceği ile kocaman bir ülkenin bu hâllere düşürülmesi, gerçekten çok yazık. Tüm bir milleti temsil eden koltukları, eğitimi, vizyonu ve azmiyle görevi hak eden yetişmiş vatan evlatları doldurur.
Örneği futboldan veriyoruz ama kolketif başarının gelmesi ve ekonominin büyümesi için eğitimden sağlığa, özel sektörden kamuya kadar her alanda en nitelikli insanların istihdam edilmesi gerekir. İnovasyon, Ar-Ge, markalaşma, global rekabet ve kalıcı başarı ancak alanının en iyileriyle mümküm. Bu insanları yetiştirmeliyiz. Yetişmiş olanları daha da yetkinlendirmeli, layık oldukları makamlara getirmeliyiz. Eksik olduğumuz alanlarda, insan yetiştirene kadar gerekirse yurt dışından uzman getirmeliyiz. Bu profiller için cazip bir ülke olmak zorundayız.
Örneğin santrforumuz yoksa pekâlâ Afrika ve Balkanlar başta olmak üzere komşu ülkelerden oyuncu transfer edebilirdik. Ukrayna, Kosova, Somali, Libya, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerden, kendi ülkesi Dünya Kupası'na katılamadığı için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak böyle küresel bir vitrinde oynamak isteyecek yüzlerce futbolcu bulunabilir. Örneğin Trabzonsporlu Paul Onuachu. Millî takımımızın oyun yapısına uygun çok iyi bir santrfor. Nijerya Millî Takımı'nda değil. Türkiye'yi ve Türk insanını tanıyor. Kendisine böyle bir davet yapıldı mı?
Bu benim işim değil. O makamları işgal edenler, bu ve benzeri alternatifleri çalışmalıydı. İşinizin ehli değilseniz hiçbir şeyi etkili çalışmazsınız. Çalışsanız bile sonuç üretemezsiniz!...
Not: Yoğun bir dönemin ardından kısa bir yaz molası zamanı geldi. Yeni sezonda görüşmek üzere.