Pekin’e doğrudan bağlı olmayan en büyük “özel” Çinli otomotiv devi Zhejiang Geely Holding Group'un küresel satışlarını 2030’da 6,5 milyonun üzerine çıkarma yolunda uluslararası genişleme planlarıyla Avrupa'da üretim kararı alması, an meselesi. Sektör kulislerinde konuşulan "4+1" formülünde Türkiye'nin stratejik bir joker olarak masada olduğu bilgisi, son dönemde somut verilerle güçleniyor.
Geely'nin Avrupa'da üretim yapma zorunluluğu aslında bir tercih olmaktan çıktı. AB'nin Çin'den ithal elektrikli araçlara getirdiği ek gümrük vergileri, Geely markalı araçları yüzde 28,8 gibi rekabet gücünü zayıflatan bir maliyet yüküyle karşı karşıya bıraktı. Bu duvara ve karşı da tek seçenek, “yerelleşme stratejisi" cevabı olabilir. Ancak Geely yöntemi, sıfırdan fabrika kurmaktan ziyade, Malezya’da Proton ve Brezilya'da Renault ile yaptıkları başarılı ortaklık gibi mevcut üreticilerle "kapasite paylaşımı" modeline dayanıyor.
İşte tam bu noktada Türkiye devreye alınırsa; Gümrük Birliği sayesinde AB pazarına sıfır vergiyle erişim imkanı, Avrupa'ya açılan bir lojistik kapı olacaktır. Üstelik Türkiye’nin "büyük ve stratejik bir pazar" olarak tanımlanmasının yanında elektrikliler için 20 servis kurma zorunluluğundan başlayan Türkiye’nin kendi “iç duvarları”nın da aşılması da söz konusu…
Geely, Türkiye'de pazarın iki temel dinamiğine göre ÖTV dilimleri ve kurumsal filo taleplerine uygun "çift hatlı üretim" stratejisiyle tam elektrikli Zeekr, Smart veya Volvo'nun EX serisi gibi modellerininin yanında Geely ve Lynk&Co'nun güçlü olduğu 1.5 litre turbo hibrit motorlu plug-in hibrit modellerini üretebilse, hem bireysel kullanıcıların bile tercihi olabilir, hem de uzun vadede Avrupa ihracatının lokomotiflerinden biri olabilir.
Türkiye'de "Neresi?" sorusunun da cevabı, sektörün tüm dinamiklerinin buluştuğu Kocaeli öne çıkıyor. Kocaeli, adeta bir "tedarik koridoru" olarak, dev yan sanayinin tamamının toplandığı Marmara’nın en yoğun kavşağı…Böylece olası Geely fabrikasının bu tedarikçilere en fazla 1 saat uzakta kalarak, otomotiv sanayisinin altın kuralı "tam zamanında üretim" için biçilmiş kaftan.
Körfez ve Derince limanlarının dev araç lojistik merkezleri olması da, maliyetlerini ciddi oranda düşürecektir. Ayrıca bölgenin Ford Otosan ve Hyundai gibi dev üreticiler sayesinde yıllardır biriken otomotiv kültürüyle yoğrulmuş nitelikli beyaz ve mavi yakalı iş gücüne de ev sahipliği yapması, Geely'nin adaptasyon sürecini hızlandıran en önemli faktörlerden biri olabilir.
Gebze, Dilovası ve İMES gibi organize sanayi bölgeleri, İstanbul'a yakınlığı ve iki büyük otoyol aksının kesiştiği noktada olmasıyla Geely'nin "mevcut ekosistemin içine girme" stratejisine mükemmel uyum sağlıyor.
Ayrıca Renault ve Oyak-Horse ile hali hazırda olan motor ve şanzıman ortaklığı gibi, hazır bir ekosistemin içine konumlanmayı tercih ederse, sıfırdan tedarik zinciri kurma derdinden de kurtulacak, mevcut tedarikçiler onun standartlarına hızla uyum sağlayacak ve yan sanayi rekabeti sayesinde maliyet avantajı yakalayacaktır.
Kocaeli'nde kurulabilecek bir Geely fabrikası, avantajlar zinciri potansiyeliyle, bakalım, 40 üretim ve montaj tesisine sahip Geely yönetiminin yatırım kararı içinde 41. nokta olabilecek mi?.. Bu arada Kocaeli’nin plakası da, 41!
