Geride kalan hafta ile birlikte ABD’de tarihin rekor uzunluktaki kapanış sürelerinden birisi nihayet son buldu. Bu esnada daha önceki analizlere paralel fikir yürüten kesimlerin çoğunluğu tarihin tekerrür etme ihtimalinden hareketle birçok kez ters ayakta yakalansa da büyük oranda piyasaların çok ciddi tepki göstermediği bir süreç izlendi. Hükümetin yeniden açılışı ile birlikte ise farklı kanallar üzerinden çoklu soru setine yanıt arama çabaları belirdi. Çok değil 1 hafta önce makro verileri göz ardı etmekten yana tavır takınan işlemci ve yatırımcı kesimi, verilerin yeniden su üzerine çıkacak olmasının yaratmaya başladığı gerginlikten etkilenir bir hal takınıyor. Sürpriz olmayacak şekilde en fazla önemsenen kalem ise istihdam piyasasının nasıl seyrettiği sorusuna yanıt bulmak olacak. Beyaz Saray yetkilileri, ekim verisinin belki de hiç açıklanmayabileceğinden söz etmeye başladılar bile. Açıklansa dahi işsizlik oranı muamma olmaya devam edecek. Bu da Fed’in elini kolunu biraz daha bağlayacak ki denklemin çıkış noktasında bu, mutlaka, piyasaya da sirayet edecek. Kaçınılmaz son olarak.
Amerikan doları alıcılı. Dolar endeksi bir süredir 100.00 sınırındaki psikolojik seviye etrafında salınıp duruyor. EURUSD parite 2-3 ay öncesi kadar güçlü değil. Fed’e dair belirsizlik var. Yöneticilerden gelen açıklamalar, aralık ayı faiz indiriminin kesin olmadığına işaret ediyor. Bu da kısmen gerginlik yaratıyor. Faizler cephesi o denli gergin olmamakla birlikte, likiditenin sıkışma ihtimaline karşı farklı senaryolar dile getiriliyor. Çok ama çok başarılı bir yıl geçiren global hisse senetleri açısından yılın nasıl kapanacağından ziyade son dönemeçteki seyir herkesin soru işareti.
Açıkçası yılın tamamlanmasına 2-3 hafta gibi çok kısa bir süre kaldığını düşündüğümüzü ‘önceki yıllarda olduğu üzere’ takvimsel olarak dile getirmeye başladık. 2025, Türk varlıkları dışındaki tüm dünya açısından son derece pozitif geçti. Elbette her zamanki gibi her ülke finansal varlığı kendi evreninde fiyatlanma durumunu korudu. Ancak, 2025, Türk hisse senetleri açısından son derece sıkıntılı geçti.
Türkiye’ye dair konuşmaya başlamışken... 3Ç finansallarını geride bıraktık. İzin alanlar dışında solo ve konsolide finansalların açıklanma süreci tamamlandı. 2Ç’den 3Ç’ye geçerken rakamların anlattıklarına dair en önemli detayın, şirketler kesimindeki maliyet kısıntıları ve marjları koruma çabası olduğundan bir önceki yazımızda söz etmiştik. Hâlâ aynı noktadayız. Muhtemelen 4Ç rakamları 3Ç’den daha iyi olacak. Ancak, bu noktada, ‘iyi’ kavramını nasıl tanımladığınız yatırımcı kişiliği özelinde değişim gösterecektir. Enflasyondaki seyir ve TCMB’nin 2026’nın ilk yarısında çok daha muhafazakar bir tavır takınma ihtimali, bu olasılıktan yana çizgiye girmese dahi şirketler kesiminin finansal anlamda rahatlama ihtimalindeki zayıflık ya da ‘şiddetinin düşüklüğü’ başlığı, alternatif getirilerdeki yüksek seviyelerin azalmakla birlikte korunacağına dair düşünceyi güçlendiriyor. Bu da dış dünyadan ayrışmamıza neden oluyor. Bir diğer husus da çoğunluk piyasa profesyonelinin son 2-3 yılda işaret ettiği üzere, BIST ana endeksi üzerinde son yıllarda artan farklı ve yeni şirketlerin ağırlığı kaynaklı dönemsel bazda yaşanan volatilite ve baskının yatırımcıları bezdirmesi. Tüm bunları bir araya getirdiğimizde 240-250 $ etrafında salınıp duran bir borsa endeksi ve enflasyona karşı hedge çaresini diğer alternatif getiri kapılarında arayan yatırımcılarla karşılaşıyoruz.