Martın ortasında piyasalar açısından belirmeye başlayan sınırlı iyimserlik, nisandaki ivmelenmenin ardından mayıs ayında da korundu. Geride kalan ayda global hisse senetleri %5 primlendi. Bu, ikinci ayda da yükseliş anlamına geliyor.
Jeopolitik gündemin gölgesinde Mayıs ayını da geride bıraktık. Böylece şubatın hemen sonunda başlayan ‘müthiş belirsizlik süreci’ üçüncü ayını da tamamlamış oldu. Gelinen noktada kısmen stres azalışı, kısmen belirsizlik azalışı, kısmen de devam eden riskler ve bilinmeyenler var.
Bugün itibarıyla gürültüdeki azalışa rağmen ne kadar daha devam edip hayatımızı meşgul edeceğini kestirmek güç. Doğrudur, mart ayındaki bilinmezlik durumu söz konusu değil. Devam eden görüşmelerin ve karşılıklı yorulma durumunun piyasa işlemcileri nezdinde getirdiği sakinlik kısmen iyimserlik yaratıyor. Ancak, henüz tüm bunların öncelikle bölgesel, devamında ise global ekonomiye yansımaları noktasında tam olarak kestirim yapabilecek bir pozisyonda değiliz. Yakın zaman içerisinde aralarında IMF’nin de diğer merkez bankalarının da yer aldığı kesimler tarafından farklı birçok senaryo etrafında şekillenen akıl yürütmeleri takip edildi. Açıkçası hiç de fena değillerdi. Ancak, her zaman olduğu gibi, para ve sermaye piyasalarının kendi içerisinde, yatırım işlemleri ile reel dünyanın da birbirinden ayrışması, kısmen farklı revizeleri gündeme getiriyor.
Martın ortasında piyasalar açısından belirmeye başlayan sınırlı iyimserlik, nisandaki ivmelenmenin ardından mayıs ayında da korundu. Geride kalan ayda global hisse senetleri %5 primlendi. Bu, ikinci ayda da yükseliş anlamına geliyor. Benzer eğilimleri gelişmekte olan ülke varlıklarından Avrupa ve Asya’ya dek farklı noktalarda görmek fazlasıyla mümkün. Bahse konu davranış değişiminde barış görüşmelerine yüklenen yüksek iyimser beklentiler kadar tıpkı siyasetçiler kadar işlemcilerin de yorgun olmasının şüphesiz etkisi var. Teknik tarafta ise, ABD tahvil faizlerindeki yükselişin kısmen hız kesmesi ve son yılların bitmek bilmeyen fiyatlama motoru konumunda AI fırtınasının etkileri hala bizimle. AI demişken; bu tarafa yönelik yapılan yatırım harcamaları ile bunların geri dönüşlerine yönelik endişeler zaman zaman belirse de henüz ‘alev’ aşamasına gelmekte başarılı olamıyor. ‘Teknoloji’ ve temelinde ‘AI’ üzerinden pozisyon alma düşüncesi ve isteği cazibesini koruyor.
Bilinmezliğin tam göbeğinde enerji fiyatları, onun merkezinde petrol fiyatları, çevresinde ise enflasyon beklentileri ve para politikasının gidişatı yer alıyor. Avrupa’da da tartışılıyor, ABD’de de, Türkiye’de de. Tek fark, enflasyon tartışmalarının başlangıç noktalarındaki seviyeler ve geleceğe yönelik beklentiler. Ayrışma burada oluyor.
Global arz-talep dengesinin bir noktada yüksek fiyatlar ve hasar gören altyapı tesisleri kaynaklı açığa düşeceği aşikar. Bilinmeyen bir durum değil ki savaş öncesinde de arz fazlası zaten konuşulan bir konuydu. Ancak, kısa vadede petrolün aylık %20 düşüşü ve yakın dönem zirvelerinden çekilişi, kuşkusuz pozitif. Bilhassa aralarında bizim de olduğumuz ithalatçı konumdaki ülkeler açısından. Ancak, son 3 ayın girdi maliyetlerindeki artış ve muhtemelen birkaç ay daha devam edecek gidişat da bizimle kalmaya devam edecek.
Piyasa fiyatlamaları yurt dışı taraf için sadece AI teması etrafında şekillenmeye devam ediyor. ABD’de güçlü kalmaya devam şirket kârlılıkları yatırımcılar açısından yüksek ilgi görüyor. Ancak, tahvil faizleri ve üç haneli seviyelerin sınırındaki Amerikan doları fiyatlaması kısmen farklılaşma ve temkin durumu yaratıyor. Yurt içi varlıklar ise genel olarak emsalleri ile birlikte fiyatlama isteğinde olsa da gündem açısından ayrışıyor. Bu da BIST’te temaların farklılaşmasına neden oluyor. Örneğin geride kalan ayda henüz şirket bilançoları destekler pozisyonda yer almasa da sanayi kesimi %1 düşüşle bankacılıktaki %9 değer kaybına kıyasla kuvvetli kalmayı başardı. Elbette burada kimi şirketlerin ağırlıkları da etkendir; ancak, genel resimde çok fazla değişim yaratmaz. Düşüncemiz, enerji fiyatlarındaki geri çekilme-normalleşmenin korunduğu ortamda Türk varlıklarında sınırlı da olsa iyimserliğin yeniden belirmesi. Kalıcılığı ve boyutu ise gündem ile şekillenecek.