Piyasaların nisan ayı ortasından bu yana fiyatlama çabası içerisine girdiği konu, nihayete ermek üzere: henüz ortada kesin bir barış anlaşmaması olmamakla birlikte, 60 günlük süre ile birlikte çok daha ciddi bir aşamaya geçişe hazırlanılıyor. Başkan Trump’ın ve Pakistan’ın yaptığı hafta sonu açıklamaları, kısa vadeli iyimserliği destekliyor. Hafta başlangıcı, spot Asya işlemleri ve vadeli endeks fiyatlamalarında primlenmelere işaret ederken, tahvil faizlerinde ve diğer risk göstergelerinde geri çekilişlere imkan tanıdı. Elbette en kritik kısım olan emtia grubunu da dahil etmekte fayda var. Başta petrol kontratları olmak üzere, maliyetlerdeki artışı yansıtan ürünlerde %4-5 seviyelerinde aşağı yönlü fiyatlamalar söz konusu.
Hikayenin buradan sonraki kısmını biraz beyin fırtınası yaparak biraz da tersten bakarak ilerletmek şüphesiz ki fayda sağlayacaktır. İlk olarak, gelişmelerin ne kadarlık kısmının ‘sürpriz’ olarak adlandırılabileceği ile başlayalım. Neredeyse tamamı, bilinen, beklenen ve fiyatlanan pozisyonda. Ancak, genele yayılım kısmı tartışmaya açık. Örneğin, Şubat sonundaki çatışma sürecinden cuma kapanışına dek majör endekslerin lokal para birimi cinsleri üzerinden performanslarına baktığımızda, AI fırtınası etrafındaki fiyatlama eğiliminin barış görüşmelerinden çok daha ağır bastığını görüyoruz. S&P 500’de %8’lik yükseliş gerçekleşirken, bölge ülkesi konumundaki ve süreç içerisinde kısmen de çatışmalardan etkilenen Suudi Arabistan’da ana endeks %5 değer kazanıyor. Asya’da gösterge olarak kabul edilebilecek olan NKY 225 %12 yükselirken, KOSPI ise (AI fırtınasının diğer önemli ayağı) %30 artıda karşımıza çıkıyor. Gelişmekte olan ülkeler sepetini de %7’ye yakın artıda buluyoruz. Ancak, henüz faiz artırımına gitmiş olan Avrupa’nın kalbindeki Almanya’da DAX endeksi EUR cinsinden %3’e yakın gerilerken, USD performansı ise %5’e yakın kayıpta. Çin’de Hang Seng’i de %8’e yakın geri çekilmede karşıladığımızı da ekleyelim. İçeride BIST 100 endeksi USD cinsinden %3,5 değer kaybederken, TL’de ise %2’ye yakın artı performans söz konusu.
Görüldüğü üzere, bilhassa hisse senetleri tarafında gelişmelerin bir kısmı fazlasıyla önden satın alınırken, geride kalanların kendi hikayeleri ile ayrıştırılmaları ve buna göre değerlendirilmeleri çok daha önem arz ediyor. Global tahvil faizlerinin ve para politikalarının yön aradığı bir dönemde son 1 ayda savaşın birincil etkilerinin ne denli dikkat çekici olarak değerlendirildiği elbette tartışma konusu. Vakit kaybetmeden buradan sonraki süreç için ikincil ve yan etkilere biraz daha kafa yormak daha mantıklı olacaktır.
Petrol önderliğinde emtia ürün gruplarındaki fiyat artışlarının kayda değer bir kısmı piyasaların etkisi ile spekülatif pozisyonlanmanın bir sonucu. Ancak, çatışma sürecinde hasar alan ve üretimden 2-3 yıllığına çıkacak, yeniden aynı noktaya dönmesi uzun zaman alacak tesisler olduğu da bir diğer gerçek. Bu noktanın ardından, ilk birkaç günlük ‘parti havası fiyatlaması’ ile birlikte klasik arz-talep dengesine dönüşü ve buna paralel gelişmeleri takip edeceğimizi unutmayalım. Bununla birlikte, girdilerdeki maliyet artışlarının en az 1 çeyrek daha, bu şiddette olmasa da hayatımızda yer edineceğini de ekleyelim. Kademeli şekilde normalleşme sürecini izleyecek ve fiyatların ne noktada ilk heyecanı atması ile birlikte denge arayışına gireceğini takip edeceğiz. Bu aşamada en önemli handikap ise, yaklaşan yaz sezonu ve yüksek hareketlilik olacak.
Gelişmeler, kuşkusuz bölge ülkesi konumundaki Türkiye ve lira cinsinden varlıklar için de önem arz ediyor. Pozitif yansımasını beklemek kadar doğal bir çıktı yok. Ülke risk primindeki geri çekilme ve bunun varlıklara olan ilgiyi yeniden kademeli şekilde desteklemesi, senaryolar arasında öne çıkıyor. Ancak, yüksek çift hane enflasyon, beklentiler ve para politikasının bekle-gör pozisyonuna geçişi, normalleşme-dengelenme sürecini bizler için de hayati önemde kılıyor. İzlenecekler listesinin ilk sırasında, TCMB’nin haftalık repodan fonlamaya dönüş zamanlaması yer alıyor. Bunu takiben, son çeyrek ile birlikte 3 PPK toplantısında kademeli faiz indirimlerine dönüş gayet makul bir beklenti. Bununla birlikte, piyasa beklenti ve fiyatlamalarının da bu eksende oluşması tabii ki.