2026, birçok finansal varlık açısından 2025’in kapanışı paralelinde iyimserlik ve fiyatlama momentumu eşliğinde başladı. Yurt dışı varlıklar, bir kez daha, ABD önderliğinde güçlü seyrediyor. Geride kalan haftada S&P 500 %2’ye yakın yükselişle takip edilirken, ABD’yi ayıklayarak baktığımız global endekslere ait performansı %1,42’de izledik. Böylece üçüncü hafta da olumlu kapanışa işaret etti. Her ne kadar zayıf USD teması devam etse de ABD tahvilleri tarafı dalgalı seyrini koruyor. Bunun, farklı gerekçelerini, yakın zamanda yayımladığımız 2026 Strateji Raporumuz içerisinde detaylı şekilde sesli düşündüğümüzü ekleyerek konuyu ilerletelim.
2025 paralelinde hareket eden bir diğer başlık ise jeopolitik risklere ait. Venezuela’da hızlı şekilde gerçekleşen gelişmeler ile başlanan yılın ardından, İran’daki protestolar ve Suriye’deki haber akışını bölge ülkesi olmamız nedeniyle yakından izliyoruz. Bizim ölçeğimizde konulara hassasiyet göstererek takipte kalan piyasa temsilcileri çok fazla olmadığından, global gündemi ne denli meşgul ettiği ile paralel piyasa ağırlıklarına sahip oldukları gerçeğini unutmamakta fayda var. Ancak, gerek Venezuela gerekse İran’daki gelişmeler, petrol fiyatlarındaki git-gel durumunun 2026’da hayatımızı meşgul eder pozisyonunu muhafaza edeceğini fazlasıyla düşündürüyor. Elbette ABD’nin vereceği tepkilerle birlikte. Genel yaklaşımımız, zayıf petrol fiyatları eğiliminin korunması, yüksek volatilitenin devamı.
Tepki demişken. Hafta başlangıcının en önemli ve ilginç gelişmelerinden birisi, Fed Başkanı Powell’a yönelik başlatılan hukuki süreci bizzat Başkan’ın ağzından öğrenmemiz oldu. Bu yazının kaleme alındığı dakikalarda kısmen hisse senetleri tarafı satıcılı, USD zayıf ve güvenli liman arayışının ağırlıklı değerli metaller üzerinden şekillendiği bir görüntü söz konusuydu. Ne ölçekte devam edebilir olacağını ve piyasa tepkisini zaman gösterecek. Ancak, gelişmiş ülke yatırımcılarının gelişmiş ülkeler nezdinde hiç alışık olmadığı bambaşka bir süreç yaşandığı su götürmez bir gerçek. Gelişmekte olanlar tarafı farklı dönemler ve örnekler nezdinde konuya hakim olduğundan, gösterecekleri tepkiler de farklılaşabiliyor. Nette Fed açısından alışılmadık ve sıra dışı bir başlık olmasının yanında artık global merkez bankacılığının da ne kadar zorlu bir patikada ilerlediğini ve alınan/alınacak kararların uygulanma zorluklarını ortaya koyması açısından acı ama değerli bir örnek.
Yerel varlıklardaki başlangıç da son derece güçlü. Hisse senetlerinde, finansal sonuçlara ve tahvil faizlerindeki gerilemeye gecikmeli pozitif tepki görüyoruz. Yılı tamamlamadan önce haksız şekilde baskılanan bankacılık sektörü hisseleri önderliğinde başlayan iyimserliğin kısmen de olsa genele yayılmayı başarması, TL bazlı rekor, USD bazlı da önemli direnç seviyelerine gelinmesine zemin hazırladı. Türk Hazinesi’nin bir kez daha doğru zamanlama ile GOÜ evrenindeki borçlanma ortamı uygunluğunu kaçırmaması, dış finansmana erişim ve kolaylık açısından oyun alanı genişlemesinin devam ettiğini gösteriyor. 2026’da politika faizindeki gerileme ile birlikte dış finansal koşulların da sağladığı rahatlık, yurt içi likiditeyi ve maliyetleri olumlu anlamda etkileyecek ve kısmen rahatlama sağlayacak. Bu nedenle temkinli iyimser pozisyonumuzu devam ettiriyoruz.