Yatırımcılar üç farklı senaryo etrafında toplanıyorlar. İlk senaryoda; İran’daki bir rejim değişikliğinin Orta Doğu’da altın bir çağ başlatacağı düşünülüyor. Amerikan varlıklarının rakipsiz kalacağı öngörülerek, mevcut fiyat düşüşleri birer alım fırsatı olarak değerlendiriliyor. İkinci yaklaşım; tarafların ekonomik menfaatleri doğrultusunda yeni bir düzen kuracağını, böylece çeşitli sorunlar çıksa dahi bir felaketin önleneceğini savunuyor. Karamsar tarafta kalan son grupsa, yakıt stoklarının tükenmesi ve tarımsal arzın durma noktasına gelmesiyle dünya ekonomisinin bir yıkıma sürükleneceğini ileri sürüyor.
Bunlar için belirleyici olan, Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin normale dönüp dönmeyeceğidir. Boğaz dünyanın en pahalı gişesine dönüştü. İran, geçen her gemiden 2 milyon dolar tahsil ediyor. Haftada 30 gemiden, hazineye 60 milyon dolar kalıyor. Ek olarak, ülkenin petrolü savaş öncesinde 45 dolardan alıcı buluyordu. Satış fiyatı bugün 100 doların üzerine çıktı. Kasasına her gün milyonlarca doların girdiği bir yönetimin, ABD’nin istediği şartlarda ateşkes masasına oturması zor olabilir.
Diğer taraftan piyasalarda; doların güçlenmesi, tahvil faizlerinin yükselmesi, borsa endekslerinin zayıflaması, petrol fiyatının artması, Fed’in faiz indirimlerini ertelemesi gibi Trump’ın hiç istemediği olaylar yaşanıyor. Başkan’ın savaşı körükleme tercihi, hedeflediği ekonomik tablodan her geçen gün biraz daha uzaklaşmasına neden oluyor.