İMAM GÜNEŞ
Küresel ticarette sürdürülebilirlik ve hızın belirleyici hale geldiği yeni dönemde ambalaj sektörü de dönüşüm sürecinden geçiyor. Avrupa Birliği düzenlemeleri, değişen tüketici beklentileri ve artan maliyet baskısı sektörün rekabet dinamiklerini yeniden şekillendirirken, ihracatçıların odağı katma değerli ve çevreci üretime kayıyor.
2025 yılı itibarıyla ihracatın 7,3 milyar dolara yükseldiği sektörde miktar bazında da artış sürerken, ihracattaki artışın ithalatın üzerinde gerçekleşmesi dış ticaret fazlasını 3 milyar doların üzerine taşıdı. Sektör temsilcileri bu büyümenin kalıcı olması için lojistikten ham maddeye, geri dönüşümden dijitalleşmeye kadar çok boyutlu bir dönüşüm gerektiğine dikkat çekiyor.
Ambalaj sektörünün mevcut durumunu EKONOMİ gazetesine değerlendiren Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Başkanı Zeki Sarıbekir, büyümenin sürdüğünü ancak rekabetin niteliğinin değiştiğini vurguladı. 2024 yılında 6,94 milyar dolar olan ihracatın 2025 sonunda 7,3 milyar dolara yükselerek yüzde 5 arttığını kaydeden Sarıbekir'in sektöre yönelik değerlendirmeleri şöyle:
Rekabet artık hız ve sürdürülebilirlik üzerinden
Miktar bazında toplam ambalaj ihracatı yüzde 7 artışla 3 milyon 416 bin tona çıktı. Plastik ambalajlar yüzde 64 pay ve 4,67 milyar dolarlık değer ile ilk sıradaki yerini korudu. Kağıt ve karton ambalajlar yaklaşık 1,74 milyar dolarlık ihracatla yüzde 24 pay aldı. Metal ambalaj ihracatı 618 milyon dolar, cam ambalaj ihracatı ise 229 milyon dolar oldu.
Sektörün pazar dağılımına baktığımızda Birleşik Krallık, Almanya, ABD, İtalya ve Irak’ın öne çıkan ihracat pazarları olduğunu görüyoruz. Avrupa Birliği ülkeleri sektörün en büyük pazarı olma özelliğini koruyor. Bugün rekabet yalnızca fiyat üzerinden yürümüyor. Avrupa pazarı kaliteli ürünü daha hızlı ve sürdürülebilir koşullarda talep ediyor. Bu nedenle lojistik altyapımızı güçlendirmemiz gerekiyor. Avrupa’da kurulacak dağıtım merkezlerine demiryolu ve denizyolu bağlantılarıyla entegre bir model ihracat hızımızı ciddi biçimde artırabilir.
Dış ticaret fazlası büyümeyi destekliyor
İthalat tarafındaki gelişmeler incelediğimizde, 2025 yılında ithalatın miktar bazında gerilediğini gözlemliyoruz. 2025 yılı sonunda ambalaj ithalatı miktar bazında yüzde 7 düşüşle 1 milyon 793 bin tona geriledi. Değer olarak ise 4 milyar 265 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. İhracattaki artışın ithalattaki artışın üzerinde gerçekleşmesi, dış ticaret fazlasının 3 milyar dolar eşiğini aşmasını sağladı. 2025 yılında dış ticaret fazlası yüzde 12,9 artışla 3 milyar 32 milyon dolara ulaştı.
Sektör net ihracatçı konumunu güçlendirdi. Bu performansın sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi gerekiyor. Ambalaj sektörü olarak üretim ve ihracat vizyonumuzu küresel rekabet gücümüzü perçinleyecek stratejik bir dönüşüm süreci olarak konumlandırıyoruz. Ham madde politikalarıyla ilgili üretim iştahını destekleyen düzenlemeler sektörümüz için kritik öneme sahip.
Ham madde ve geri dönüşüm stratejik hale geliyor
Maliyet baskısı, rekabet gücünü doğrudan etkileyen önemli bir unsur. Küresel piyasada özellikle Asya kaynaklı daha uygun fiyatlı ham maddeye erişim mümkünken, maliyetleri artıran uygulamalar yerine üretimi destekleyen bir politika tercih edilmeli. Uygun maliyetli ham maddeyle üretip katma değerli ürünü ihraç etmek ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlayacaktır.
2026 ve sonrasında ambalaj malzemelerinin büyük bir kısmının geri dönüştürülebilir olmasını ve belirli oranlarda geri dönüştürülmüş içerik kullanılarak üretilmesini amaçlıyoruz. Çin’in yaptığı gibi kendi atığımızı kullanmayı teşvik etmemiz gerekiyor. Çin geri dönüşüm sanayisini geliştirmek için dünyanın plastik atığını satın alıp sanayisini geliştirip yavaşça sıfıra getirdi. Bunun için biz de ülkemizdeki toplamayı ve geri dönüşümü geliştirecek sistemlerle uğraşmalıyız. Bu noktada Yeşil OSB konusunu destekliyoruz. Buralarda üretilen ürünlerin de önü açık olacak.
Geri dönüşüm, ithalat bağımlığımızı azaltacak stratejik bir kaynak
İSO 9000 ilk çıktığında belgesi olmayanlar ihracat yapamıyordu. Gelecekte aynı şekilde karbon karnesi kötü olan ihracatçılar, ihracat yapamayacak hale gelecek. İhracatın artmasıyla bu durum birinci derecede paralel ilerliyor. Sürdürülebilirlik, çevreci üretim Türkiye’nin geleceği. Çevresel sürdürülebilirliği önceliğe aldığımız zaman hem lojistik hem üretim kalitesi hem de rekabet gücümüz gelişecek.
Geri dönüşümün stratejik bir kaynak olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Geri dönüşümü yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, ‘Sıfır Atık’ vizyonuyla örtüşen ve ithalat bağımlılığımızı azaltacak stratejik bir milli ham madde kaynağı olarak değerlendiriyoruz. Depozito Yönetim Sistemi’nin etkin işleyişi ve atık toplama altyapısının güçlendirilmesi ekonomik kazanımlar sağlayacaktır.
Yeşil dönüşüm rekabetin ana unsuru olacak
Sürdürülebilirlik başlığı sektörün geleceğini belirleyecek Sürdürülebilirlik artık tercih değil zorunluluk. Döngüsel ekonomi, geri dönüştürülmüş içerik kullanımı, karbon ayak izinin azaltılması ve enerji verimliliği sektörümüzün ana gündem başlıkları. 2026 ve sonrasında ambalaj malzemelerinin büyük bir kısmının geri dönüştürülebilir olmasını ve belirli oranlarda geri dönüştürülmüş içerik kullanılarak üretilmesini amaçlıyoruz.
Gelecekte karbon performansı ihracat açısından belirleyici olacak. Yeşil dönüşüm ve Yeşil OSB’lerin yaygınlaşması, Avrupa pazarındaki ‘vazgeçilmez tedarikçi’ kimliğimizi korumamız için hayati önem taşıyor. Net ihracatçı kimliğimizle ekonomimize sağladığımız döviz girdisini istikrarlı bir şekilde artırırken, demiryolu ve liman yatırımlarıyla güçlenecek lojistik altyapımızı da bu yoldaki en büyük stratejik desteğimiz olarak görüyoruz. Ambalaj sektörü olarak, Türkiye’nin küresel üretim merkezi olma hedefine en güçlü katkıyı sunmaya devam etmekte kararlıyız.
En büyük risk dönüşüme uyum sağlayamamak
Sektörün önündeki risk ve fırsatlara baktığımızda, dönüşüm sürecinin kritik olduğunu görüyoruz. Talep hacimsel olarak büyümeye devam ediyor; ancak tüketici beklentilerinin niteliği değişiyor. Artık yalnızca ürünü koruyan değil, çevreyi de koruyan ambalaj talep ediliyor. Avrupa’daki düzenlemeler sektör için bağlayıcı hale geldi. Şu anda sektör için en büyük risk bu dönüşüme uyum sağlayamamak. Ama bu bir yandan fırsatı da beraberinde getiriyor. Dönüşümü erken tamamlamak rekabette önde olmayı beraberinde getirecek.
Dijitalleşme, rekabet gücünü artıracak en önemli başlıklardan biri. Dijitalleşme ve yeşil dönüşümü birlikte ele aldığımız ‘ikiz dönüşüm’ yaklaşımı sektörün geleceğini belirleyecek. Yapay zekâ destekli üretim, enerji verimliliği ve izlenebilirlik sistemleri de rekabet gücünü artıracak diğer unsurlar arasında yer alıyor.
Rekabet gücü için yol haritası
Ambalaj sektöründe sürdürülebilir büyüme için yol haritasını paylaşan ASD Başkanı Zeki Sarıbekir, rekabet gücünü artıracak başlıkları şöyle sıraladı:
1- Ham madde politikası: Üretimi destekleyen ve maliyetleri optimize eden düzenlemeler sektörün dış ticaret fazlasını artıracak, rekabetçi fiyat yapısının korunmasına katkı sağlayacak.
2- Geri dönüşüm: Geri dönüşüm ithalat bağımlılığını azaltacak “milli ham madde” kaynağı olarak görülmeli, atıkların ekonomiye kazandırılmasıyla sürdürülebilir üretim güçlenecek.
3- Depozito sistemi: Depozito Yönetim Sistemi’nin etkin uygulanması atık toplama altyapısını güçlendirecek, geri dönüşüm oranlarının artmasına katkı sağlayacak.
4- Yeşil OSB: Yeşil OSB’lerin yaygınlaşması Avrupa pazarındaki rekabet için kritik önem taşıyor, sınırda karbon düzenlemelerine uyumu kolaylaştıracak.
5- Lojistik: Demiryolu ve liman yatırımlarıyla güçlenecek altyapı ihracat hızını artıracak, maliyetleri düşürerek yeni pazarlara erişimi kolaylaştıracak.
6- Pazar çeşitliliği: Avrupa ana eksen korunurken Amerika, Afrika ve Orta Doğu’da dengeli büyüme hedeflenmeli, riskler bölgesel çeşitlilikle azaltılmalı.
7- Dijitalleşme: Yapay zekâ destekli üretim ve izlenebilirlik sistemleri verimliliği artıracak, tedarik zinciri yönetiminde şeffaflık sağlayacak.
8- Enerji verimliliği: Yenilenebilir enerji ve verimli üretim sistemleri maliyetleri azaltacak, karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlayacak.
Dış ticaret fazlası 3 milyar doları aştı
Ambalaj sektöründe 2025 yılında ihracat 7,3 milyar dolara yükselirken, miktar bazında ihracat 3 milyon 416 bin tona ulaştı. Plastik ambalajlar 4,67 milyar dolar ile ilk sırada yer aldı. Kağıt ve karton ambalaj ihracatı 1,74 milyar dolar olurken, metal ambalaj ihracatı 618 milyon dolar, cam ambalaj ihracatı ise 229 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. İthalat miktar bazında yüzde 7 gerileyerek 1 milyon 793 bin tona düştü. Aynı dönemde dış ticaret fazlası yüzde 12,9 artışla 3 milyar 32 milyon dolara çıktı. Birleşik Krallık, Almanya, ABD, İtalya ve Irak en fazla ihracat yapılan ülkeler arasında yer aldı. Avrupa Birliği ülkeleri sektörün en büyük pazarı olmayı sürdürdü.
Döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik projelerine öncülük ediyor
Zeki Sarıbekir, Anadolu Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nden mezunu olduktan sonra eğitimine İngiltere’de devam etti. Bu eğitimin ardından yurtdışında iki yıl iki ayrı ambalaj firmasında çalışan Sarıbekir, 1996 yılında aile şirketi Sarten Ambalaj AŞ’de göreve başladı. 2017 yılından beri Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı olan Sarıbekir, Türkiye ambalaj sektörünün küresel rekabet gücünün artırılması, ihracatın geliştirilmesi ve sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürütmektedir. Uzun yıllardır ambalaj ve plastik sektöründe çeşitli sivil toplum kuruluşlarında aktif rol alan Sarıbekir, PAGEV ve TOBB bünyesindeki sektör meclislerinde görevler üstlenmiştir. Döngüsel ekonomi, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir ambalaj çözümleri konularında sektörün dönüşümüne yönelik projeleri desteklemektedir. Türkiye’nin ambalaj üretiminde bölgesel bir merkez haline gelmesi için yürüttüğü çalışmalar ve ihracat odaklı yaklaşımıyla tanınmaktadır.