Finansal kriz 2008’de piyasaları vurduğunda, devlet tahvilleri ve dolar ayakta kaldı. 2020’deki pandemide başlarda zorlanan dolar, piyasaların artan nakit talebiyle sonra toparlandı. 2025’teki gümrük tarifeleri şokunda, dolar ve hazine tahvilleri darbe yediler. Bugünkü savaşta, tahviller ‘‘sığınak’’ özelliğini gösteremiyor. Dolar dengeli gözüküyor. Altın sorgulanıyor. Dijital altın olduğu düşünülen Bitcoin, borsa endeksleriyle birlikte hareket ediyor. Yani ışık vermiyor. Yatırımcılar çalkantılı dönemlerde yeni dayanak noktalarına ihtiyaç duyuyorlar.
Batı merkezli finansal mimarideki çatlaklar belirginleşirken, Çin yıllar öncesinden hazırlıklarını yapmaya başladı. Washington'un 2019’da Çinli teknoloji şirketi Huawei'ye uyguladığı sert yaptırımlar, Çin için bir çeşit uyandırma servisi oldu. Köşeye sıkışan Şi Cinping yönetimi, bunu fırsata dönüştürdü. Dışa bağımlılığı en aza indirmeyi hedefleyen bir kalkınma hamlesi başlattı. Ekonomi, 2019 yılındaki savunmasız hâlinden sıyrıldı.
Çin, teknolojik bağımsızlık hamlesini finansal bir kaleye dönüştürmeyi hedefliyor. Borsayı bir refah yaratma aracı olarak konut sektörünün yerine koymak istiyor. Savaş başladığından beri ülkenin en kapsamlı endeksi sadece yüzde 3 geriledi. Dünya endekslerinden çok daha iyi performans gösterdi. Geleneksel güvenli limanların etkisiz gözüktüğü bu yeni düzende, Çin borsası bir aday olabilir. Yanı sıra, İsviçre gayrimenkul yatırım fonlarının, olan bitenden fazla etkilenmediklerini belirteyim.