Nisan ayı enflasyon verisi, fiyat baskılarının yeniden güç kazandığına işaret etti. Aylık enflasyon beklentilerin üzerinde gelirken, yıllık tarafta da yukarı yönlü risklerin canlı kaldığını görüyoruz. Özellikle enerji ve gıda tarafındaki maliyet baskısı, enflasyonun kısa vadede kolay kolay geri gelmeyeceğini gösteriyor.
Bu tablo yatırımcı açısından kritik bir kırılmayı da beraberinde getiriyor. Uzun süredir “güvenli liman” olarak görülen para piyasası fonları, stopaj etkisi de dahil edildiğinde son dönemde enflasyonun altında kalmaya başladı. Aylık bazda bakıldığında para piyasası fonlarının getirisinin enflasyonun gerisinde kaldığını, yılbaşından bu yana da benzer bir tablonun oluştuğunu görüyoruz. Yani yatırımcı için artık mesele sadece “risksiz getiri” değil, “reel getiri” haline gelmiş durumda.
Enflasyon üzeri getiri: Hangi temalar öne çıkıyor?
Bu noktada yatırımcıların yöneldiği alanlara baktığımızda, hem aylık hem de yılbaşından bu yana enflasyonun üzerinde getiri sağlayan temaların oldukça net ayrıştığını görüyoruz.
Aylık bazda öne çıkan temalar; teknoloji (yarı iletken, yapay zeka, blokzincir), enerji (özellikle nükleer ve alternatif enerji), tarım-gıda, petrol ve emtia tarafı olurken; hisse senedi fonlarında ise banka, BIST30, temettü, ihracatçı ve BIST100 dışı hisseleri içeren fonlar dikkat çekiyor. Buna ek olarak Avrupa, ABD, Çin gibi global temalara yatırım yapan fonlar ve değişken fonlar da bu dönemde enflasyon üzeri getiri üreten gruplar arasında yer aldı.
Yılbaşından bu yana baktığımızda ise tablo biraz daha sadeleşiyor. Petrol ve enerji teması net şekilde öne çıkarken, emtia ve tarım-gıda tarafı bu tabloyu tamamlıyor. Hisse senedi tarafında ise BIST30, temettü, teknoloji, sanayi ve savunma temalarının güçlü kaldığını görüyoruz. Teknoloji tarafında özellikle yarı iletken ve elektrikli araç teması global tarafta performans üretmeye devam etti.
Burada kritik soru şu: Bu getiriler ne kadar sürdürülebilir?
Teknoloji tarafında yükselişin temelinde yapay zeka ve veri merkezi yatırımları var ve bu tema uzun vadeli olarak güçlü kalmaya devam ediyor. Ancak son dönemde Fed’in faiz indirim sürecine ara verebileceği hatta daha sıkı bir duruşa geçebileceği beklentisi, bu temanın kısa vadeli momentumunu sorgulatıyor.
Petrol ve emtia tarafındaki yükseliş ise daha çok jeopolitik kaynaklı. ABD-İran hattında artan gerilim ve Hürmüz Boğazı riski, arz endişelerini öne çıkararak fiyatları yukarı taşıdı. Ancak olası bir ateşkes senaryosunda bu getirilerin hızla geri verilebileceğini de unutmamak gerekiyor.
Enerji tarafında ise daha yapısal bir hikâye oluşuyor. Hürmüz Boğazı kriziyle birlikte enerji arz güvenliği yeniden gündemin en üst sıralarına taşındı. Bu da sadece petrol değil, nükleer ve yenilenebilir enerji yatırımlarını da ön plana çıkarıyor. Bu nedenle alternatif enerji temasının önümüzdeki dönemde hem global hem yerel tarafta daha güçlü bir şekilde portföylerde yer alması şaşırtıcı olmayacaktır.
Tarım ve gıda tarafı ise daha sessiz ama güçlü bir tema. Artan maliyetler, iklim etkisi ve arz tarafındaki sorunlar, bu alanı uzun vadede enflasyon üzerinde getiri potansiyeli taşıyan kalemlerden biri haline getiriyor.
Borsa İstanbul: Tema var, endeks yok
Yurt içi piyasada ise farklı bir ayrışma görüyoruz. Endeks bazlı bir yükselişten ziyade, sektör ve tema bazlı bir hareket öne çıkıyor. Özellikle enerji, gıda ve teknoloji hisselerinde momentumun korunduğunu görüyoruz.
Ancak burada önemli bir risk var. Enflasyondaki yukarı yönlü riskler, faiz indirim sürecini geciktirebilir. Bu da özellikle banka ve holding ağırlıklı fonlarda daha dalgalı bir performansa yol açabilir. Yani hisse senedi tarafında da artık “endeks alırım yükselir” dönemi yerine, daha seçici olunması gereken bir döneme girmiş durumdayız.
Tam da bu noktada değişken fonlar öne çıkıyor. Çünkü bu fonlar, hisse senedi fonlarına kıyasla daha esnek bir yapıya sahip. Gerektiğinde hisse oranını düşürebiliyor, düşüş dönemlerinde daha defansif kalabiliyor ve farklı varlıklar arasında geçiş yaparak ek getiri yaratabiliyor.
Nitekim baktığımızda, hisse ağırlıklı değişken fonlar arasında aylık ve yılbaşından bu yana enflasyonun üzerinde getiri sağlayan birçok fon olduğunu görüyoruz. Üstelik bu fonların önemli bir kısmı %51 hisse senedi taşıdığı için, 1 yıl tutulduğunda stopaj avantajı da sunuyor.
Mayıs ayı: Likit kal, dağılımı koru
Önümüzdeki döneme baktığımızda piyasanın ana gündem maddeleri oldukça net: ABD-İran hattındaki gelişmeler, Fed’in duruşu ve teknoloji/yapay zeka teması global tarafta belirleyici olacak. Yurt içinde ise enflasyon verileri ve Merkez Bankası’nın Enflasyon Raporu sunumu yakından izlenecek. Bu başlıklar, volatilitenin yüksek kalmaya devam edeceğine işaret ediyor.
Özellikle mayıs ayında iş günü sayısının düşük olması, faiz içermeyen enstrümanların getirisini teknik olarak sınırlayabilecek bir unsur. Bu nedenle Mayıs ayı için strateji oldukça net görünüyor: Likit kal, ama tek yerde kalma.
Para piyasası fonları portföyün likidite tarafını korurken, değişken fonlar fırsatları yakalama imkânı sunuyor. Bu iki yapıyı birlikte kullanmak, mevcut belirsizlik ortamında en dengeli yaklaşım olarak öne çıkıyor.