HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Haziran ayı Meclis Toplantısında küresel ekonomi ve Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yılın ilk yarısını geride bırakırken küresel ekonomide risk algısının güçlü biçimde sürdüğünü söyleyen Seyit Ardıç, enerji ve lojistik maliyetlerinin gerilimlere her zamankinden daha duyarlı hale geldiğini kaydetti.
Çin’in 1990’lı yıllarda imalat sanayinde yüzde 3 olan payının bugün yüzde 30’un üzerine çıktığını bildiren Ardıç, Türkiye’nin payının yüzde 0.86’dan yüzde 1.3’e yükseldiğini, ülkemizin arzu edilen sıçramayı henüz gerçekleştiremediğini kaydetti.
Korumacılığın giderek arttığı dönemde sanayinin yeniden devlet meselesi haline geldiğinin altını çizen Ardıç, sanayisi olmayan ülkenin savunma ve diplomasisinin de uzun süre ayakta kalamayacağının görüldüğünü anlattı.
Yılın ikinci yarısına Türkiye ekonomisinin dezenflasyonun belirleyici eşiğinde girdiğini söyleyen Ardıç, bunun faturasını en çok sanayinin ödediğinin sahada görüldüğünü, büyüme verilerinin de bu tespiti doğruladığını belirtti.
“Alın teriyle kazanılan faize gidiyor”
Sanayi üretiminin büyümeyi yüzde 0.8 aşağı çektiğini dile getiren Seyit Ardıç, “Ekonomi büyüyor; ama bu büyüme üretimden çok tüketime dayanıyor. Kalıcı büyüme, tüketimden değil üretimden gelir.” diye konuştu.
Sanayideki ivme kaybının ISO 500 verilerine de yansıdığını vurgulayan Ardıç, asıl kırılmanın, mali yapılar, kârlılık ve finansman yüklerinde kendisini gösterdiğini bildirdi.
Ardıç, “Veriler, sanayicimizin daha çok üretip daha çok sattığını ama aynı oranda kâr edemediğini gösteriyor. Bugün büyük sanayi kuruluşlarımızda faaliyet kârının neredeyse tamamı, yaklaşık yüzde 85’i finansmana gidiyor. Yani sanayici alın teriyle kazanıyor, kazandığını faize veriyor; bu durum işletme sermayesini ve rekabet gücünü doğrudan kısıtlıyor” ifadelerini kullandı.
“Zor günler geçecek diye bekliyoruz ama rakamlar kalıcı hale gelme riskini gösteriyor”
Firmaların zor günler geçecek beklentisiyle, üretim, istihdam ve yatırımdan kopmamaya çalıştığını söyleyen Seyit Ardıç, “Ancak mevcut tablo bize, beklediğimiz o rahatlama döneminin bir türlü gelmediğini; aksine maliyet, finansman ve talep baskılarının kalıcı hale gelme riski taşıdığını gösteriyor” dedi.
ASO üyelerinin kârlılığında da erime yaşandığını dile getiren Ardız, “Son dört yılda reel kârlılık yüzde 30’a yakın geriledi. 2025 yılını üyelerimizin üçte biri yılı zararla kapattı. Son iki yılda zarar eden üye sayımız ikiye katlandı” ifadelerini kullandı.
Başkan Ardıç, ISO 500 listesine giren Ankara firması sayısının 50’den 53’e yükseldiğini kaydederken, bunların içinde yer alan ASO üyesi firmaları da kutladı.
“Sanayi yavaşlarken kredi büyüme hızının aşağı çekilmesi bizi düşündürüyor”
Türkiye’nin ihtiyacının üretim üzerinde baskının azalması, fiyat istikrarını kalıcı kılan ve büyüme kapasitesini koruyan bütüncül ekonomi politikası olduğunu söyleyen Ardıç, “Tam da sanayi yavaşlarken Merkez Bankası’nın kredi büyüme sınırlarını aşağı çekmesi bizi düşündürüyor. KOBİ kredilerinde aylık büyüme sınırının yüzde 5’ten yüzde 4,5’e, diğer ticari kredilerde yüzde 3’ten yüzde 2’ye indirilmesi, finansmana erişimin önümüzdeki dönem daha da zorlaşacağını gösteriyor” diye konuşu. Ardıç bu dönemde yeniden devreye giren TOBB nefes kredisinin çok değerli olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulan Sağlık Endüstrisi Başkanlığı raporunun çok önemli olduğunu belirten Seyit Ardıç, “Savunmada nasıl planlı bir yapı kurduysak, sağlıkta da aynı stratejik bakışı geliştirebiliriz. Güçlü bir koordinasyon ve yönlendirme yetkisine sahip bir “Sağlık Endüstrisi Başkanlığı”; tıbbi cihazdan biyoteknolojiye, ilaçtan tıbbi yazılıma, sağlık teknolojilerinden sarf malzemelerine kadar geniş bir alanda kamu alımlarını, yerli üretimi, Ar-Ge desteklerini, yatırım teşviklerini ve ihracat hedeflerini tek bir vizyonda birleştirebilir” dedi.