Merkez Bankasının bu hafta açıkladığı yılın ikinci Enflasyon Raporu, ekonomi politikaları açısından önemli bir kırılmaya işaret etti. Merkez Bankası, 2026 yıl sonu enflasyon hedefini yüzde 16’dan yüzde 24’e yükseltirken yıl sonu gerçekleşme tahminini de yüzde 26 olarak açıkladı. Üçüncü yılını geride bıraktığımız dezenflasyon programı için öngörülen yeni hedefler ekonomi programının seyri adına da önemli ipuçlarını içeriyor.
Öncelikle hedefteki artışın detaylarına bakalım…
Enerji ve gıda fiyatları en büyük risk alanı
Enflasyon hedefinde yapılan artışın en önemli etkeni enerji fiyatları kaynaklı oldu. Petrol ve doğal gaz fiyatlarında savaş kaynaklı yükselişin beklenenden daha uzun süre devam edeceği anlaşılıyor.
Bir diğer önemli değişiklik ise gıda fiyatlarına ilişkin beklentilerde görüldü. Hatırlanacağı üzere Merkez Bankası bir önceki Enflasyon Raporu’nda, olumlu yağış koşulları nedeniyle gıda fiyatlarında belirgin bir gerileme olacağını öngörüyordu. Ancak yılın ilk dört ayında taze meyve ve sebze fiyatları yüzde 56,6 artarak bu beklentinin oldukça üstünde gerçekleşti.
Üstelik savaşın sürmesi ve enerji fiyatlarının yüksek seyrini koruması halinde yalnızca taze meyve ve sebze değil, genel gıda fiyatlarında da yukarı yönlü baskının devam etmesi olası görünüyor. Ulaştırma maliyetlerindeki artış ile petrokimya ürünlerine bağlı ambalaj maliyetlerindeki yükseliş, gıda enflasyonunu daha geniş bir alana yayıyor.
Revizyona rağmen Merkez Bankası tahminleri iyimser tarafta
Merkez Bankasının değerlendirmeleri, enflasyonun mevcut tahminlerin de üzerine çıkabileceğine işaret ediyor. Bunu tetikleyen temel unsurlar ise şöyle sıralanıyor:
- Orta Doğu’daki savaş nedeniyle petrol ve doğal gaz fiyatlarının yükselmesi
- Küresel gıda fiyatlarındaki artış ve gıda arzında yaşanan bozulmalar
- Arz yönlü şoklarda artış
- Beklentilerde atalet
Özellikle arz yönlü risklerin artması, enflasyonla mücadelenin faiz politikasıyla yönetilmesini daha da zorlaştırıyor.
Para politikası duruşunda değişim olur mu?
Merkez Bankası yalnızca 2026 değil, 2027 yıl sonu tahmininde de önemli revizyona gitti. Bunun bir sebebini savaşın ekonomik etkilerinin daha uzun süreli olacağı yönündeki beklenti olarak okuyorum.
Ancak bu durum aynı zamanda para politikası duruşunda da bir değişikliği ima ediyor. Zira 2027 yıl sonunda yüzde 15’e götürecek duruş, bir önceki hedef olan yüzde 9’dan oldukça farklı patikaya işaret ediyor.
Burada dikkat çekici olan bir diğer unsuru da ekonomi yönetiminin, şokun büyüme üzerindeki olumsuz etkisini, enflasyona kıyasla daha az tolere edilebilir görmesi olarak okuyorum.
Ücret politikalarında revizyon kaçınılmaz olabilir
Enflasyon tahminlerindeki yukarı yönlü revizyon, ücret politikalarında güncelleme ihtiyacını da giderek artırıyor. Çünkü asgari ücret, emekli aylıkları ve kamu personeli maaş artışları belirlenirken esas alınan enflasyon varsayımları ile bugün ortaya çıkan yıl sonu beklentileri arasında ciddi bir fark oluştu. Bu farkın sosyal ve ekonomik etkileri önümüzdeki dönemde daha da artacaktır.
Kur politikası değişebilir mi?
Enflasyonun beklenenden daha yüksek gerçekleşme ihtimali, kur ve rezerv politikaları açısından da yeni bir denge arayışını gündeme getirebilir.
Yılbaşından bu yana reel kurda yaşanan hızlı değerlenme, ihracatçılar üzerinde ciddi maliyet baskısı oluşturdu. Özellikle tekstil sektörü başta olmak üzere birçok ihracatçı sektörün uzun süredir kur politikası konusunda serzenişte bulunduğunu görüyoruz. Yüksek enflasyon, önümüzdeki dönemde reel kurun seyrinde daha farklı bir yaklaşımın gündeme gelmesine neden olabilir.
Kamu maliyesinde yeni tedbirler gündeme gelebilir
Türkiye’nin görece düşük bütçe açığı ve kamu borç stokunun milli gelire oranı önemli bir tampon oluşturuyor. Ancak yüksek enflasyon ortamının yarattığı kamu giderleri ve Hazinenin borçlanma maliyetlerindeki artış, kamu maliyesi tarafında yeni tedbirlerin gündeme gelmesi ihtiyacını ortadan kaldırmıyor.
Yakın zamanda varlık barışı gibi gündeme gelen tedbirlerin önümüzdeki dönemde vergi kalemlerinde artış ve/veya kamu ödeneklerinde kesintiler olarak karşımıza çıkması olası görünüyor.
Özetle, Merkez Bankasının yaptığı enflasyon hedefindeki revizyonun etkilerini yakın zamanda ekonomi politikalarında görebiliriz.
