Klasik çok taraflılık yani “multilateralizm” zayıflarken, daha küçük, daha çevik, daha “çıkar temelli” ortaklıklar güçleniyor. WEF’in tarif ettiği bu yeni dönem, literatürde “minilateralizm” diye anılıyor: Herkesin aynı masada oturduğu büyük koalisyonlar dağılırken, belirli bir hedef için bir araya gelen küçük ittifaklar kuruluyor.
Dünyanın dili sertleşti. Bunu uzun bir süredir yazıyorum. Küresel boyutta, ticaret bariyerleri yükseliyor, güven eriyor, çatışmalar büyüyor. Küresel düzen dediğimiz şey, her gün biraz daha yorgun görünüyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) McKinsey iş birliğiyle yayımladığı Global Cooperation Barometer 2026, bu karanlık manzaranın içinde tek bir cümleyi özellikle vurguluyor: İş birliği bitmedi; sadece form değiştirdi.
Raporun en çarpıcı bulgusu şu: Genel iş birliği seviyesi son yıllarda büyük ölçüde sabit kalıyor, ancak iş birliğinin “omurgası” yer değiştiriyor.
Klasik çok taraflılık yani “multilateralizm” zayıflarken, daha küçük, daha çevik, daha “çıkar temelli” ortaklıklar güçleniyor. WEF’in tarif ettiği bu yeni dönem, literatürde “minilateralizm” diye anılıyor: Herkesin aynı masada oturduğu büyük konferanslar yerine, belirli bir hedef için bir araya gelen dar koalisyonlar ön plana çıkıyor.
Bu dönüşüm aslında bir tür “gerçekçilik” testi. Raporun alt metni şu: Dünya artık iyi niyetle değil, fayda hesabıyla iş birliği yapıyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in “soğukkanlı pragmatizm” dediği şey tam da bu: İş birliği, ancak karşılıklı kazanç üretirse hayatta kalıyor.
Asıl mesele: “Küresel iyi” değil, “ulusal çıkar” ortak paydası
Raporu bir cümleyle özetlemek gerekirse: İş birliği artık ideallerin değil, çıkarların diliyle kuruluyor. Büyük sistemler zayıflıyor, küçük anlaşmalar güçleniyor. Bu da dünyayı daha hızlı ama daha parçalı bir düzene itiyor.
WEF’in önerisi, liderlerin bu yeni haritayı inkâr etmek yerine “yeniden çizmesi”: Eski çok taraflı masaların yerini alan yeni forumları görmek, dayanıklılık için yeni kapasite inşa etmek ve “doğru meseleye doğru iş birliği formatını” eşleştirmek.
Yani bugün küresel iş birliğinin asıl sınavı, “birlikte fotoğraf vermek” değil; ortak riskleri ortak maliyete dönüştürmeden yönetebilmek. Çünkü iklim, teknoloji, göç, sağlık ve güvenlik… Hiçbiri tek başına çözülebilecek başlıklar değil. Ama dünya, tam da bu gerçek ortadayken, ortak aklı en zor yerden kaybediyor: Güven duygusundan.
Evet, iş birliği ölmedi. Ama artık daha dar, daha seçici ve daha pahalı.
KÜRESEL DAYANIŞMA DEĞİL, “SEÇİCİ ORTAKLIK” DÖNEMİ
Küresel İşbirliği Barometresi, küresel iş birliğini beş “sütun” üzerinden okuyor. Genel tablo, bir yerde yükselirken diğerinde çöken bir dünya fotoğrafı veriyor:
Ticaret ve sermaye
Ticaret ve sermaye başlığında iş birliği düz çizgide. Rapor, ticaretin geri çekilmediğini, daha çok yeniden yönlendiğini söylüyor. Mal ticareti büyüyor ama küresel ekonominin hızının gerisinde kalıyor. Asıl değişim, ticaretin kiminle yapıldığı. “Jeopolitik olarak uzak” ülkeler arasında mal ticareti azalırken, daha “yakın” ortaklara kayıyor. Hatta rapora göre küresel mal ticaretinin ortalama jeopolitik mesafesi 2017-2024 arasında yaklaşık yüzde 7 azaldı.
Yani küreselleşme bitmiyor, kamp değiştiriyor. Üstelik 2025’teki tarife tartışmaları bile bir çöküş değil, bir “yeniden dizilim” üretmiş görünüyor: Rapor, 2025’te küresel mal ticareti hacminin yaklaşık yüzde 2,4 büyüdüğünü; aynı dönemde reel GSYH büyümesinin yüzde 3,2 olduğunu aktarıyor.
İnovasyon ve teknoloji
İnovasyon ve teknoloji cephesinde iş birliği artıyor, çünkü herkes aynı anda “yeni kapasite” peşinde. IT hizmetleri ve veri akışları yükseliyor, uluslararası bant genişliği pandemi öncesinin dört katına çıkmış durumda. Ama aynı sayfada şu uyarı var: Kritik teknolojilerde kısıtlar artıyor. Özellikle ABD-Çin hattında teknoloji, kaynak ve bilgi akışları daha kontrollü. Bu sütunda dikkat çeken bir veri de yapay zekâ yarışının yatırım tarafı: Rapora göre 2025’te veri merkezleri için küresel “greenfield” yatırım duyuruları yaklaşık 370 milyar dolar seviyesine çıkıyor. 2024’te bu rakam 190 milyar dolar civarındaydı. Bu sıçrama, dijital altyapının artık “iş birliği alanı” kadar “rekabet alanı” olduğunu da gösteriyor.
İklim ve doğal sermaye
İklim ve doğal sermaye başlığında iş birliği büyüyor ama hedefin gerisinde. Temiz teknolojilerin yayılımı rekor kırıyor: Rapora göre 2024’te güneş ve rüzgâr kapasite artışı 2022’ye göre ikiye katlanarak 300 GW’den 600 GW’ye çıkıyor. 2025’in ilk yarısında artışlar, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 60 daha yüksek. Ancak bu başarı hikâyesinin altına konan not sert: Bu hız, Paris Anlaşması’yla uyumlu hedefler için yetmiyor. Emisyonlar yükselmeye devam ediyor. İklim iş birliği “yatırım ve ticaret” üzerinden büyürken, “sonuçlar” hâlâ kırılgan.
Sağlık ve iyi olma hâli
Sağlık ve iyi olma hâli başlığı ise raporun en kritik gerilimlerinden birini taşıyor. Sağlık göstergeleri şimdilik dayanıklı, ama finansman çatırdıyor. Rapora göre sağlık için kalkınma yardımı (DAH) 2024’te yüzde 6 düşerek 50 milyar dolara geriliyor. 2025 için ise ilave 11 milyar dolarlık bir düşüş riski tarif ediliyor. Bu, “iyileşme” görüntüsünün arkasında büyüyen bir kırılganlık demek: Yük, düşük ve orta gelirli ülkelerin bütçelerine kayıyor.
Barış ve güvenlik
Barış ve güvenlik başlığında tablo net biçimde kötüleşiyor. Rapor, barometrede takip edilen tüm göstergelerin pandemi öncesinin altına düştüğünü söylüyor. Zorla yerinden edilenlerin sayısı 2024 sonunda 123 milyon ile rekor kırmış durumda. İş birliği mekanizmaları ise çatışmaları soğutmakta zorlanıyor.