Küresel boyutta yaşanan siyasi gelişmeler iklim gündemini savunmayı kolaylaştırmıyor. Hatta, “net sıfır” ifadesi bazı ülkelerde sert politik tartışmalara yol açıyor. Birleşik Krallık’ın ulusal standart kurumu olarak faaliyet gösteren British Standards Institution (BSI)’nin G7 ülkelerinde 7 bini aşkın iş lideriyle yaptığı araştırma ise, hükümetlere rağmen iş dünyasının iklim krizi ile mücadeleden vazgeçmediğini ortaya koyuyor. Ama değişen bir şey var… O da, anlatım biçimi.
Siyasette ve medyada iklim şüpheciliğinin yükseldiği bir dönemde şirketler frene basmak yerine söylemi değiştiriyor.
BSI’ın “G7 Net Zero Temperature Check” araştırmasına göre, net sıfır artık yalnızca çevre başlığı olarak değil; operasyonel dayanıklılık, tedarik zinciri güvenliği ve uzun vadeli iş sürekliliği meselesi olarak değerlendiriliyor.
G7 ülkelerindeki şirketlerin büyük bölümü iklim adımlarını sürdürmekte kararlı. Katılımcıların yüzde 83’ü, ülkelerinin net sıfır hedefiyle uyumlu kalmaya bağlı olduğunu söylerken; yüzde 78’i, siyasi belirsizlik sürse bile net sıfır yolculuğuna devam edeceğini çünkü bunun iş açısından doğru olduğunu belirtiyor. Yüzde 76’lık bir kesim ise müşteri ve paydaş beklentilerinin bu yönde baskı oluşturduğunu ifade ediyor.
Şirketler yalnızca pozisyon korumuyor, tempo da artırıyor
Daha dikkat çekici olan ise şu: Şirketler yalnızca pozisyon korumuyor, çoğu tempo da artırıyor. Araştırmaya göre işletmelerin yüzde 69’u son 12 ayda net sıfır eylemlerini artırdığını söylerken, azaltanların oranı yalnızca yüzde 4’te kalıyor. Önümüzdeki 12 ayda bu alandaki yatırımlarını artıracağını söyleyenlerin oranı yüzde 38; azaltmayı bekleyenler ise yüzde 25.
Bu tablo, iklim eyleminin artık yalnızca “iyi niyet” başlığı olmadığını gösteriyor. Şirketlerin yüzde 75’i net sıfırın gelecekteki iş dayanıklılığı için kritik olduğunu düşünüyor. Yüzde 74’ü ise net sıfıra geçmemenin riskini, geçmenin riskinden daha büyük görüyor. Neredeyse her dört şirketten üçü, rakipleri geri adım atarsa kendi net sıfır çabasının rekabet avantajı yaratacağını düşünüyor. Dört şirketten dördüne yakını ise net sıfırın önümüzdeki on yılda yeniden güçlü bir siyasi öncelik haline geleceğine inanıyor.
Mesele; bilanço, operasyon ve tedarik zinciri
Ancak işin kırılgan tarafı da var. Şirketlerin yüzde 61’i, medyada ve siyasette artan iklim şüpheciliği nedeniyle net sıfır iletişimini değiştirdiğini söylüyor. Çevresel fayda vurgusu geri çekilirken; onun yerine dayanıklılık, risk azaltımı ve uzun vadeli hazırlık dili öne çıkıyor. Başka bir deyişle, şirketler iklimi artık sadece “gezegen” için değil, bilanço, operasyon ve tedarik zinciri için de konuşuyor.
Yine de belirsizlik maliyet yaratıyor. Katılımcıların yüzde 76’sı, net sıfır etrafındaki politika belirsizliğinin güvenle yatırım yapmayı zorlaştırdığını belirtiyor. Yüzde 32’si planlarını revize ettiğini, yüzde 33’ü hedefl erini yeniden değerlendirdiğini söylüyor.
İlerlemenin önündeki temel engel sadece politika değil. Maliyet yüzde 26 ile ilk sırada gelirken, yeşil teknoloji finansmanına erişim yüzde 25, şirket içi yetkinlik ve bilgi eksikliği ise yüzde 23 ile öne çıkıyor.
BSI CEO’su Susan Taylor Martin’in vurgusu durumu net bir şekilde özetliyor: “Jeopolitik gelişmeler enerji güvenliğinin ve düşük karbonlu kaynakların stratejik önemini daha görünür hale getiriyor. İklim meselesi artık sadece emisyon değil, hazırlık kapasitesi meselesi. İş dünyası da tam bu nedenle net sıfırı yeni bir çerçeveye oturtuyor: "Daha az slogan, daha çok dayanıklılık. Çünkü görünen o ki şirketler için asıl risk, iklim hedefi koymak değil; o hedefe yatırım yapmamak.”