Kastamonu Üniversitesi’nden Doç. Dr. Kaan Işınkaralar, Doç. Dr. Öznur Işınkaralar ve Hiroşima Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayyoob Sharifi’nin 2024 tarihli bilimsel çalışması, COP31’e ev sahipliği yapacak Antalya için çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor: Yüzyıl sonuna doğru havza daha sıcak, daha kurak ve daha az konforlu hale gelecek. Özellikle tarım, su kaynakları ve turizm üzerinde ciddi baskı bekleniyor.
COP31’e ev sahipliği yapacak Antalya, iklim değişikliğinin en hızlı ve en sert hissedileceği bölgelerden biri olmaya aday. Kastamonu Üniversitesi’nden Doç. Dr. Kaan Işınkaralar ile Doç. Dr. Öznur Işınkaralar ve Hiroşima Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayyoob Sharifi’nin “Assessing spatial thermal comfort and adaptation measures for the Antalya basin under climate change scenarios” (İklim değişikliği senaryoları çerçevesinde Antalya Havzası’nda mekânsal ısıl konfor ve uyum önlemlerinin değerlendirilmesi) başlıklı ortak çalışması, Antalya Havzası’nda yüzyıl sonuna kadar sıcaklıkların belirgin biçimde artacağını, nem oranlarının düşeceğini ve özellikle kıyı kesimlerinde iklim konforunun ciddi şekilde azalacağını ortaya koyuyor.
Doç. Dr. Kaan Işınkaralar’a göre araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri sıcaklık artışı. Bugün Antalya Havzası’nın yaklaşık yüzde 30’unda yıllık ortalama sıcaklıklar 10-12 derece aralığında seyrediyor. Ancak iyimser senaryoda bile yüzyıl sonunda bu değerlerin 14-16 dereceye çıkması bekleniyor. Emisyonların artmaya devam ettiği olumsuz senaryoda ise aynı alanlarda yıllık ortalama sıcaklıkların 18-20 dereceye kadar yükselebileceği hesaplanıyor. Uzmanlara göre bu düzeyde bir ısınma, doğal ekosistemlerden su kaynaklarına, insan yaşamından üretim desenine kadar geniş bir alanda yüksek etki yaratabilecek bir kayma anlamına geliyor.

Nem oranları kritik
Sadece kıyı şeridi değil, bugün daha serin kabul edilen iç kesimler de bu değişimden payını alacak. Araştırmaya göre Korkuteli ve Akseki gibi görece serin bölgeler ile kış turizmiyle bilinen Davraz’ın da yüzyıl sonuna doğru daha sıcak iklim koşullarına yaklaşması bekleniyor. Bu değişim, özellikle iç bölgelerde su kaynakları, tarımsal üretim ve yerel yaşam biçimleri üzerinde önemli sonuçlar doğurabilir.
Antalya Havzası için bir başka kritik gösterge de nem oranları. Bölgede bugün yüzde 60 ile 66 arasında değişen nem değerlerinin, yüzyıl sonuna doğru havzanın neredeyse yüzde 40’ında yüzde 62-64 aralığına gerilemesi öngörülüyor. Bu düşüş, daha kuru bir iklim yapısı anlamına geliyor. Böyle bir tablo da tarımsal üretim ve su yönetimi üzerindeki baskıyı artırıyor.
“Sıcak ve konforsuz” iklim kategorisi
Turizm tarafındaki görünüm de kaygı verici. Araştırmada, bugün Antalya kıyılarında turizm için uygun kabul edilen iklim koşullarının yüzyıl sonuna doğru belirgin biçimde daralacağı vurgulanıyor. Mevcut durumda “konforlu”, “serin” ve “soğuk” sınıflarında değerlendirilen bölgelerde henüz “konforsuz” alan bulunmazken, kötümser senaryoda Antalya Havzası’nın dörtte birinin “sıcak ve konforsuz” iklim kategorisine girmesi bekleniyor. Özellikle kıyı turizminin geleceği açısından bu dönüşümün önemli bir kırılma yaratabileceği değerlendiriliyor.
Bilim insanlarına göre Antalya’daki riskleri büyüten unsurlardan biri de bölgenin coğrafi yapısı. Batı Toroslar’ın kıyıya paralel uzanması, kıyı ile iç kesimler arasında doğal bir bariyer oluşturuyor. Bu durum, nem ve sıcaklık geçişlerini sınırlayarak kısa mesafelerde bile belirgin iklim farklarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Yani Antalya Havzası’ndaki iklim değişikliği etkileri yalnızca genel sıcaklık artışıyla değil, bölgenin topografyasıyla birlikte daha sert hissedilecek.
Uyum politikaları şart
Araştırmacılar, bu tablo karşısında Antalya için vakit kaybetmeden uyum politikaları geliştirilmesi gerektiği görüşünde. Su kaynaklarının daha verimli kullanılması, tarımda kuraklığa dayanıklı yöntemlerin yaygınlaştırılması ve turizm sektörünün değişen iklim koşullarına göre yeniden planlanması, ilk sıralarda yer alan başlıklar arasında. Çalışmada yer alan değerlendirmelere göre bugün alınmayan önlemler, gelecekte çok daha ağır ekonomik ve çevresel sonuçlar doğurabilir.
Araştırmadan dikkat çeken sonuçlar
- Yüzyıl sonunda ortalama sıcaklıkların 10-12°C’den 18-20°C’ye kadar çıkabileceği öngörülüyor (emisyon artışının önlenemediği ‘kötümser’ senaryoya göre).
- İklim konforunda ciddi düşüş bekleniyor. Bugün Antalya'da "konforsuz" olarak sınıflandırılan hiçbir alan bulunmazken, yüzyıl sonunda dörtte birinin "sıcak ve konforsuz" kategorisine gireceği öngörülüyor. Bu durumun özellikle kıyı turizmi üzerinde olumsuz etkiler yaratacağı söylenebilir.
- Bugünün "serin" bölgeleri de ısınacak: Korkuteli, Akseki ve Davraz gibi bölgelerin “sıcak alan” kategorisine geçmesi bekleniyor.
-Nem oranlarında düşüş öngörülüyor; bu durum tarım ve su kaynakları üzerinde baskıyı artıracak.
- Turizm ve tarım başta olmak üzere Antalya ekonomisinin temel sektörleri, bu değişikliklerden doğrudan etkilenecek
