Ekonomik durgunluk ve enflasyon riski artış gösteriyor. Küresel kriz oluşturma potansiyeli bakımından enflasyon riski 8 sıra artış göstererek ilk 25 risk arasına girmiş durumda.
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), 2026 yılı Küresel Riskler Raporu’nu yayımladı. Rapor, 2 yıla kadar kısa vadeli ve 10 yıla kadar uzun vadeli analizlere rakamlarla yer vermiş.
Raporun ana mesajı, dünyada belirsizliklerin derinleşmesi yönünde...
Raporda yer verilen uzman görüşlerine göre önümüzdeki iki yıla ilişkin görünüm giderek karamsar hal alıyor. Önümüzdeki iki yıl için küresel ortamı tanımlayan anahtar kelimeler: “Türbülanslı” veya “fırtınalı”.
10 yıllık perspektifte küresel risk ortamının daha da kötüleşeceği öngörülüyor.
Dolayısıyla kısa ve uzun vadede “istikrarlı” bir küresel tabloya işaret eden beklenti marjinal düzeyde kalıyor.
Krizi yaratan veya krize neden olabilecek unsurlar neler? Raporda sıralanmış.
- 2026’da küresel kriz yaratma potansiyeli en yüksek risk başlığı: “Ticaret savaşları”. Ticaret savaşları yatırım kısıtlamaları, tedarik zincirlerinin jeopolitik araçlara dönüşmesi başlıkları ile birlikte değerlendiriliyor.
- Kriz yaratma potansiyeli olarak yüzde 14 ile ikinci sırada devletlerarası silahlı çatışmalar yer alıyor.
- Bu riski; sırasıyla yüzde 8 ile aşırı hava olayları, yüzde 7 ile toplumsal kutuplaşma ve yine yüzde 7 ile yanlış bilgi ve dezenformasyon takip ediyor. Aslında üçüncü sırada yer alan bu risk unsurlarının geçen yıl da daha yüksek oranlarda var olduğunu görüyoruz. Yanlış bilgi ve dezenformasyonun kriz yaratma potansiyelinde ilk beş risk arasında bulunması da dikkat çekici.
Kısa vadeli (2 yıllık) risk sıralaması:
- Yanlış bilgi ve dezenformasyon en ciddi ikinci risk olarak tanımlanıyor.
- Eşitsizlik, üst üste ikinci yıl “en fazla diğer riskleri tetikleyen” küresel risk olarak öne çıkıyor.
- Toplumsal kutuplaşma 2 yıllık risk sıralamasında ilk 5’te yer alıyor.
- Bu arada İnsan hakları ve sivil özgürlüklerin aşınması riski geçen yıla kıyasla iki sıra yükselmiş durumda.
- Siber güvensizlik küresel risk potansiyeli açısından altıncı sırada yer alıyor. Yapay zekâ teknolojilerinin olumsuz sonuçları kısa vadede görece daha alt sıralarda yer alsa da uzun vadede en hızlı risk tırmanışı yaşayan başlık konumunda.
- Yapay zekânın olumsuz etkileri 2 yıllık sıralamada 30. sıradayken, 10 yıllık perspektifte 5. sıraya yükseliyor. Bu durum, teknolojik ilerlemenin uzun vadeli toplumsal ve ekonomik etkilerine yönelik kaygının hızla arttığını gösteriyor.
-Çevresel riskler kriz potansiyeli açısından önem kaybediyor.
Rapora göre ilk 10 riskin yarısını çevresel başlıklar oluşturuyor.
- Buna karşın iki yıllık küresel risk sıralamasında, aşırı hava olayları 2. sıradan 4. sıraya gerilerken; kirlilik riskinin 6. sıradan 9. sıraya düştüğü görülüyor.
- Ekonomik durgunluk ve enflasyon riski artış gösteriyor. Küresel kriz oluşturma potansiyeli bakımından enflasyon riski 8 sıra artış göstererek ilk 25 risk arasına girmiş durumda.
- Küresel ekonomik durgunluk riskinin, 2 yıllık risk sıralamasında 8 basamak yükseldiği görülüyor.
- Varlık balonlarının patlaması riski 7 basamak yükselerek finansal istikrara yönelik kırılganlığın arttığını gösteriyor.
- Yüksek borçluluk, kırılgan piyasalar ve jeoekonomik gerilimler ekonomik riskleri besleyen ana unsurlar olarak öne çıkıyor.
- Gelir dağılımındaki bozulma, yüksek yaşam maliyetleri ve fırsatlara erişimdeki dengesizlik, toplumsal sözleşmenin sorgulanmasına yol açıyor.
Uzun vadeli (10 yıllık) risk sıralaması:
Rapora göre önümüzdeki 10 yılda dünyanın çok kutuplu ve parçalanmış bir yapıya evrileceğini düşünenlerin oranı yüzde 68. Yani her üç kişiden ikisi parçalanmışlığa evrilmeyi bekliyor.
Buna karşın kurallara dayalı mevcut uluslararası düzenin güçleneceğini öngörenlerin oranı yalnızca yüzde 6.
Küresel Riskler Raporu 2026, risklerin tekil değil, birbirini besleyen çoklu krizler şeklinde ilerlediğini ortaya koyuyor.
Sonuç itibariyle 10 yıllık perspektifte küresel risklerin daha da kötüleşeceği ifade ediliyor.
Aslında 1944 Bretton Wood’s konferansı ile temelleri atılan IMF, Dünya Bankası, GATT (1995 yılından itibaren Dünya Ticaret Örgütü) gibi kuruluşlar günümüze kadar kapitalizmin temel sütunlarını oluşturmuş. Ancak şimdi artık bu yapılar, özellikle Dünya Ticaret Örgütü başta olmak üzere, çatırdamaya başlamış. Siyasi bir işleyiş olan Birleşmiş Milletler zaten tüm fonksiyonunu yitirmiş.
Dolayısıyla artık kapitalizmin sonu mu yoksa yeni bir melez ya da hibrit yapının temel hazırlıkları mı bilemiyoruz. Umarız üçüncü dünya savaşı çıkmadan ekonomik düzenin temel yapısı oluşur da dünya kifayetsiz muhterislerin oyuncağı haline gelmez.