ABD ekonomisi hakkında gelen her veri, piyasanın Fed politika faizi beklentilerini değiştiriyor. Sene başından beri bu beklentiler en az 3 kere değişmiş durumda.
Bugünlerde dünya ekonomisinin gidişatını tahmin etmek bir papatya falı açmak kadar anlamsızlaştı. Bir gün gelen haberler ve veriler, ertesi gün tamamen terse dönebiliyor. Örnek mi istersiniz: ABD gümrük vergilerinin inişli çıkışlı bir hız trenine benzer durumu, İran ile olası bir savaş senaryosu, Çin’in Tayvan’ı ilhak etmesi hikayeleri, AI’ların piyasalarda (özellikle iş piyasasında) yaratması beklenen sarsıntıların etkileri, ABD enflasyon ve işsizlik verileri, Fed kararları konusunda piyasa belirsizlikleri vs. Bunların önemli bir kısmında da bizzat Trump’ın parmağı söz konusu.
Kısaca bazı gelişmelerin ve olası etkilerinin üzerinden geçersek: ABD Anayasa Mahkemesi’nin Trump’ın bazı olağanüstü hal kanunlarına dayanarak artırdığı gümrük vergilerini iptal etmesi üzerine Trump tüm ithalat üzerine koyduğu %10’luk vergiyi devam ettirmekle kalmayıp bunu %15’e çıkarmayı düşünüyor. Tahmin edildiği gibi bugüne kadar koyduğu vergilerin %90’ı ABD’li tüketiciler ve şirketler tarafından üstlenilmiş durumda.
Fed, yüzde 2 hedefini çok da savunamıyor
Belki bu vergilerin nihai tüketici enflasyonuna ne kadar etki yaptığını görmek henüz zor, ancak son gelen ABD çekirdek kişisel tüketim harcamaları enflasyonu yıllık %3 civarında ve Fed’in %2 hedefinin oldukça üzerinde seyretmekte. Mamafih, Fed pandemiden beri geçen 6 yılda bu hedefi çok da savunmuyor, savunamıyor. (Unutmayalım Fed’in sadece enflasyon değil, istihdam hedefi de var.)
Durum böyle iken, ABD ekonomisi hakkında gelen her veri, piyasanın Fed politika faizi beklentilerini değiştiriyor. Sene başından beri bu beklentiler en az 3 kere değişmiş durumda. Yeni Başkan seçilmesi kesin gözüyle beklenen Warsh konusunda bile kafalar karışık. Bazıları kendisinin güvercin (faizleri düşüren) olacağını iddia ederken, bazıları da daha veri odaklı ve ihtiyatlı hareket edeceğini düşünmekte.
İran ile topyekûn bir savaşa girilme olasılığını ise oldukça zayıf buluyorum. Ancak tabii ki, bu senaryoların konuşulmaya başlaması bile petrol fiyatlarını oldukça yükseltmiş durumda. (Bu bizim için de kötü haber. Hatırlanırsa iki hafta önce açıklanan Enflasyon Raporu’nda bu seneki ortalama petrol fiyatları tahmini 62.4 dolardı. Sene başından beri Brent petrol ortalaması 65 doların üstünde ve bugünlerde 70 doların da üzerine çıkmış durumda.) Öte yandan, Çin’in Tayvan’a karşı bir operasyon başlatmasını ise Batı’nın bir kara propagandası olarak nitelemek bile mümkün. (Tabii, bu spekülasyonun üzerinden Batı’da büyük bir “chip” kıtlığı olacağı senaryosu da yürütülüyor.) Ne de olsa Çin bugüne kadar dış ilişkilerini büyük ölçüde yumuşak güç (soft power) olarak yürüttü.
Volatiliteye oynamak sofistike yatırımcıların işi
AI gelişmeleri ve bunların piyasalara etkileri konusundaki haberler ise bir başka alem. Bazıları AI’ın verimliliği beklendiği kadar artırmayacağı ve istihdam piyasalarını beklenen ölçüde etkilemeyeceğini savunurken, başkaları da AI sayesinde dünya ekonomisinin çok kısa sürede büyük değişikliklere gebe olduğunu savunuyor. Bu da AI ile ilintili şirket hisselerinde büyük oynamalara sebep olmakta. Örneğin 2 gün önce Citrini Research adında bir araştırma şirketinin bilim-kurgu esinlenmesiyle yazdığı ve tamamen farazi bir senaryoya dayanan ve 2028 yılında beyaz yakalı işlerin çoğunun ortadan kalkacağını anlatan hikayeye inanan bazı yatırımcılar borsalarda bir anda 200 milyar doların üzerinde bir kayıp yaşattı. Tabi, bunun sadece bir senaryo olmasının anlaşılmasıyla fiyatlar eski düzeyine geldi ama, şu olay bile yatırımcıların ne kadar gergin olduğunu göstermekte.
Açıkçası, oynaklığın ve belirsizliklerin bu ölçüde arttığı böyle günlerde nakitte kalmak ister istemez en doğru strateji olmakta. (Tabii, artan ve daha da artacak olan volatiliteye oynamak da bir başka strateji olabilir, ancak bu sofistike yatırımcıların işi.)