Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Girişimcilik ve İş Demografisi istatistikleri, “erken ölüm” konusunun girişim dünyasının önde gelen kronik sorunlarından olduğunu gösteriyor. Her yıl çok sayıda yeni girişimin doğması, girişimciliğin gücünü yansıtan bir gösterge olarak vurgulanıyor. Ancak bunun karşı tarafında “ölen” girişim sayısı da aynı ölçüde yüksek.
2024 yılı verilerinde bu olguya şöyle şahit oluyoruz:
- 2024 yılında “doğan” her 100 yeni girişime karşılık 76 girişim “öldü”. 2024 yılında doğan işletmelerin yarattığı her 100 yeni istihdama karşılık ölen işletmelerdeki 79 kişi işini kaybetti.
- Bu ölümlerin çoğu da girişimlerin hayata başladığı ilk yıllarda gerçekleşiyor. Yeni doğan girişimlerin yarıdan fazlası daha ilk 5 yıl içinde ekonomik hayata veda ediyor. 2024 yılı verilerine göre 2019 yılında doğan girişimlerin yüzde 58,76’sı, 2024’e kadarki 5 yıl içinde kepenk kapamıştı.
- Aynı şekilde 2020 yılında doğanların yüzde 55,15’i, 2021 yılında doğanların yüzde 50,72’si, 2022 yılında doğanların yüzde 41,40’ı ve 2023 yılında doğmuş olanların yüzde 21,73’ü 2024 yılında artık hayatta değildi.
- 2019 yılında iş hayatına katılan girişimlerin yüzde 19,41’i daha ilk bir yılını doldurmadan kepenk indirmiş. 2022 yılında bu oran yüzde 24,77’yi bulmuş. Yani yeni doğan her 4 girişimden biri ilk yılında iş hayatından çekilmiş.
- 2019 yılında kurulan girişimlerin yüzde 35,57’si, 2020’de kurulanların yüzde 37,14’ü, 2021’de kurulanların yüzde 40,84’ü ve 2022’de kurulanların yüzde 41,40’ı iki yıl içinde kapanmış. Oranların yüksekliğinin yanında yıldan yıla artıyor olması da sorunun ciddiyetini artırıyor.
- Bu durum kaçınılmaz olarak istihdam alanında da istikrarsızlık, belirsizlik yaratan bir faktör rolü oynuyor. Dolayısıyla sorun sadece girişimcilerin kendisini değil istihdam ettikleri çalışanların hayatını da etkiliyor.
- 2019 yılında kurulan girişimlerin yarattığı istihdamın yüzde 53,48’i 5 yıl içindeki kapanmaların sonucu olarak işini kaybetmiş oldu. 2020 yılında kurulanların yarattığı istihdamın yüzde 51,39’u 2024’e gelindiğinde işini kaybetmişti. 2021’de kurulan girişimlerin yarattığı istihdamın da yüzde 45,71’i 2024’te buharlaşmıştı. 2022’de kurulan girişimlerin yarattığı istihdamın yüzde 35,96’sı, 2023’te kurulanların da yüzde 13,39’u 2024 yılına gelindiğinde işlerini kaybetmişti.
- Girişim dünyasındaki erken ölüm sorunu, girişim demografisindeki mikro işletme yapısıyla da örtüşüyor. 2024 yılında faaliyette bulunan girişimlerin yüzde 72,88’i gerçek kişi işletmesi yüzde 0,92’si de adi ortaklık idi. Buna göre girişimlerin yüzde 73,80’i yani her 4 girişimden biri tüzel kişiliğe sahip değildi.
- Gerçek kişi işletmelerde işletme başına çalışan sayısı sadece 2,05 idi. Yani her girişimci yanında sadece 1 tek kişiyi daha istihdam edebilmiş. Sadece 2 kişilik istihdam yaratabilen bu işletmelerin bir ayda yaptıkları toplam ciro, 2024 yılındaki asgari ücretin işverene maliyetinin sadece 9,73 katıydı. İşletmenin faaliyeti için gerekli satın almalar, işletme giderleri, stok maliyetleri ve ücretlerin ne olabileceği düşünülürse bu ciroyla işletmelerin ayakta kalması şansa kalmış bir şey.
- Bu gruptaki girişimcilerin çoğunluğunun sahip olduğu beceri, yetenek ve tecrübenin de yetersiz olması sorunu iyice büyütüyor.
Bu haliyle mikro işletmeler şeklinde ortaya çıkan girişimlerin çoğunun, çalışacak bir iş bulamayan potansiyel işsizlerin, son bir çare olarak kısıtlı kaynaklarla kendilerine bir iş yaratabilme hayalinin bir ürünü olduğu söylenebilir. Girişim dünyasındaki yüksek bebek ölüm oranı sorununun arka planında yeterince güvenceli iş yaratabilen bir ekonomi düzeninin olmaması yatıyor. Bu da son noktada bir yandan kaynak ve zaman israfına yol açıyor diğer yandan toplumun önemli bir kesimi için güvencesiz bir hayat anlamına geliyor.