Toplam istihdam 54 bin düşerken zamana bağlı eksik istihdamda 669 bin kişilik bir sıçrama var. Zamana bağlı eksik istihdam haftada 40 saatin altında çalışan ve tam zamanlı bir iş bulsa ona geçmek isteyen kişilerden oluşuyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2025 yılında ortalama işsizlik oranı bir önceki yıla göre 0,36 puan gerileyerek yüzde 8,35’e düştü. Anadolu Ajansı’nın haberini takip ederek birçok yayın organı bu haberi “İşsizlik oranı 21 yılın en düşük seviyesine indi” şeklinde verdi. İşsizlik verilerinin manşete çıkan yüzünde durum çok parlak gözüküyor.
Ancak detaylara inince kafa karıştıran, mantığı zorlayan iç karartıcı gerçeklerle yüz yüze geliyoruz. İşsizlik verilerinin görülmeyen karanlık yüzüne bir fener tutarsak şunları görüyoruz:
- TÜİK verilerinin yaklaşık aynı metodolojiye sahip ve seri olarak izlenebilir durumdaki 2014 yılı ve sonrası verilerine göre de 2025 yılı işsizlik oranı, serinin en düşük rakamı. İşsiz sayısı bir yıl öncesine yöre 147 bin kişi azalarak 2,97 milyon kişinin altına inmiş. Çalışma çağındaki nüfusta 469 bin kişilik artış olmasına rağmen işsiz sayısının bu şekilde azalması, ilk bakışta çok başarılı bir karne gibi gözüküyor.
- Ama nasıl olmuş da işsiz sayısı ve işsizlik oranı düşmüş diye bakınca karnenin kırık notlarla dolu olduğunu görüyoruz. Nüfus artarken işsiz sayısı düşmüşse, ilk akla gelen mantıklı açıklama, istihdamın artmış olması. Ancak istihdam rakamlarına bakınca artmak bir yana tam tersine 54 bin kişilik düşüş var.
- Ama istihdamda artış olan bir parça da var. Toplam istihdam 54 bin düşerken zamana bağlı eksik istihdamda 669 bin kişilik bir sıçrama var. Zamana bağlı eksik istihdam haftada 40 saatin altında çalışan ve tam zamanlı bir iş bulsa ona geçmek isteyen kişilerden oluşuyor. Bu tür eğreti işlerde çalışanların toplam istihdamdaki payı yüzde 2 puan artarak yüzde 12,28’e çıktı.
- Eğreti işlerde çalışmak zorunda kalanların istihdamdaki payının 2019 yılında sadece yüzde 1.30 olduğunu dikkate alırsak, istihdamın kalitesinde son 6 yılda nasıl sert bir bozulma olduğu daha iyi anlaşılıyor. Oysa 2019 yılında işsizlik oranı yüzde 13,73 ile 2014 sonrası serinin en yüksek düzeyindeydi. 2019’dan 2025’e manşet işsizlik oranı 5,38 puan düşerek dönemin en düşük seviyesine inerken, eğreti istihdamın istihdam içindeki payı dönemin en yüksek düzeyine çıkmış.
- İşsiz sayısının ve işsizlik oranının düşmüş olmasının nedeni nüfus artışına rağmen işgücü sayısının 200 bin düşmüş olması. İşsiz sayısı da, işsizlik oranı da buna göre hesaplandığı için ikisinde de azalma varmış gibi gözüküyor.
- TÜİK verilerine göre göre bu garip durumun kaynağı, çalışmadığı halde çeşitli nedenlerle iş aramaktan vazgeçenlerin sayısının ciddi ölçüde artmış olması. İşgücü dışında sayılan grubun nüfusunda 669 bin kişilik artış var. İşgücü dışına çıkanların sayısı nüfustan fazla artınca işgücü içinde sayılanların miktarı da düşmüş oluyor.
- Ancak işgücü dışındaki nüfusun nasıl arttığını inceleyince bir başka garip durumla karşılaşıyoruz. Ev işleriyle meşgul olduğu için iş aramadığını söyleyen kadınların sayısı bir yılda 1,53 milyon kişi birden azalmış. Emekli olduğu için iş aramadığını söyleyenlerin sayısı 613 bin kişi azalmış. Öğrenci olduğu için iş aramayanların sayısı da 275 bin kişi azalmış. Yani 2,42 milyon ev kadını, emekli ve öğrencinin, ekonomik koşulların zorlaması sonucu iş aramaya veya çalışmaya başladığını düşünmek gerekiyor. Bu durumda işgücü sayısı ve işsiz sayısının da patlama yapmış olması gerekirdi, ama öyle olmamış.
- TÜİK verilerine göre böyle bir patlama olmamasının nedeni, çalışamaz halde hasta olanların sayısının 1,36 milyonluk bir patlama yapması. Son yıllarda çalışamaz halde hasta olan sayısında mantıkları zorlayan bir artış olması dikkat çekiyor. Buna iş bulsa çalışmaya hazır ama umudu kalmadığı için iş aramaktan vazgeçenlerin sayısındaki 908 bin kişilik ve diğer nedenlerle iş aramayanların sayısındaki 819 bin kişilik sıçramayı ekleyince, kağıt üstünde “denge sağlanmış” oluyor.
- Bu yüzden de bir yanda manşet işsizlik oranı son yılların en düşük düzeyine inerken, öte yanda geniş tanımlı işsiz sayısı 1,41 milyon kişi birden artarak, geniş tanımlı işsizlik oranı da yüzde 29,70’e ulaşarak rekor kırıyorlar.
Özetle istihdam ve işsizlik alanında hiç de parlak bir durum yok. İstihdam ayağında bir artış yok, üstelik istihdamın kalitesi giderek daha da bozuluyor. İşsizlik ayağında ise gizli işsizleri de katınca gerçek işsizlik hızla artıyor. Manşet işsizlik oranı hesabındaki düşüş, asıl gerçeği görmemize engel olmamalı.
