Toplam kâr geçen yıla göre yüzde 42 artmış ve 940 milyar TL olmuş. Özkaynak kârlılığı ise hem 2025’te, hem 2024’te yüzde 27 olmuş. İyi mi, yeterli mi? Kâr hacmindeki artış iyi ama özkaynak kârlılığı düzey olarak pek yeterli değil.
Bankacılık sisteminin 2025 yılındaki kârlılığına ve bu kârlılığın kaynaklarına bir bakmakta fayda var. Kârlılık rakamlarının detayları bize bazı önemli ipuçları sunuyor çünkü.
Öncelikle tablodaki verilere bir göz atalım. 2025 yılında bankaların faiz gelirleri yüzde 41, faiz giderleri ise yüzde 34 artmış. Böylece net faiz dengesi yüzde 75 gibi yüksek bir oranda büyüyerek 1,7 trilyon TL olmuş. Bu artışa dikkat lütfen. Aşağıda detaylı bakacağız.
Sektörün faiz dışı gelir ve giderleri ise birbirini hemen hemen dengeliyor. Burada önemli bir gelişme yok. Yalnız nitelik olarak faiz/kâr payı gideri olabilecek bazı maliyetler burada görünüyor ki, onu da aşağıda inceleyeceğiz.
Toplam kâr geçen yıla göre yüzde 42 artmış ve 940 milyar TL olmuş. Özkaynak kârlılığı ise hem 2025’te, hem 2024’te yüzde 27 olmuş. İyi mi, yeterli mi? Kâr hacmindeki artış iyi ama özkaynak kârlılığı düzey olarak pek yeterli değil.
Faiz gelir ve gideri arasındaki 7 puanlık farkı küçük görmeyin
Kârlılığın yeterli olup olmadığına sermayenin marjinal getirisine bakarak karar vermek en doğrusudur ama elimizde böyle bir veri olmadığına göre benzer göstergelere bakalım. Şöyle düşünün lütfen. 2025 başında bankacılık sektörüne ortak olarak 100 TL yatırsaydınız, yıl sonunda 27 TL kazanacaktınız. Halbuki aynı parayı mevduata yatırsaydınız 40 TL, borsaya yatırsaydınız 14 TL kazanacaktınız. Yani yüzde 30 enflasyon olan bir yılda, yüzde 27 özkaynak kârlılığının kesinlikle yeterli olmadığını ama faizlerin nispeten yüksek seyrettiği bir konjonktürle uyumlu olduğunu söyleyebiliriz.
Bankacılık Sektörü Gelir-Gideri (Milyar TL)
|
|
Aralık 2025 |
Aralık 2024 |
Değişim (%) |
|
Faiz gelirleri |
8.355 |
5.945 |
41 |
|
Faiz giderleri |
6.630 |
4.958 |
34 |
|
Net faiz dengesi |
1.725 |
986 |
75 |
|
|
|
|
|
|
Faiz dışı gelir |
1.909 |
1,350 |
41 |
|
Faiz dışı gider. |
1958 |
1.317 |
49 |
|
Net faiz dışı denge |
-50 |
33 |
… |
|
|
|
|
|
|
Dönem Karı (Milyar TL) |
940 |
660 |
42 |
|
Ortalama özkaynak karlılığı (%)* |
27 |
27 |
… |
Kaynak: BDDK Aylık Bülteni
* Dönem sonu karının 12 aylık özkaynak değerlerinin aritmatik ortalamasına bölünmesiyle hesaplanmıştır.
Şimdi faiz dengesine (ilk üç satır) geri dönelim. Dikkat ederseniz faiz gelirleri yüzde 41, giderleri ise yüzde 34 artmış. Aradaki 7 puanlık farkı küçük görmeyin lütfen. O 7 puanlık fark net faiz dengesini 740 milyar TL artırarak 1.725 milyar TL’ye yükseltmiş. Yani buraya mutlaka yakından bakmak ve nedenleri görmek gerekiyor. Bu yüksek oranlı artışın üç temel nedeni var.
Vadesiz mevduatın yüksekliği faiz giderlerini kısıtlıyor: En önemli neden vadesiz mevduatın yüksekliği. Aralık 2025’te vadesiz mevduat, toplam mevduatın yüzde 37’si. Döviz ve altın mevduatı genellikle vadesiz. Ayrıca TL ticari mevduatın de yaklaşık yüzde 15’i vadesiz. Bu durum faiz giderlerini önemli ölçüde azaltıyor tabii.
Aktif ve pasifler arasındaki vade farkı: 2025 yılı faiz oranlarının yüksek olduğu, fakat tedricen gerilediği bir yıl oldu. 2025’e yüzde 47,5 olarak başlayan politika faizi, yılı yüzde 38 ile tamamladı. Bankacılık sektörünün pasifleri aktiflerine göre daha kısa vadelidir. Örneğin mevduatın ortalama vadesi 1,5 ay civarındayken, kredilerin ortalama vadesi 18 ay civarındadır. Bu vade yapısı faiz oranları inerken, yeni faiz oranlarına mevduatın krediden daha hızlı adapte olmasını sağlayarak, faiz giderlerini gelirlerden daha hızlı düşürür. Tabii faizler yükselirken de tersi olur.
Faiz maliyetinin bir kısmının görünmemesi: Enflasyonun yüzde 30 düzeyinde olduğu bir ülkede bu kadar mevduat neden vadesizde duruyor? Çünkü döviz ve altın tutanlar bunu faizi için değil, anaparadaki artış olasılığı için tercih ediyorlar. O halde altın ve dövizin TL’sı karşısındaki nominal değer artışı her ne kadar faiz değilse de, onun gibi bir fon maliyetidir.
Banka kârları kredilerin anneleridir
Eğer tasarrufçunun tercihi TL olsaydı faiz giderleri arasında yer alacak olan bu kalemi nerede aramalıyız? Eğer kur riski dengelenmemişse kambiyo zararlarında, dengelenmişse de yapılan kontratları için ödenen ücretlerde görebiliriz. Nitekim kambiyo zararı 170 milyar TL artmış (aslında 80 milyar TL kârdan 90 milyar TL zarara geçmiş) ve bu artış yıl sonuna doğru olan aylarda yoğunlaşmışa benziyor.
Unutmayalım banka kârları kredilerin anneleridir. Her 1 lira kâr, 8 liralık kredi doğurabilir.