Balıkesir’i “siyah çay dışında her şeyin yetiştiği il” olarak tanımlayan Balıkesir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Kula, göreve geldiği 2018 yılından bu yana su sorununa özel ilgi gösteriyor. Oda olarak su konusunda çok yoğun çalışmalar yaparak konuyu gündemde tutuyor.
Son günlerde suyu daha çok konuşmaya başladık. Geçen yıl şiddetli kuraklık ve su sorunu yaşanırken bu yıl aşırı yağış nedeniyle taşkınlar yaşanıyor. Tarım ürünleri su altında.
Geçen yıl herkes sabah uyandığında ilk iş barajlardaki su seviyesine bakardı, bu yıl barajlardaki su seviyesi herkesi memnun ediyor. Ama yarın ne olacağını bilemiyoruz. Bu nedenle suyun önemini bilmek ve gündemde tutmak gerekiyor. Şu son bir yılda yaşananlar gösterdi ki suyu doğru yönetemezsen suyun azı da çoğu da tarıma zarar veriyor.
Balıkesir Ticaret Odası, Balıkesir Sanayi Odası ve EKONOMİ gazetesinin ortaklaşa düzenlediği “Suyun İzinde: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Nereye Gidiyor? “ paneli için 9 Nisan’da Balıkesir’deydik. 7 Nisan’da da Konya Tarım Fuarı’nda Agro TV’nin düzenlediği “Suyu Yöneten Geleceği Yönetir” panelinde suyu konuştuk. Daha önce’de Balıkesir Ticaret Odası’nda “Sürdürülebilirlik ve Su” konulu panele katılmıştım.
Su sorunu Balıkesir’in ürün çeşitliliğini tehdit ediyor
Su sorunu, kuraklık denildiğinde Konya başta olmak üzere İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Ege (özellikle Büyük Menderes ve Gediz Havzası), Trakya ilk akla gelen bölgeler. Balıkesir’de de elbette su sorunu var ama ilk akla gelen yer değildir. Balıkesir’in özelliği, bitkisel üretimde ve hayvancılıkta ürün çeşitliliğinin çok fazla olması. Bu da büyük oranda suya bağlı. Su sorunu bu çeşitliliği tehdit ediyor. Bu nedenle suyun planlanması ve buna uygun üretim yapılması hedefleniyor.
Balıkesir’i “siyah çay dışında her şeyin yetiştiği il” olarak tanımlayan Balıkesir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Kula, göreve geldiği 2018 yılından bu yana su sorununa özel ilgi gösteriyor. Oda olarak su konusunda çok yoğun çalışmalar yaparak konuyu gündemde tutuyor. Bloomberg HT tarım editörü sevgili İrfan Donat ile konuşmacı olarak katıldığımız “Suyun İzinde” paneli de o çalışmalardan birisiydi.
Toplantı öncesinde Balıkesir’deki kooperatif, birlik başkanları ile buluşarak tarımdaki sorunları, çözüm önerilerini de detaylı olarak konuştuk. Balıkesir’in tarımsal potansiyeli, hem bitkisel üretim hem de hayvancılık ve gıda konusundaki çalışmalar, beklentiler, sorunlar konusunda detaylı bilgiler edindik. Yeri geldikçe o bilgileri paylaşacağız.
Balıkesir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Kula, paneldeki açılış konuşmasında 2018 yılından bu yana Balıkesir’in su sorunu ile çok yakından ilgilendiklerini ilçe ilçe gezerek neler yapılması gerektiğini tespit ettiklerini ve bunları kamuoyu ile paylaştıklarını söyledi. Rahmi Kula, sözlerini şöyle sürdürdü: “O zaman, 2019-2020 yılında iklim krizinin etkilerini çok görmüyorduk.Çok da farkında değildik. Ancak, özellikle iki yıldır iklim krizini hepimiz iliklerimize kadar hissediyoruz. Bizler, Balıkesir olarak Türkiye'yi doyuran iliz. Siyah çayın dışında bütün ürünleri üretiyoruz. Bu aldığımız rızkı, topraklarımızın bereketi, üreticimizin çalışkanlığı ile sağlıyoruz. Kırmızı et ve beyaz ette, süt ve süt ürünlerinde, zeytinde, zeytinyağında, pirinçte, mor soğanda, üretimde Türkiye'de ilk beş ilden biriyiz. Bu da bizler için de ülkemiz için de çok önemli. Kendi kendimizi yeterliyiz. Ayrıca Türkiye'yi besleyen bir iliz. Ancak iklim krizi ve iklim değişikliğiyle birlikte bu sadece ilimizde değil, ülkemizde de değil, dünyada bunu yaşıyoruz. Dünyada iklim değişikliğiyle birlikte gelecekteki en büyük tehlike su. Eğer suyu koruyabilirsek üretime devam ederiz. Su varsa tarım var, hayvancılık var, gıda var. Eğer su yoksa açıkça söyleyeyim, bunların hiçbirini gerçekleştiremeyiz. O zaman gıda üretemeyiz.”
Balıkesir sanayisinin %40’ı tarıma dayalı gıda sanayisi
Suyun sadece tarım için değil her sektör için çok önemli olduğuna değinen Rahmi Kula: “Bugün Balıkesir sanayisinin yüzde 40'ı tarıma dayalı gıda sanayinden oluşuyor. O yüzden her damla suyumuza sanayicimiz de, köylümüz de, çiftçimiz de herkes bu anlamda sahip çıkmalı. Hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız. Bu salonda daha çok çiftçilerimiz, üreticilerimiz ve kooperatif birliklerimiz var. Bunun dışında ben aynı zamanda kendim de tarıma dayalı sanayi gıda sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Oda başkanı olarak organize sanayi bölgesi yönetim kurulu üyesiyim. Şunu bilmenizi isterim ki organize sanayi bölgesinde Sayın Valimizin başkanlığında Büyükşehir Belediye Başkanımız, Sanayi Odası Başkanımız, Organize Sanayi Bölgesi Başkan Vekilimiz hep birlikte yönetim kurulunda Balıkesir'e gelen firmalara, yatırım yapmak isteyen firmalara önce şunu soruyoruz. Diyoruz ki; "Ne kadar su tüketiminiz, ne kadar karbon salınımı var?" Eğer su tüketimi gerçekten yüksek olan firmalar varsa bizim yeraltı suyumuzu alacak, sonra deşarj edecek. O zaman diyoruz ki "Bunu bir daha düşünün, bir daha gözden geçirin." Çünkü bizim bu topraklardan çıkan temel ürünümüzü, gıdamızı, temel tarımsal faaliyetlerimizi kaybetmememiz gerekiyor. O yüzden hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız” bilgisini verdi.
Tarımsal üretim güneyden kuzeye doğru kayacak
Balıkesir’de 3 tane tarıma dayalı organize sanayi bölgesi olduğunu ve Gönen Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin bu alanda Avrupa’nın en büyüğü olduğunu hatırlatarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Gönen'i niye söylüyorum? Bakın hepimizin basında gördüğü tarlada 1 lira markete geldiğinde 10 lira oluyor. Nasıl oluyor diye. Biz aslında orada Antalya'dan İstanbul'a gidinceye kadar o sebzeler çok ciddi fire veriyor. İkincisi çok ciddi bir taşıma maliyeti var. Son bir ay daha da yükseldi nakliye maliyeti. Burada müthiş bir maliyet var. İkincisi, iklim kriziyle birlikte güneydeki tarımsal faaliyetler artık yavaş yavaş kuzeye doğru kayacak. Kuzey bölgesinde de en uygun coğrafya ve toprak yapısı Balıkesir'de. Balıkesir'in de tam ortada olduğunu düşünürseniz, İstanbul, Bursa, İzmir, Başkent Ankara olmak üzere 25 milyon nüfusun tam ortasındayız ve Gönen'de, Bigadiç ve Edremit’teki tarıma dayalı organize sanayi bölgelerinde üretilecek ürünlerle çevremizdeki tüm metropolleri besleyecek duruma geleceğiz. Ben Balıkesir'in üretim gücüne sonuna kadar inanan biriyim. Ülkenin de çalışkanlığına, üretim gücüne sonuna kadar inanıyorum. Çünkü Kurtuluş Savaşı sonrasında ülkenin en iyi yapacağı şey tarım ve hayvancılıktı. Onu da atalarımızdan aldığımız o düsturla hâlâ devam ediyoruz. Topraklarda bu güç ve bu üretim inancı var. Yeter ki işlerimizi iyi yapalım, doğru yapıp para kazanalım ki elimizi topraktan çekmeyelim.”
“Çok su tüketen avokado yetiştirmek zorunda değiliz”
Gıda üretiminde de Balıkesir’in sadece Türkiye'yi değil dünyayı besleyecek bir potansiyele sahip olduğunu hatırlatan Kula: “Hepsi birbirinden kıymetli gıda ürünlerini markalaştırmamız lazım. Bazı illerin öne çıkan bir tane ürünü var. Balıkesir’de peynir, zeytin, kuzu eti, kırmızı et, beyaz et, zeytinyağı ve daha birçok temel gıda ürünü var. Hepsi birbirinden güçlü. Ticaret odası olarak amacımız da bu ürünleri daha markalaşmış, katma değerli hale getirerek daha değerli satmak ki üreticiler daha yüksek bir gelir elde etsinler.” dedi.
Avokado yetiştiriciliğinin çok moda olduğunun altını çizen Rahmi Kula sözlerini şöyle sürdürdü: “ Son dönemde çok popüler oldu. Bir program izlemiştim. Yıllar önce Kaliforniya'da bu avokado yetiştiriciliği başlamış. Daha sonra müthiş bir su tüketimi olduğu için bunu Güney Amerika'ya yönlendirmişler. Bakıyorsunuz gelişmiş ülkeler su tüketimi fazla olan üretimlerden çıkmaya çalışıyorlar ve bunu daha az gelişmiş ülkelere aktarıyorlar. Şimdi ben bakıyorum biz avokado yetiştiriciliği yapmamalıyız. Zaten bizim kültürümüzde, ağız tadımızda avokado yok. Herhalde avokado yiyemezse kimsenin aklına gelmez diye düşünüyorum. Bilmiyorum var mı yani illa avokado yiyelim diyen yok yani sokakta. O yüzden avokado üretimine ihtiyacımız yok. Bizim daha çok kendi toprak yapımıza, iklim yapımıza uygun, daha az su tüketen ürünler üretmemiz lazım.”
Umudu diri tutarak üretmek zorundayız
Rahmi Kula’nın anlattıkları Balıkesir’in hem bitkisel üretimde hem de hayvancılıktaki potansiyelinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Bitkisel üretimde buğday, mısır, çeltik, zeytin, sebze ve meyve, şeker pancarı, hayvancılıkta süt ve besi hayvancılığı manda, küçükbaş, kanatlı ve su ürünleri yetiştiriciliği oldukça gelişmiş ve buna bağlı olarak gelişen bir gıda sanayisi var.
Gastronomide büyük bir çeşitlilik var. Sevgili Berrin Bal Onur ve Neşe Aksoy Biber’in yazdığı "50 Peynirli Şehir Balıkesir" kitabı peynirdeki çeşitliliği bütün yönleriyle anlatıyor. Daha önce bir yazımda yer vermiştim. İtalyan Şef Danilo Zana, İzmir Gastrofest’te şunları söylemişti: “İtalyan mutfağı gücünü malzemeden (tarım ürünlerinden) alıyor. Bizim başarımız İtalyan şeflerin güçlü olmasından kaynaklanmıyor. Asıl başarıyı malzeme sağlıyor. İtalya, çok bereketli, ürün çeşitliliği çok fazla. İnsanlar ürününe sahip çıkıyor. Böyle olunca 1-0 önde başlıyoruz.”
Balıkesir’in, Türkiye’nin, bu sözlerden alacağı çok ders var. Ürünlerimize, çiftçimize, üretene sahip çıkacağız. Balıkesir’in 50 çeşit peynirinden en azından birisini dünya markası yapamaz mıyız?
Özetle, Balıkesir’de geçirdiğim bir günün sonunda gördüklerim ve anlatılanları dinleyince şunu düşündüm; ülkede karamsar olmak için birçok neden var. Fakat bunun bize faydası yok. Umutları diri tutarak üretmek zorundayız. Üretmezsek tükeniriz. Bu büyük potansiyeli değerlendirmek için birçok nedenimiz var. İlk aklıma gelen, Mustafa kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına olan borcumuz.
Balıkesir’in “abisi” Faruk Kula’ya saygı
Rahmi Kula’yı dinlerken babası Faruk Kula’nın izinde gittiğini ve Balıkesir’in sorunlarına sahip çıkarken çok daha büyük pencereden konulara yaklaştığını görüyorsunuz. Balıkesir Ticaret Borsası Başkanlığı’nın yanı sıra birçok sivil toplum örgütünde öncülük yapan ve Balıkesir’in “abisi” olarak bilinen Faruk Kula, vefat ettiği 2019 yılına kadar iyi bir haber kaynağımdı. Faruk Kula’yı da yeri gelmişken bir kez daha saygıyla anıyorum.
