İran Savaşı’nda dördüncü haftaya giriyoruz. Sahadan gelen istihbarat, İran'ın uzun soluklu bir savaşı zorlayacağını gösteriyor. Bölge ülkelerinin enerji altyapısını vuran ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü elinde tutan İran, dünyanın enerji şokuna uzun süre dayanamayacağının ve Başkan Trump’ın üzerindeki baskının artacağının farkında.
Net enerji fazlası olan ABD ekonomisi, Avrupa ve Asya gibi kırılgan değil. Venezuela’nın enerji kaynakları ABD için ilave bir tampon sağlıyor. Ancak petrole erişebilme gücü ABD pompa fiyatlarının artmasını engellemiyor. Benzinin galonu savaşın başından beri %30 artarak 4 dolara yaklaştı.
Uzun sürecek bir savaş, pompa fiyatlarının daha da yükselmesini tetikleyerek ara-seçimlerde Cumhuriyetçilerin hayatını zorlaştırır. Hafta sonu yapılan Reuters/İpsos anketine göre ABD seçmeninin sadece %37’si İran’a saldırıyı destekliyor. Ekonominin yavaşladığı, emek piyasasının soğuduğu bir ortamda savaş yüzünden enflasyonun yükselmesi Cumhuriyetçi oyların zayıflamasına ve Başkan Trump’ın gücünün sorgulanmasına yol açar.
Zamanın aleyhine çalıştığının farkında olan Başkan Trump “Hürmüz Boğazı 48 saat içinde (salı sabahı 02:44 Türkiye saati) açılmazsa İran'ın elektrik santrallerini en büyüğünden başlayarak vuracağını” açıkladı. İran’ın ABD tehdidine boyun eğmeyeceğini ve bölgedeki enerji, ulaştırma, tatlısu tesislerine saldırıları artıracağını tahmin ediyoruz.
İran savaşı Ortadoğu’da karşılaşılan ilk kriz değil. 1973 Arap İsrail savaşı, 1979 İran Devrimi, 1980 Irak - İran savaşı, 1990 Körfez Savaşında küresel enerji arzında kesinti endişesi ile petrol fiyatları yükselmişti. Ancak mevcut ve geçmiş şokların ölçek farkı çok fazla. Önceki şoklarda küresel enerji arzı üzerindeki tehdit %4-%6 arasında değişiyordu. Bu kez arz üzerindeki tehdit %20’ye ulaşıyor.
Ekonomide sert iniş endişesi göz ardı edildi
Piyasalar İran savaşı patlak verince öncelikle enerji piyasası etkisine ve olası enflasyonist etkiye odaklandı. Petrol, doğalgaz, gübre gibi arz tehdidi yaşayan emtia fiyatları artarken tahvil getirileri enflasyonun tırmanacağı endişesi ile yükseldi.
İran savaşının küresel büyümenin güçlü olduğu bir konjonktürde patlak vermesi nedeniyle ekonomide sert iniş endişesi göz ardı edildi. Bölgeye yakın olan veya enerji bağımlılığı yüksek olan ülkeler haricinde hisse senedi piyasalarındaki satış genelde %5-10 arasında sınırlı kaldı.
Dallas Fed iktisatçılarının (Kilien-Plante-Richter) yaptığı bir çalışma, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kaldığı süreye göre küresel büyümenin ne kadar yavaşlayacağı konusunda önemli ipuçları veriyor. Uzmanlar boğazın bir çeyrek kapalı olduğu senaryoda dünya ekonomisinin baz senaryodan ikinci çeyrekte -%2,9 uzaklaşacağını, iki çeyrek kapalı olduğu senaryoda üçüncü çeyrekte ilave -%1,2 sapacağını, üç çeyrek kapalı olduğu senaryoda ilave olarak dördüncü çeyrekte de -%1,1 sapma olacağını öngörüyor.
Ekonomik büyüme ve enflasyondaki fiili hasar ne kadar olur? Bu sorunun cevabı, Hürmüz'ün kapalı kalma süresine, enerji altyapısında kalıcı hasarın boyutuna ve merkez bankalarının ve hükümetlerin şoka genişleyici politikalarla cevap verip vermediğine bağlı olarak belirlenecek.
Piyasalar bu gelişmeleri nasıl fiyatlar? Bu sorunun analitik bir cevabı yok. Ama savaşın altı aya uzadığı, ağır yaralı olmasına rağmen hayata tutunan İran’ın Ortadoğu'yu cehenneme çevirdiği bir senaryoda Brent petrol fiyatı 125-150 dolar bandına çıkarken, dünya borsalarındaki kayıplar %20-30 bandına yükselir.
Rusya oyunun kazananı olur
Filmin sonunda ne olur? Başkan Trump zafer ilan ederek donanmaya geri dönüş emri verirken, geride enerji alt yapısı hasar görmüş bir Ortadoğu bırakır. Enerji fiyatlarındaki artıştan fayda sağlayan ve Avrupa’ya yeniden enerji satmaya başlayan Rusya oyunun kazananı olur. Hürmüz Boğazı’nda kontrolü kimin elinde tuttuğuna bağlı olarak ABD-Çin görüşmelerinin seyri belirlenir.
Net enerji ithalatçısı, bölgeye yakın Türkiye savaşta taraf olmasa da bu gelişmelerden olumsuz etkilenir. Ama ülkenin borçluluğunun sınırlı, kamunun güçlü, enerji yoğunluğunun düşük olması sayesinde ekonomide asgari hasarla bu şoku geçiririz. Taahhüt şirketlerimiz savaş sonrasında bölgenin inşa sürecinde aktif rol oynar. Portföyleri likit ve mali kasları güçlü olan yatırımcılar, doğru zamanlama ile fırtına sonrası bereketinden yararlanır.