ABD ve İran’ın karşılıklı restleştiği bir ortamda haftaya ‘kırmızı pazartesi’ ile başlarız. Ateşkesin devam edip etmeyeceğine ve bu süreçte İran’ın Hürmüz Boğazı’nı ne kadar açacağına bağlı olarak piyasaların tepkisinin sertliği belirlenir.
Barış görüşmeleri bir anlaşmaya varamadan sona erdi. ABD ve İran heyetleri ülkelerine geri dönüyor. ABD Başkan Yardımcısı Vance, İran’ın nükleer silah konusunda istenen taahhüdü vermemesi üzerine görüşmeleri sonlandırdıklarını söyledi. İran devlet televizyonu Hürmüz Boğazı ve zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılması gibi konularda ABD’nin aşırı istekleri nedeniyle görüşmelerin sona erdiğini açıkladı.
Bundan sonra ne olacak? Askeri gücünü bölgeye getiren ABD’nin zafer elde etmeden geri dönme ihtimali yok. ABD tarafı muhtemelen İran’a nihai ve son teklifi yaptıklarını söyleyip kısa bir süre verecek. Bu süre içinde, İran Hürmüz Boğazı’nı açmazsa ve zenginleştirilmiş uranyumu vermezse elektrik santrallerini, köprüleri vuran ağır bir saldırı ile İran ekonomisinin çökertilmesi hedeflenecek. Zenginleştirilmiş uranyumu almayı hedefleyen bir askeri operasyon da saldırı sırasında devreye girecek.
Uzun sürecek savaş, ABD için Pirus zaferine dönüşür
Piyasalar bu sürece nasıl tepki verir? ABD ve İran’ın karşılıklı restleştiği bir ortamda haftaya ‘kırmızı pazartesi’ ile başlarız. Ateşkesin devam edip etmeyeceğine ve bu süreçte İran’ın Hürmüz Boğazı’nı ne kadar açacağına bağlı olarak piyasaların tepkisinin sertliği belirlenir. Ateşkesin bozulduğu, ABD’nin İran’ı taş devrine götürecek bir saldırı düzenlediği kötü senaryoda, enerji fiyatları barış görüşmeleri öncesi gördüğü zirveleri aşar. Hisse senedi ve tahvil piyasaları kazançlarını fazlasıyla geri verir.
ABD ve İsrail’in saldırılarına rağmen İran’ın direndiği uzun sürecek bir savaş senaryosu ABD için Pirus zaferine dönüşür. Yaralanan ama direnen İran bölgedeki enerji altyapısına kalıcı zarar verebilir. Hürmüz Boğazını gemilerin geçemeyeceği şekilde mayınlarla döşeyebilir. Uzun sürecek bir savaş korkusu ile petrol fiyatları 125 – 150 dolara yükselirken, küresel ekonominin sert yavaşladığı, enflasyonun yükseldiği stagflasyon senaryolarını konuşmaya başlarız. Enerji altyapısına verilen zararın büyüklüğü enerji şokunun süresini uzatırken, boyutunu artırır.
Küresel sert şok senaryosuna karşı B planı hazır olmalı
Bölgeye yakın olan ve enerjisinin üçte ikisini ithal eden Türkiye ekonomisi bu süreçten kaçınılmaz olarak olumsuz etkilenir. Enerji kaynaklarını çeşitlendiren, Orta Doğu’ya bağımlılığını azaltan Türkiye ihtiyacı olan enerjiyi bulmaya devam edecek. Avrupa ve Asya ülkelerine göre çok daha iyi durumdayız. Ama bu dayak yemeyeceğiz anlamına gelmiyor.
Enerji fiyatlarında uzun süreli artış, dış dengeyi bozarak döviz kurunu yükseltir. Enflasyonu yukarı çekerken büyümeyi ve istihdamı baskılar. Uygulanmakta olan dezenflasyon programının siyasi maliyeti artar. Uygulanan ekonomik programa güveniyoruz. Ama küresel şokun sertleştiği bir senaryoya karşı B planının hazır olması gerekiyor.
Süreç nasıl ilerleyecek, ABD Pirus zaferini mi, yoksa Kadeş anlaşmasını mı tercih edecek henüz bilmiyoruz. Ama yüksek oynaklığın yaşanacağı bir dönemden geçeceğiz. Kaldıraçlı taşınan riskli varlıkların büyüklüğü piyasalardaki satışın boyutunu artıracak. Başkan Trump’ın son anda geri adım atmasına dayalı TACO stratejisine oynayacak yatırımcıların alımları dalga boyutunu küçültecek.
Küçük yatırımcıların bu kurtlar sofrasından uzak durması ve taşıyamayacakları pozisyonları almamaları daha doğru olur. Rahmetli Vehbi Koç’un “Bir işe girerken, ne kazanacağımı değil, bu iş kötü giderse ne kaybedeceğimi sorarım” sözünü çalışma masanıza asın ve risk almak istediğinizde tekrar tekrar okuyun.