Sağlıklı yaşam artık yalnızca belirli bir kesimin değil, toplumun geniş bir bölümünün ortak gündemi. Kırsalda yaşayanından yoğun iş temposundaki beyaz yakalısına kadar herkes, yaşam kalitesini artırmanın yollarını arıyor. Bu arayışta ise “beslenme” en önemli başlık olarak karşımıza çıkıyor. Bir dönem yalnızca “karın doyurmak” olarak görülen beslenme anlayışı, bugün içeriği sorgulanan bilinçli bir tüketim davranışına dönüşmüş durumda. Tüketici artık sadece makarna ya da ekmek almıyor; tam buğday mı, lif oranı yüksek mi gibi sorulara da yanıt arıyor. Bu yeni dönemin en dikkat çeken başlıklarından biri ise glüten ve glütensiz ürünler. Çölyak hastaları ve glüten hassasiyeti olan bireyler için bir zorunluluk olan glütensiz beslenme, bugün sağlıklı yaşam arayışındaki tüketiciler ya da kilo vermek isteyenler tarafından da tercih ediliyor. Her ne kadar uzmanlar, tıbbi bir gereklilik olmadan glütensiz beslenmenin faydaları konusunda temkinli yaklaşsa da, bu eğilim gıda sektöründe yeni ve hızla büyüyen bir pazar oluşturmuş durumda.
Glütensiz un, ekmek, atıştırmalık, bakliyat ve temel gıda kategorilerinde ürün çeşitliliği her geçen yıl artıyor. Türkiye’de birçok gıda şirketi bu alana yatırım yapıyor. Bunlardan Eksun Gıda, 2006 yılından bu yana glütensiz un üretiminin yanı sıra ‘Sinangil Glüten YOK’ markasıyla glütensiz ekmek ve atıştırmalık ürünler sunuyor. Çölyak farkındalığına yönelik çalışmalar da yapan şirket, Çölyak Vakfı iş birliğiyle Çölyak ve Glütensiz Yaşam Zirvesi düzenliyor. Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, bu zirvelerin üçüncüsünde yaptığı açıklamada, çölyak hastalığı toplumda sanılandan daha yaygın olduğuna vurgu yapıyor: “Araştırmalara göre dünya genelinde ve Türkiye’de her 100 kişiden 1’i çölyak hastası. Son yıllarda artan farkındalık ve tarama olanakları sayesinde teşhis oranlarında artış görüyoruz. Hâlen pek çok kişi buğday, arpa, çavdar gibi tahıllardaki glüten proteinine karşı ciddi hassasiyeti olduğunu bilmeden yaşamını sürdürmeye çalışıyor.”
“GLÜTENSİZ ÜRÜNLERE ERİŞİM DE GEREKLİ”
Çölyak Vakfı Başkanı Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi ise glütensiz ürünlerin güvenli ve yaygın şekilde sunulmasının çölyak hastalarının yaşam kalitesini doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve özel sektörle hayata geçirilen projelerle glütensiz ürünlerin kamusal alanda daha erişilebilir hale getirildiğini hatırlatan Beşikçi, bu alanda atılacak adımların önemli olduğunun altını çiziyor.
Kuru gıda sektörünün önde gelen markalarından olan Reis Gıda’nın Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun, çölyak hastaları açısından güvenilir glütensiz ürünlere erişimin kritik önem taşıdığını belirterek şunları söylüyor: “Çölyaklı bireyler için glütensiz ürünlerin güvenilirliği ve besin değeri büyük öneme sahip. Reis Gıda olarak, bu ihtiyaca yönelik olarak geliştirdiğimiz glütensiz ürünlerimiz ile yalnızca çölyak hastalarına değil, sağlıklı yaşamı benimseyen herkese hitap ediyoruz. Bakliyatlar, doğal yapıları gereği glüten içermemeleri, zengin protein, lif, vitamin ve mineral içerikleriyle hem dengeli beslenmenin hem de çölyak diyetinin baş tacıdır.”
YELPAZE HER GEÇEN GÜN GENİŞLİYOR
Eskisine kıyasla market raflarında glütensiz ürün çeşitliliği belirgin şekilde artmış durumda. Unlu mamullerden atıştırmalıklara, bakliyattan temel gıda ürünlerine kadar genişleyen ürün gamı, çölyak hastaları için seçenekleri artırıyor. Ancak uzmanlara göre ürün çeşitliliğinin artması tek başına yeterli değil; ekonomik erişilebilirlik de önemli bir sorun olmaya devam ediyor.
Bu noktada belediyelerin sağladığı destekler dikkat çekiyor. Türkiye’de bazı belediyeler, çölyak hastalarına özel glütensiz un, makarna, ekmek, bisküvi, kurabiye, tarhana ve çikolata gibi temel tüketim ürünlerinden oluşan destek paketleri sunuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de çölyak ve PKU hastaları ile glüten hassasiyeti bulunan bireylere yönelik özel üretim ve destek programları yürüten kurumlar arasında yer alıyor. Pek çok ilçe belediyesi, raporlu hastalara düzenli gıda desteği sağlıyor. Öte yandan SGK kapsamında çölyak hastalarına yaş gruplarına göre glütensiz ürün desteği de sağlanıyor.
ULAŞMAK YETMEZ, ÇAPRAZ BULAŞ DA OLMAMALI
Uzmanlara göre glütensiz ürünlerde yalnızca erişim değil güvenilirlik de kritik önem taşıyor. Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, özellikle çapraz bulaş riskine dikkat çekiyor: “Çapraz bulaşma, kısaca, yemek hazırlama aşamasında glütensiz bir gıdanın glütenle temas etmesi anlamına geliyor. Bu durum az veya çok ne kadar olursa olsun glüten almaması gereken kişiler için son derece hayatidir. Çünkü miktar az olsa bile glüten bağışıklık sisteminin tepki vermesine ve bağırsakların zarar görmesine yol açabilir. Glüten içeren ve içermeyen gıdalar; aynı kesme tahtasında hazırlanmamalı, aynı yağın içinde kızartılmamalı veya her kullanımdan sonra ortak mutfak gereçleri iyice temizlenmeli.”
Pazar büyüklüğü 23 milyar doları aştı
Bir dönem yalnızca çölyak hastalarının tüketmek zorunda kaldığı özel ürünler olarak görülen glütensiz gıdalar, bugün dünya genelinde hızla büyüyen bir endüstriye dönüştü.
Uzmanlara göre çölyak hastalığı, buğday, arpa ve çavdarda bulunan glüten proteinine karşı bağışıklık sisteminin verdiği reaksiyon sonucu ortaya çıkıyor. Hastalığın tek tedavisi ise ömür boyu glütensiz beslenme. Ancak bu zorunluluk, dünya genelinde milyarlarca dolarlık yeni bir gıda ekonomisinin doğmasına neden oldu.
Araştırma şirketi IMARC Group’un verilerine göre küresel glütensiz ürün pazarı 2025 yılı itibarıyla 23,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Pazarın 2034 yılına kadar 41,5 milyar dolara çıkması bekleniyor. Grand View Research tarafından yayımlanan başka bir analizde ise küresel glütensiz ürün pazarının 2025 yılında 8,5 milyar dolar seviyesinde olduğu, 2033’e kadar yıllık ortalama yüzde 10’un üzerinde büyüme kaydederek 18,3 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor.
Sektördeki hızlı büyümenin arkasında yalnızca çölyak hastaları bulunmuyor. Son yıllarda “sağlıklı yaşam”, “temiz içerik”, “düşük alerjenli beslenme” ve “wellness” akımları nedeniyle glütensiz ürünlere yönelen tüketicilerin sayısı da hızla artıyor. Araştırmalar, glütensiz ürün tüketicilerinin önemli bölümünün çölyak tanısı bulunmayan kişilerden oluştuğunu gösteriyor.
EN BÜYÜK PAYI KUZEY AMERİKA ALIYOR
Küresel pazarda en büyük pay Kuzey Amerika’ya ait. Grand View Research verilerine göre Kuzey Amerika, 2025 yılında toplam pazarın yaklaşık yüzde 35’ini oluşturdu. Bölgedeki yüksek tanı oranları, gelişmiş perakende ağı ve güçlü marka yatırımları büyümeyi destekliyor. Buna karşın en hızlı büyüyen bölge ise Asya-Pasifik olarak öne çıkıyor. Özellikle Çin, Hindistan ve Güney Kore’de sağlık odaklı tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte glütensiz ürün talebi yükseliyor. Küresel şirketler de bu bölgelere yönelik yeni yatırım planları hazırlıyor.
Türkiye’de yatırımcıya iç pazar kadar ihracat da talep yaratıyor
Türkiye’de glütensiz ürün pazarı henüz Avrupa ve ABD seviyesinde olmasa da son yıllarda hızlı büyüme gösteriyor. Büyük market zincirlerinin glütensiz raflarını genişletmesi, yerli üreticilerin sayısının artması ve e-ticaret kanallarındaki büyüme sektörü hareketlendiriyor.
Türkiye’de özellikle son beş yılda glütensiz un, makarna, atıştırmalık ve hazır gıda üretiminde ciddi artış yaşandı. Yerli üreticiler yalnızca iç pazara değil ihracata da yönelmeye başladı. Türkiye’nin güçlü un ve tahıl işleme altyapısı, glütensiz üretimde de avantaj sağlıyor.
GLÜTENSİZ ÜRÜN İHRACATI ARTIYOR
Hâlihazırda dünyanın en büyük un ihracatçılarından biri konumunda olan Türkiye’den Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere Orta Doğu ve Körfez ülkelerine glütensiz makarna, un karışımları, atıştırmalık ürünler ve özel unlu mamuller ihraç ediliyor. Özellikle Avrupa’daki Türk girişimcilerin kurduğu market zincirleri, Türkiye kaynaklı glütensiz ürünler için önemli bir kanal oluşturuyor. İhracat rakamları “glütensiz ürün” başlığı altında ayrı bir kodla tutulmadığı için net veri paylaşılmasa da sektör temsilcileri son yıllarda glütensiz ürünlerin ihracatında çift haneli büyüme yaşandığını ifade ediyor. İstanbul, Konya, Gaziantep ve İzmir merkezli bazı üreticiler Avrupa pazarına özel üretim gerçekleştiriyor.
100 KİŞİDEN 1’İ ÇÖLYAK
- Çölyak hastalığının toplumun yaklaşık yüzde 0,3 ila yüzde 1’ini etkilediği tahmin ediliyor. Ancak çölyak, farklı belirtilerle ortaya çıkabildiği ya da bazı kişilerde uzun süre fark edilmediği için gerçek hasta sayısının resmi rakamların çok üzerinde olduğu değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu nedenle hastaların yalnızca yaklaşık yüzde 10’una tanı konulabildiğine dikkat çekiyor. Bu tahminler doğrultusunda Türkiye’de 250 bin ila 850 bin arasında çölyak hastası bulunabileceği öngörülüyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise 2023 Kasım sonu itibarıyla tanı almış çölyak hasta sayısı 166 bin 614’e ulaştı.
HER YERDE KARŞINIZA ÇIKABİLİR
- Ülkemizde buğdayı sofralarımızda çok sık kullandığımız için hemen hemen her yemekte karşılaştığımız glüten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan doğal bir protein grubu. İçeriği sayesinde hamurun elastikiyetini sağlıyor ve özellikle ekmek gibi mayalı ürünlerin kabarmasına yardımcı oluyor; bu yüzden de fırıncılık ürünlerinin vazgeçilmezi oluyor. Glüten içeren tam tahılların; lif, B vitaminleri ve bazı mineraller bakımından zengin olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Bu maddenin sindirim sağlığını ve enerji metabolizmasını desteklemek gibi artı yönleri olsa da bazı kişilerde başta çölyak olmak üzere çeşitli rahatsızlıklara yol açabileceği unutulmamalı” diyor.
TEK TEDAVİ ÖMÜR BOYU DİYET
- Günümüzde çölyak hastalığının kesin bir tedavisi olmadığını açıklayan Uzman Diyetisyen Derya Eren, şu bilgileri veriyor: “Amerikan Pediatri Derneği’nin raporuna göre bilinen tek tedavi, ömür boyu uygulanması gereken glütensiz beslenmedir. Glütensiz diyet ile şikayetler azalır ve oluşabilecek hastalıklar ortadan kaldırılır. Çölyak sahibi bireylere ve yakınlarına, glüten içerme olasılığı yüksek ürünler ve katkı maddeleri konusunda bilgilendirmeler yapılmalı. Bu kişiler glütensiz yiyeceklerin hazırlanması, depolanması ve saklanması konusunda ayrıntılı ve doğru bilgiye bir beslenme ve diyet uzmanı aracılığıyla ulaşmalı.”
Belirtilere dikkat!
- Çölyak hastalığını tetikleyen ana besinlerin arpa, çavdar, buğday ve irmik gibi tahıllar olduğu belirtiliyor. Bazı ilaç, takviye ve işlenmiş ürünlerde yardımcı bileşen olarak glüten bulunabiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Benan Kasapoğlu, hastalıkla ilgili şu bilgileri aktarıyor: “Çölyak, glüten tüketiminden sonra ince bağırsakta ortaya çıkan bağışıklık reaksiyonudur. Zamanla bu bağışıklık yanıtı ince bağırsağın yüzeyindeki hücreleri bozar ve bu hücrelerin bozulması da bir emilim bozukluğuna yol açar.” Kasapoğlu, hastalığın yetişkinlerdeki altı belirtisini şöyle sıralıyor: 1- İshal 2- Kilo kaybı 3- Mide bulantısı ve kusma 4- Karın ağrısı 5- Gaz ve karında şişkinlik 6- Yorgunluk ve halsizlik.
Çölyak hastalarına rehber kaynaklar
- Çölyak dernekleri ve sivil toplum kuruluşları, glüten hassasiyeti ve çölyak hastalarının güvenli gıdaya erişimini kolaylaştırmak amacıyla marka ve ürün bazlı rehber listeler hazırlıyor. Çölyakla Yaşam Derneği, Ankara Çölyak Derneği, Çölyak Hastaları Derneği ve ESEV gibi kurumların yayımladığı glütensiz ürün listeleri, tüketiciler için önemli bir başvuru kaynağı olarak öne çıkıyor. Ancak uzmanlar, ürün içeriklerinin zaman içinde değişebileceğine dikkat çekerek, tüketicilerin satın alma öncesinde ambalaj üzerindeki güncel içerik bilgisini ve “glütensiz” beyanını kontrol etmesi gerektiğini hatırlatıyor.