Borsa İstanbul'un eski günlerini aratan yatay seyri, tasarruf sahiplerini bir süredir yeni arayışlara yöneltiyor. Bu arayışın son dönemdeki adreslerinden biri ABD borsaları.
Bir tarafta yapay zekâ, diğer tarafta uzay teknolojilerine yatırım fırsatları var. Çip üreticilerinden roket ve uydu üreticilerine kadar geleceğin öne çıkan şirketlerinin önemli bölümü ABD'de bulunuyor. SpaceX'in halka arzının ardından şimdi Anthropic ve OpenAI'ın halka arz süreçleri izleniyor.
Türkiye'deki yatırımcı bu şirketlere ya TEFAS'ta işlem gören fonlar aracılığıyla dolaylı olarak ya da yurt dışı piyasalara erişim sağlayan aracı kurumlar üzerinden doğrudan yatırım yapıyor. İki yolun ekonomik sonucu birbirine benzeyebilir; vergilendirilmeleri aynı değil. Bu yazının konusu ikincisi.
ABD hissesi vergiden muaf değil
Türkiye'de yerleşmiş kişiler, yalnızca Türkiye'de değil, yurt dışında elde ettikleri gelirlerin tamamı üzerinden Türkiye'de vergilendiriliyor. Vergi hukukunda buna tam mükellefiyet deniliyor.
Bu nedenle yabancı şirket hisselerinin satışından sağlanan kazançlar da Türkiye'de değer artışı kazancı sayılıyor ve vergilendiriliyor. Üstelik, bazı değer artışı kazançları için her yıl belirlenen istisna, menkul kıymet satışlarına uygulanmıyor. Yani yurt dışı hisse senedi satışında herhangi bir beyan sınırı veya istisna bulunmuyor.
Dolayısıyla "Kazancımı ABD’de elde ettim ya da kazancım istisna sınırının altında kaldı, beyan etmeme gerek yok" düşüncesi sizi yanıltabilir.
Vergi satış bedelinden değil, kazançtan alınıyor
Beyan edilecek tutar hissenin satış bedeli değil, alış ve satış sonucunda oluşan kazançtır. Satış bedelinden maliyet bedeli ile satış nedeniyle yapılan ve yatırımcının üzerinde kalan giderler düşülerek safi kazanca ulaşılır.
Yabancı para üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde hesap göründüğü kadar kolay değil. Alış ve satış bedelleri işlem tarihlerindeki kurlar üzerinden Türk lirasına çevriliyor. Komisyonlar ve doğrudan işleme bağlı giderler ayrıca değerlendiriliyor. Şartları varsa maliyet bedeli endekslemesi de yapılabiliyor.
Bu nedenle dolar bazında zarar edilen bir işlemden Türk lirası bazında vergilendirilebilir kazanç çıkması mümkün. Aracı kurum ekranında görülen dolar bazlı kâr veya zarar, Türkiye'de beyan edilecek matrahı her zaman doğru göstermiyor. Kazançlar, izleyen yılın mart ayında yıllık beyannameye dâhil ediliyor.
Aynı hisseden farklı tarihlerde ve farklı fiyatlardan çok sayıda alım yapılması hâlinde maliyet hesabı daha da zorlaşıyor. Yıl içinde bazı işlemlerden kazanç, bazılarından zarar doğmuşsa bunların aynı gelir türü içindeki durumu ayrıca değerlendirilmeli. Geçmiş yıllarda oluşan zararların sonraki yıl kazançlarından kendiliğinden düşülebileceği de düşünülmemeli. Bu nedenle işlem dökümlerinin yıl sonunda değil, alım satım yapıldıkça saklanması önem taşıyor.
Temettüde 2026 yılı beyan sınırı 22 bin lira
ABD şirketlerinden alınan temettüler, hisse satış kazancından farklı olarak menkul sermaye iradı sayılıyor. Türkiye'de vergi kesintisine ve istisnaya tabi olmayan bu gelirler, 2026 yılı için belirlenen 22 bin liralık beyan sınırını aşarsa yıllık beyannameye dâhil ediliyor.
Bu tutar bir istisna değil. Sınır aşılırsa yalnızca aşan bölüm değil, gelirin tamamı beyan ediliyor. Aynı nitelikteki diğer iratlar da sınır hesabında birlikte dikkate alınıyor.
Temettünün yurt dışındaki yatırım hesabında bırakılması veya Türkiye'ye gönderilmemesi de beyan yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor. Gelirin yatırımcının hesabına geçmesi ve kişinin bu tutar üzerinde tasarruf edebilir hâle gelmesi, kural olarak elde etme için yeterli.
ABD'de vergi kesilmesi beyanı kaldırmıyor
ABD'den alınan temettüde verginin kaynakta kesilmiş olması, Türkiye'de işin bittiği anlamına gelmiyor. 2026 yılında temettü ile aynı nitelikteki diğer gelirlerin toplamı 22 bin lirayı aşarsa gelirin tamamı Türkiye'de beyan ediliyor. ABD'de ödenen vergi ise gerekli belgelerle Türkiye'de hesaplanan vergiden mahsup edilebiliyor.
Türkiye ile ABD arasındaki anlaşmaya göre Türkiye temettüyü vergileyebiliyor. ABD de kaynak ülke olarak vergi alabiliyor; iştirak niteliğindeki ortaklıklar dışında bu vergi gayrisafi temettünün yüzde 20'sini aşamıyor.
Aynı gelir üzerinden iki ülkede vergi doğması hâlinde, ABD'de ödenen vergi Türkiye'de hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilebiliyor. Mahsup tutarı, yabancı gelir nedeniyle Türkiye'de hesaplanan vergiyi aşamıyor. ABD'de daha yüksek vergi kesilmiş olması, aradaki farkın Türkiye'den iade alınabileceği anlamına gelmiyor.
Mahsup için verginin ABD'de ödendiğinin belgelenmesi şart. Temettü ve kesinti bilgilerini gösteren IRS 1042-S formuna apostil şerhi uygulanırsa ayrıca konsolosluk tasdiki aranmıyor. Belge zamanında gelmezse, yurt dışı gelire isabet eden vergi bir yıl ertelenebiliyor; belge bu sürede sunulursa mahsup yapılıyor.
Anlaşmadaki oranlardan yararlanabilmek için kişinin Türkiye'de tam mükellef olduğunu gösteren mukimlik belgesini ABD tarafına sunması gerekiyor. Bu işlem yapılmadığında ABD'de daha yüksek oranda kesintiyle karşılaşılabiliyor. Türkiye'deki mahsup, burada hesaplanan vergiyle sınırlı olduğundan fazladan kesilen tutarın tamamı Türkiye'de telafi edilemeyebilir.
Fon almakla doğrudan hisse almak aynı değil
TEFAS fonuyla ABD şirketlerine yatırım yapan kişiyle aynı hisseleri doğrudan alan kişinin vergi yükümlülükleri farklı. Bu ayrım yatırım kararı öncesinde bilinmeli. Fonlarda vergilendirme çoğunlukla stopaj yoluyla sonuçlandırılıyor. Doğrudan hisse yatırımında kazanç hesabı, temettünün izlenmesi, yabancı verginin belgelenmesi ve beyanname verme yükümlülüğü yatırımcıya ait. Yatırımcıların her alım ve satımın tarihini, bedelini, kurunu, komisyonunu ve varsa yurt dışında kesilen vergiyi ayrı ayrı kaydetmesi gerekiyor. Bu bilgileri beyan döneminde geriye dönük toplamaya çalışmak hem zor hem de hataya açık. Yurt dışı borsalarda yatırım yapmak artık birkaç tuşa basmak kadar kolay. Vergi hesabı ise aynı ölçüde kolaylaşmış değil. ABD borsasından doğrudan hisse alanların, portföylerini takip ettikleri kadar Türkiye'deki beyan yükümlülüklerini de takip etmeleri gerekiyor.