Şirketin sanayi sicil belgesine sahip olması tek başına yeterli değil. Kurumun fiilen üretim yapması ve kazancın da bu üretim faaliyetinden elde edilmesi gerekiyor. Üretimin yanında ticaret, hizmet, kira veya başka faaliyetler de bulunuyorsa, şirketin bütün kazancına %12,5 oranı uygulanmayacak. Yalnızca üretim faaliyetine isabet eden kazanç indirimli orandan yararlanacak.
7582 sayılı Kanunla üretim kazançlarının vergilendirilmesinde gerçekten önemli bir değişiklik yapıldı. Hâlen genel kurumlar vergisi oranı %25. Sanayi sicil belgesine sahip olan ve fiilen üretim yapan kurumların üretimden elde ettikleri kazançlar için ise oran 2026 yılında %24 olarak uygulanıyor.
Yeni düzenlemeyle birlikte 2027 yılından itibaren bu oran %12,5’e inecek. Başka bir ifadeyle, imalatçı kurumların münhasıran üretim faaliyetinden elde ettikleri kazançlar üzerindeki kurumlar vergisi yükü yarı yarıya azalacak.
11 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 26 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği de uygulamanın ayrıntılarını ve tereddüt oluşturabilecek bazı konuları örneklerle açıkladı.
Burada hemen belirtelim: Şirketin sanayi sicil belgesine sahip olması tek başına yeterli değil. Kurumun fiilen üretim yapması ve kazancın da bu üretim faaliyetinden elde edilmesi gerekiyor. Üretimin yanında ticaret, hizmet, kira veya başka faaliyetler de bulunuyorsa, şirketin bütün kazancına %12,5 oranı uygulanmayacak. Yalnızca üretim faaliyetine isabet eden kazanç indirimli orandan yararlanacak.
Düzenleme, 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara uygulanacak. Özel hesap dönemine tabi kurumlarda ise 2027 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve sonraki dönemler esas alınacak. Dolayısıyla 2026 yılında mevcut 1 puanlık indirim uygulanmaya devam edecek.
Zirai üretim de kapsama alındı
Yeni düzenlemenin dikkat çeken yönlerinden biri de zirai üretim yapan kurumların kapsama alınmasıdır. Zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar da %12,5 oranında vergilendirilecek.
Ancak bunun için çiftçi kayıt belgesi, gıda işletmesi kayıt belgesi veya işletme onay belgesi gibi Tarım ve Orman Bakanlığından alınmış belgelerden birine sahip olunması ve fiilen üretim yapılması gerekiyor.
Dolayısıyla yalnızca tarımsal ürün alıp satan bir şirket bu imkândan yararlanamayacak. Belgenin yanında fiili üretim şartı da aranacak.
İhracat indirimi ayrıca uygulanmayacak
Kendi ürettiği ürünleri ihraç eden kurumlar açısından ihracata tanınan 5 puanlık indirimin ayrıca uygulanıp uygulanmayacağı da önemliydi.
Kanun bu konuda açık bir tercih yapmış durumda. Üretim kazancı nedeniyle %12,5 oranından yararlanılan kazanca ayrıca ihracat indirimi uygulanmayacak. Yani kurum, kendi ürettiği ürünü ihraç etmiş olsa da oran %12,5’in altına inmeyecek.
Buna karşılık kurumun dışarıdan satın aldığı malları ihraç etmesi halinde, bu kazanç üretim kazancı sayılmayacağından 5 puanlık ihracat indirimi uygulanabilecek.
Bu nedenle aynı kurum bünyesinde kendi üretilen mallardan elde edilen kazanç %12,5, dışarıdan alınarak ihraç edilen mallardan elde edilen kazanç %20, diğer kazançlar ise genel olarak %25 oranında vergilendirilebilecek.
Fason üretimde sınır nerede?
Tebliğ, üretimin bazı aşamalarının fason olarak yaptırılmasını indirimden yararlanmaya engel saymıyor. Ancak fason üretimin, sanayi sicil belgesinde veya faaliyet ruhsatında yer alan üretim konusu içinde bulunması gerekiyor.
Ayrıca işletmenin kendi imalatının fason imalattan fazla olması, işin organizasyonunun ve riskinin mükellef tarafından üstlenilmesi, hammadde ve yardımcı maddelerin de mükellefçe temin edilmesi aranıyor.
Başka bir ifadeyle şirket üretim adı altında sadece sipariş veren ve ürünü tamamen başka firmalara yaptıran bir yapıda ise indirimden yararlanması mümkün olmayacak. İdare burada şekilden çok ekonomik gerçekliğe bakacak.
İmalatçıların asgari vergi karşısında da korunması gerekir
Üretim kazancına uygulanacak oranın %12,5’e indirilmesi imalatçılar açısından kuşkusuz önemli bir avantajdır. Ancak konu yatırım teşvik belgeleriyle birlikte değerlendirildiğinde yurt içi asgari kurumlar vergisi nedeniyle bazı sorunların devam ettiği görülüyor.
2 Ağustos 2024’ten önce alınan teşvik belgelerinde, bu tarih itibarıyla belgede kayıtlı bulunan yatırım tutarı nedeniyle Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32/A maddesi kapsamında alınmayan vergi, hesaplanan asgari kurumlar vergisinden indirilebiliyor.
Buna karşılık 2 Ağustos 2024’ten sonra alınan yeni teşvik belgeleri ile eski belgelere bu tarihten sonra eklenen yatırım tutarları aynı korumadan yararlanamıyor.
Üretime tanınan 12,5 puanlık avantajın kendisi asgari vergi hesabında dikkate alındığı için, yeni teşvik belgelerinde verginin hiçbir şekilde %10’un altına inmeyeceğini söylemek doğru olmaz. Ancak asgari vergi matrahının normal kurumlar vergisi matrahından yüksek olduğu veya üretim dışı kazançların bulunduğu durumlarda yatırım teşvikinin sağladığı ilave avantajın bir bölümü kullanılamayabilir.
Kanaatimce, bir taraftan imalat kazançlarına %12,5 oranı tanınırken diğer taraftan yeni üretim yatırımlarının sağladığı indirimli kurumlar vergisi hakkının asgari vergiyle sınırlandırılması doğru değildir.
En azından imalat yatırımları bakımından, 32/A maddesi uyarınca alınmayan verginin belge tarihine bakılmaksızın yurt içi asgari kurumlar vergisinden indirilebilmesine imkân sağlanmalıdır. Yeni yatırım yapacak imalatçıların eski teşvik belgesi sahiplerine göre daha olumsuz bir konuma düşürülmemesi gerekir.
Kayıt sistemi şimdiden hazırlanmalı
Yeni uygulamanın sağlıklı yürütülebilmesi için üretim kazancı ile üretim dışı kazançların, ortak giderlerin, kendi üretilen mallarla dışarıdan satın alınan malların ayrı ayrı izlenmesi gerekiyor.
Bu nedenle imalatçı şirketlerin 2027 yılını beklemeden maliyet muhasebesi sistemlerini gözden geçirmelerinde yarar var. Aksi halde kanunun tanıdığı önemli bir avantaj, kazancın doğru ayrıştırılamaması veya yeterince ispatlanamaması nedeniyle tam olarak kullanılamayabilir.
Sonuç olarak üretim kazançlarında kurumlar vergisi oranının %12,5’e indirilmesi son derece olumlu bir adımdır. Ancak bu düzenlemenin yeni üretim yatırımlarını da güçlü biçimde teşvik edebilmesi için imalatçıların yurt içi asgari kurumlar vergisi karşısında ayrıca korunması gerekir.