2025 yılı, küresel enerji tarihine sadece rakamların değil, stratejik hamlelerin ve "beklenmedik" krizlerin yılı olarak geçti. Fosil yakıtların geleneksel hâkimiyeti ile yenilenebilir enerjinin hırslı yükselişi arasındaki denge, bu yıl hiç olmadığı kadar sarsıldı.
1. Dünya genelinde sıra dışı gelişmeler: "Temiz enerji paradoksu"
Dünya, 2025’te iklim hedefleri ile enerji güvenliği arasında sıkışmış bir tablo çizdi.
COP30 ve Fosil Yakıt Direnci: Brezilya'da düzenlenen COP30 zirvesi, tarihin en sert tartışmalarına sahne oldu. Bazı büyük petrol üreticisi ülkelerin "fosil yakıtlardan çıkış" ibaresine direnmesi, küresel iklim politikasında ciddi bir bölünmeye yol açtı.
Küresel Elektrik Kesintileri (Blackout): Yılın en şaşırtıcı olaylarından biri, İber Yarımadası (İspanya-Portekiz) ve Şili gibi bölgelerde yaşanan devasa elektrik kesintileriydi. Şebeke kararsızlıkları ve aşırı hava olayları, "akıllı şebekelerin" henüz tam olarak hazır olmadığını tüm dünyaya gösterdi.
Nükleer Enerjinin Rönesansı: Birçok Avrupa ülkesi ve ABD, enerji krizini aşmak için nükleer enerjiye dönüş yaptı. Özellikle "Küçük Modüler Reaktörler" (SMR) teknolojisi 2025’te ticarileşme yolunda dev bir adım attı.
2. Türkiye’nin enerji hamlesi: "Türk usulü" dönüşüm
Türkiye için 2025, enerjide merkez ülke olma vizyonunun ete kemiğe büründüğü bir yıl oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın "Turkish Way" (Türk Usulü) olarak adlandırdığı strateji, kaynak çeşitliliğini en üst seviyeye çıkardı.
Güneş ve Rüzgârda Rekor: Türkiye, 2025 yılı güneş enerjisi kurulu güç hedefini henüz 2024 bitmeden aşarak büyük bir sürpriz yaptı. 2025 itibarıyla rüzgâr ve güneşin elektrik üretimindeki payı %18’in üzerine çıktı; bu kaynaklar yerli kömür üretimini kalıcı olarak geride bıraktı.
Mavi Vatan ve Yeni Filo: Sakarya Gaz Sahası'ndaki üretim artarken, Türkiye derin deniz sondaj filosuna 7. nesil iki yeni gemi daha ekledi. Bu gemiler, Akdeniz ve Karadeniz’deki operasyon kabiliyetini zirveye taşıdı.
Swap ve Boru Hatları: Türkmen gazının "swap" yöntemiyle Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasına başlanması, Türkiye'nin enerji köprüsü konumunu perçinledi. Ayrıca Kilis-Halep doğal gaz hattının tamamlanması bölgesel bir istikrar adımı olarak kaydedildi.
3. Teknolojik kırılmalar: Depolama ve yapay zekâ
2025, enerjinin sadece üretildiği değil, "akıllıca yönetildiği" yıl oldu:
Batarya Depolama Devrimi: Türkiye’de 33 GW’a ulaşan depolamalı rüzgâr ve güneş projesi stoku, şebeke esnekliğinde yeni bir dönemi başlattı.
Enerjide Yapay Zekâ: Yapay zekâ algoritmaları, tüketim tahminlerinde %99’a varan doğruluk oranlarına ulaşarak, üretim santrallerinin boş yere çalışmasını engelledi ve maliyetleri düşürdü.
Özetle 2025 yılı; fosil yakıtların hala vazgeçilmez olduğu, ancak yenilenebilir enerjinin artık "alternatif" değil "ana akım" haline geldiği bir yıldı. Türkiye, bu süreçte hem üretim kapasitesini artırarak hem de teknolojik altyapısını güçlendirerek küresel ligde üst sıralara tırmandı.
2026: Türkiye'nin enerji yüzyılında "büyük hasat"
2026, Türkiye için sadece bir takvim yılı değil; enerjide "ithalatçı" kimliğinden sıyrılıp "üretici ve teknoloji sahibi" kimliğine büründüğü bir Hasat Yılı oluyor. İşte 2026'da sadece Türkiye'de göreceğimiz o sıra dışı ve devrim niteliğindeki gelişmeler:
1. Nükleer güçte "sıfırıncı saniye": Akkuyu ve enerji güvenliği
Türkiye'nin 1950'lerde başlayan nükleer enerji hayali, 2026 yılında gerçeğe dönüşüyor.
Akkuyu NGS'de Tarihi An: Mersin'deki Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk reaktörü bu yıl içinde tam kapasiteyle elektrik üretimine başlıyor. Bu, Türkiye'nin baz yük ihtiyacını karbon salımı sıfır şekilde karşılaması adına atılan en büyük adım. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk ünitesinin devreye girmesi, sadece bir elektrik santrali açılışı değil, Türkiye’nin 70 yıllık nükleer serüveninin ve teknolojik birikiminin zirvesidir.
Baz Yük ve Fiyat İstikrarı: Güneş ve rüzgâr enerjisi hava koşullarına bağlıyken, nükleer enerji 7/24 kesintisiz güç sağlar. 2026’da Akkuyu’nun ilk reaktörü, Türkiye’nin toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık %10'unu tek başına karşılayacak kapasiteye ulaşıyor. Bu, doğal gaz ithalatına olan ihtiyacı yıllık yaklaşık 1,5 milyar metreküp azaltarak faturalarda kalıcı bir rahatlama sağlıyor.
SMR Yasası: Sadece dev santraller değil, sanayi bölgelerine kurulacak "Küçük Modüler Reaktörler" (SMR) için yasal altyapı bu yıl meclisten geçiyor. Türkiye, nükleeri mikro ölçekte sanayiye indiren ilk ülkelerden biri olmaya hazırlanıyor.
2. Mavi Vatan'ın sınır ötesi zaferi: Somali ve derin deniz operasyonları
2026, Türk enerji filosunun sınırlarını aştığı yıl olarak tarihe geçiyor. Türkiye, kendi sularındaki başarısını 2026’da küresel bir operatöre dönüştürüyor.
Somali'de İlk Sondaj: Şubat 2026'da Türkiye, Somali açıklarında sismik verilerin işaret ettiği noktada ilk derin deniz sondajına başlıyor. Bu, Türkiye'nin kendi kıtası dışında yaptığı en büyük enerji operasyonu olacak. Yeni nesil sondaj gemimiz Çağrı Bey, Somali ile yapılan münhasır ekonomik bölge anlaşması kapsamında Hint Okyanusu’ndaki yapacağı operasyonla, Türkiye’yi ExxonMobil veya Shell gibi devlerin masasına "uluslararası operatör" olarak oturtuyor.
Karadeniz 2. Faz ve Filyos’un Kalbi: Sakarya Gaz Sahası’nda deniz tabanına kurulan devasa "gaz şehri", 2026 yazında devreye girecek olan "Osman Gazi" Yüzer Üretim Platformu (FPU) ile iki katına çıkıyor, günlük 20 milyon metreküp üretime ulaşıyor. Bu üretimle, Türkiye'deki yaklaşık 8 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacı tamamen yerli kaynakla karşılanmaya başlanıyor. Filyos Doğal Gaz İşleme Tesisi, artık Avrupa’nın en modern ve yüksek kapasiteli gaz terminallerinden biri haline gelmiş durumda.
Yıldırım Karadeniz'de: Filomuza yeni katılan 7. nesil ultra derin deniz sondaj gemisi Yıldırım, Karadeniz'in derinliklerinde "yeni Sakarya sahaları" bulmak için göreve başlıyor.
3. Gabar'dan Diyarbakır'a: Petrol ve kaya gazı devrimi
Türkiye, karasal üretimde "yok" denilen yerlerde "var" olmaya devam ediyor.
Gabar ve Cudi: 100 Bin Varil: 2026 yılında Şırnak bölgesi, Türkiye'nin "petrol başkenti" unvanını tescilliyor. Günlük 100 bin varil üretim, Türkiye’nin petrol ihtiyacının yaklaşık %12-15’ini tek başına karşılıyor. Bu, cari açıkta yıllık milyarlarca dolarlık bir iyileşme demek.
Kaya Petrolü (Unconventional) Hamlesi: Diyarbakır ve Mardin hattındaki marnlı ve şistli tabakalardan petrol çıkarmak için kullanılan "yatay sondaj" ve "hidrolik çatlatma" teknolojisi 2026'da yerlileşiyor. TPAO, bu yeni tekniklerle "geleneksel olmayan" rezervleri ekonomiye kazandırarak, Türkiye'nin enerji ömrünü on yıllarca uzatacak bir keşif zinciri başlatıyor.
"Yatay Sondaj" Sürprizi: Türkiye, ABD'nin enerji dengelerini değiştiren "Hidrolik Çatlatma" ve "Yatay Sondaj" tekniklerini ilk kez yerli imkânlarla ve ticari ölçekte bu sahada uyguluyor. Eğer sonuçlar beklendiği gibi çıkarsa, Türkiye'nin petrol rezervi bir gecede kâğıt üzerinde iki katına çıkabilir.
4. Teknolojik atılım: Yüzer GES ve enerji depolama
Türkiye, enerjiyi sadece üretmiyor, artık en verimli şekilde saklıyor.
Su Üstü Güneş Enerjisi (3.000 MW Yüzer GES): Karasal alanları tarım için koruyan Türkiye, 2026’da Keban ve Atatürk Barajları üzerine devasa güneş paneli adaları kuruyor. Bu sistem, suyun serinletici etkisiyle panellerin verimini %15 artırırken, suyun buharlaşmasını önleyerek tarımsal sulamaya da katkı sağlıyor. Ayrıca arazi maliyetini sıfıra indiriyor.
Gigafabrika ve Depolama: 2026, Türkiye’nin batarya üretim kapasitesinin 20 GWh üzerine çıktığı yıl oluyor. Bu bataryalar, güneş ve rüzgârdan elde edilen fazla enerjiyi depolayarak gece saatlerinde sisteme veriyor ve böylece "yeşil enerji" 24 saat kullanılabilir hale geliyor.
EPİAŞ Karbon Piyasası: 2026 itibarıyla Türkiye kendi Karbon Ticaret Pazarı'nı kuruyor. Artık sanayicilerimiz, AB'nin Karbon Sınır Vergisi'ne (CBAM) takılmadan, kendi iç pazarımızda karbon sertifikası ticareti yapabiliyor.
2026’nın ekonomik ve siyasi anlamı
2026 sonunda Türkiye; enerjide dışa bağımlılığını %70’lerden %50’lerin altına çekme yolunda geri dönülemez bir eşiği aşmış olacak. Bu durum, Türkiye’nin dış politikasında daha bağımsız hareket etmesini, sanayicimizin daha düşük maliyetle üretim yaparak küresel rekabet gücünün artmasını ve en önemlisi, hane halkının enerji güvenliğinin teminat altına alınmasını sağlıyor.
2026 yılı sonunda Türkiye'nin enerji faturası, yerli gaz ve petrolün devreye girmesiyle yıllık yaklaşık 3,2 milyar dolar azalmış olacak. Bu, sadece ekonomik bir başarı değil; Somali'den Karadeniz'e, nükleerden kaya petrolüne kadar her alanda "oyun kurucu" bir teknoloji gücü haline geldiğimizin ilanıdır.