Uzmanların iddiasına göre zayıflama iğnelerine yönelimin yarattığı talep baskısı vadeli işlemlerde şeker fiyatlarını bu yıl yüzde 8 aşağı çekti.
Bakır, kalay ve alüminyumda 2026 için sırasıyla yüzde 20, yüzde 16 ve yüzde 12’lik artış beklenirken, analistler 2027’ye yönelik beklentilerde frene basıyor.
Küresel metal fiyatlarındaki sert yükseliş, 2026 Kış Olimpiyatları’nda dağıtılacak madalyaların değerini 1,3 milyon doların üzerine taşıdı. Bir altın madalyanın değeri ise son dört yılda yaklaşık üç kat artıp 736 dolardan 2,212 dolara çıktı.
CBAM ile 2026 itibarıyla Avrupa pazarına giriş koşulları değişirken, MENA ülkeleri uyum ve verimliliklerini artırmaya çabalıyor.
Değerli metaller haftalar süren sert yükselişin ardından duvara çarptı. Uzmanlara göre düşüşün temel nedeni aşırı spekülasyon ve Fed beklentilerindeki değişim.
Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ haftanın sohbetinde, yakın dönem beklentileriyle birlikte altın ve gümüş fiyatlarındaki sert geri çekilmeyi ele aldı. Söz konusu düşüşleri “düzeltme” olarak yorumlayan Ali Ağaoğlu, bu eğilimin sürebileceği beklentisini dile getirdi. Altındaki sert fiyat düşüşünün “ayı piyasası” olarak görülmemesi gerektiğini belirten Ağaoğlu, bunun ana trendin bozulduğu anlamına gelmediğini kaydetti. Ağaoğlu, “Altının 4.650 dolar bandına kadar geri çekilmesini bekliyorum. Tek seferde olma ihtimali düşük. O seviyeden sonra, piyasa ana trendin test edilip edilmeyeceğine karar verecek” değerlendirmesinde bulundu. ABD yönetiminin ticaret dengesizliğine çare olarak “zayıf dolar” için Fed’e faiz indirim baskısı yaptığına işaret eden Hakan Güldağ, ülke içinde yaşanan sıkıntıların, piyasaların kırılganlığını daha da artırabileceğini söyledi.
Halen dünya ticaretindeki baskın konumunu ve rezerv para niteliğini korusa da tahtı çatırdayan ABD dolarının geleceğine ilişkin tartışmalar giderek alevleniyor.
Küresel arzın daralması, Çin’in kapasite sınırına dayanması ve üretim aksamaları alüminyum fiyatlarını ton başına 3.300 doların üzerine taşıdı. Yılbaşından bu yana fiyat artışı yüzde 11’i buldu.
Türkiye, bağımsızlığını kazandığı 1991 yılında Özbekistan’ı tanıyan ilk ülke olurken, aradan geçen 35 yılda iki ülke arasında 100’den fazla anlaşma imzalandı. Son yıllarda 3 milyar doların üzerine çıkan Türkiye Özbekistan ticaret hacminde, 10 milyar dolarlık hedef çok da uzak görünmüyor.