Bu köşede 20 Nisan Pazartesi günü “Faiz yüzde 40’ta kalacak ama nasıl” diye sormuş ve iki olasılıktan ağır basanın ne olduğunu yazmıştım. Merkez Bankası’nın kararı da ağır basan olasılık yönünde oldu.
Birinci olasılık faiz oranlarının değiştirilmemesi ve piyasanın mart ayı başından bu yana olduğu gibi yüzde 40’lık gecelik faizle fonlanmasıydı.
Diğer olasılık ise haftalık repo ihale faiz oranının yüzde 40’a çıkarılması ve fonlamanın bu kanala kaydırılması, böylece fiili faizin yine sabit kalmasıydı.
Ama ağır basanın ilk olasılık olduğu da ortadaydı. Nitekim Merkez Bankası’nın kararı da o yönde oldu.
Para Politikası Kurulu haftalık repo ihale faiz oranını yüzde 37’de sabit bıraktı. Aynı şekilde gecelik vadede borç verme faiz oranı yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranı da yüzde 35,5’te sabit tutuldu.
Halen yüzde 40 olan fiili faiz oranı zaten değişmeyecekti de bunun yönteminin nasıl olacağı konusunda kafa yoruluyordu, o da netleşti.
Merkez Bankası savaşın başlamasıyla birlikte piyasayı fonlamada haftalık repo ihalelerini askıya almış ve fonlamayı yüzde 40 faizli gecelik kanaldan yapmaya başlamıştı. Bu uygulama hâlâ yürürlükte. Oranlar değişmedi, söz konusu uygulamada da bir değişiklik yok ve dolayısıyla yüzde 40 faizle aynen devam edilecek.
Ateşkesin etkisi
Kör topal da yürüyor olsa İran ile ABD arasında bir ateşkes var. Ateşkes ilanından önce Merkez Bankası’nın fiili faizi değiştirmeksizin uygulama değişikliğine gidebileceği tahmini yapılıyordu. Buna göre haftalık repo ihale faiz oranı yüzde 40’a, gecelik vadede borç verme faiz oranı yüzde 43’e çıkarılacak, Merkez Bankası fonlamayı haftalık kanala kaydıracaktı. Böylece fiili faiz değişmemekle birlikte Merkez Bankası savaşın daha da büyümesi ve etkisinin daha derin hissedilmesi durumunda fonlamayı yeniden gecelik kanala kaydırmak suretiyle faizi yüzde 43’e çıkarma olanağı elde edecekti.
Böyle bir kararın dezavantajı, savaşın bitmesi halinde faizin yüzde 40’ta kalacak olmasıydı.
Ama şimdi zaman zaman ihlal edilse de ortada bir ateşkes var ve Merkez Bankası da bundan dolayı faiz oranlarını sabit tutmakla birlikte gelecekte fiili faizin aşağı çekilmesine olanak verecek bir hamle yapmış oldu.
Artık ne zaman olur bilinmez, İran ile ABD arasında bir anlaşma sağlanır ve savaş tümüyle biterse ya da uzamakla birlikte savaşın etkisi çok çok azalırsa Merkez Bankası’nın ne yapacağı belli. Fonlamada haftalığa yeniden dönülür ve fiili faiz yeni bir karar almayı gerektirmeksizin yüzde 37’ye indirilmiş olur.
Yani Merkez Bankası dünkü kararıyla savaşın çok daha olumsuz etkiler doğuracak bir boyuta evrilmeyeceğine oynamış oldu.
Ya tersi olursa?
Para Politikası Kurulu’nun bundan sonraki toplantısı 11 Haziran’da, bir buçuk ayı aşkın bir süre var. Peki ya Merkez Bankası’nın senaryosu gerçekleşmez ve savaş yayılır ve etkileri daha da sertleşirse?
Şu an piyasa zaten olabilecek en yüksek faizle yüzde 40’la fonlanıyor. Gerektiğinde “Gecelik fonlama yerine şu kanalı açıp fiili faizi daha yukarı çıkaralım” denilebilecek bir alan yok. O durumda Merkez Bankası kaçınılmaz olarak bir ara toplantıya gitmek ve faizi artırmak durumunda kalacak.
Umarız gelişmeler Merkez Bankası’nı haklı çıkarır da ne savaş daha da yayılır, ne de faizi daha da artırmak gerekir.
Yüzde 37 şimdilik gündemde yok
Merkez Bankası’ndan şu günlerde hiç beklenmeyen adım tabii ki faiz oranlarını sabit tutup fonlamayı yeniden haftalık kanala kaydırması olurdu. Böyle bir karar, faizi fiilen indirmek olur ki bu da herhalde hiç düşünülmez.
Para Politikası Kurulu metninde de zaten “Kurul, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır” denilmek suretiyle bu konudaki yaklaşım ortaya konuluyor.
İktisadi faaliyet yavaşlıyor
Para Politikası Kurulu açıklamasında enflasyonun ana eğiliminin mart ayında gerilediğine işaret ediliyor, ancak öncü verilerin ana eğilimin nisan ayında bir miktar yükseleceğine işaret ettiği vurgulanıyor.
Jeopolitik gelişmelerin yol açtığı belirsizlikler yüzünden enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin bir oynaklık gözlendiği belirtilen açıklamada daha sonra şu görüşlere yer veriliyor:
“Söz konusu gelişmeler ile yurt içi enerji fiyatlarının maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Göstergeler iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret ederken, yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkileri önem taşıyacaktır.”
