Yılın en sıcak haftasında ekonominin de gündemi üç kritik veriyle şekillendi. Temmuz ayına ilişkin enflasyon, PMI ve dış ticaret verileri, Türkiye ekonomisinin üç temel kırılganlığını aynı anda ortaya koydu. Yüksek enflasyonun kalıcılığı, sanayide süren daralma ve dış ticarette devam eden yapısal sorunlar, ekonomi politikalarında daha kapsamlı adımlara ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Bilindiği üzere; ülkemizin ve dünyanın çok sayıda gündemi arasında özellikle ekonomi ile ilgili olanları çok önemli. Bu haftanın sıcak konularının başında, öncelikle ülkemizde yılın en sıcak haftası olması geliyor.
Haftanın başında da ekonomi ile ilgili sıcak konular üst üste gelmiş durumda. Bunlar;
- Temmuz ayı enflasyonu
- İSO tarafından yayımlanan Temmuz ayı PMI endeksi
- Temmuz ayı geçici dış ticaret rakamları
Şimdi bu üç sıcak gelişmeye biraz fokuslanalım;
- Temmuz 2026 enflasyonu
Geçtiğimiz pazartesi sabahı Temmuz ayı enflasyonu TÜFE yayımlandı. Aylık TÜFE oranının yüzde 1.75 ve 12 aylık yıllık TÜFE oranının da yüzde 31.75 olduğu açıklandı.
Aslında geçtiğimiz ay TCMB Para Politikası Kurulu, Temmuz ayı enflasyon oranının daha yüksek çıkacağını belirterek piyasaları hazırladı. Dolayısıyla sonuç, beklenenin de biraz altında gelmiş olması nedeniyle çok da sürpriz olmadı.
Peki bu enflasyon belasını nasıl yorumlamalıyız?... Ne yapmalıyız?...
Artık 2026 yılında giderek katılaşan ve yüzde 30-32 bandına çakılıp kalan bir enflasyon var. Piyasa analistlerinin ve akademisyenlerin yorumu da 2026 yılı sonunda bu noktaları işaret ediyor.
Asıl katılığın özellikle gıda, konut, ulaştırma gibi alanlarda devam ettiği ve zaman zaman da konjonktürel olarak sağlık, eğitim gibi alanlara kaydığı görülüyor.
Son dönemde petrol ve enerji fiyatlarındaki dalgalı seyrin etkili olduğu, köprü ücretleri gibi kamu mal ve hizmet fiyatlarının da enflasyonu körüklediği, önümüzdeki aylarda eğitim gibi alanların fiyat artışlarının olacağı, eşel mobil sisteminin önümüzdeki 2 ayda kaydırılacak olmasının da enflasyonu tetikleyeceği anlaşılıyor.
Ancak; işin politika tarafı zayıf kalıyor. Sadece Merkez Bankası’nın para, faiz ve kredi politikaları ile yetiniliyor; özellikle maliye politikaları ıskalanıyor.
Sözün özü, daha birkaç yıl, tek haneli enflasyon hayali hiç ufukta görünmüyor.
- Temmuz ayı İSO’nun PMI endeksi
Malum, PMI endeksi; imalat, hizmet ve inşaat sektörlerindeki satın alma müdürlerinin yeni sipariş, üretim, istihdam ve stok gibi eğilimlerini ölçen öncü bir ekonomik gösterge. Bu endeks her ay İSO tarafından yayımlanıyor ve hem imalat sanayisini hem de 10 sektördeki gelişmeleri sergiliyor.
Bu gösterge, 2026 yılının 7 ayında olumsuzluğu sergileyen 50’nin altında seyretmiş. En yüksek Mayıs ayında 49,8 ve en düşük de Haziran ayında 47,1 olmuş. Şimdi de Temmuzda 47,7.
Rapora göre; talebin zayıf seyrine bağlı olarak firmalar satın alma faaliyetlerini ve stoklarını azaltmış. Doğal olarak girdi talebinin yavaşlamasıyla tedarik zincirleri üzerindeki baskı da biraz hafiflemiş. Bazı firmaların petrol ve hammadde maliyet artışlarına rağmen girdi maliyetleri enflasyonu üst üste üç aydır gerilemiş ve Kasım 2025 ayından beri en düşük hızına inmiş.
Anket katılımcıları, yeni siparişlerdeki azalışı olumsuz piyasa koşullarına ve fiyat baskılarına bağlıyor. Böylece faaliyet koşullarındaki bozulma eğiliminin 28 aydır devam ettiği vurgulanıyor. Aynı şekilde üretimin de üst üste ikinci kez azaldığına ve istihdamda da üst üste 20 aydır düşüşün kaydedildiğine dikkat çekiliyor.
Sektörel PMI endeksinde ise olumlu giden husus, giyim ve deri ürünleri ile elektrikli ve elektronik ürünler ve metalik olmayan mineral ürün endekslerinin 50’nin üzerine çıkması, yani üretim ve yeni siparişlerin artması.
- Temmuz ayı dış ticaret rakamları
Hafta başında yeni bir rekor olarak Temmuz ayı ihracat rakamı duyuruldu. Nedense bu hükümetin ve özellikle de dış ticaret yönetiminin rekorlara karşı ayrı bir ilgisi var.
Peki ne olmuş?...
Temmuz ayında ihracat 25,6 milyar dolar ve ithalat da yaklaşık 33 milyar dolar olmuş ve dış ticaret açığı da 7.4 milyar dolara çıkmış. İlk yedi ayda ise ihracat 161,6 milyar dolar ve ithalat da 222,1 milyar dolar gerçekleşmiş ve dış ticaret açığı da 60,5 milyar dolar olmuş. Son 12 ay itibariyle de ihracat 375,3 milyar dolar ve ithalat 653,9 milyar olmuş ve dış ticaret açığı 96.8 milyar dolara çıkmış. Unutmayalım yıllık 100 milyar dolar civarında dış ticaret açığı oluşuyor.
Elbette nicel değerlendirmeler önemli… Dünya ticaretinden yüzde 1,5 üzerinde pay almamız elbette iyi.
Ancak;
- İhracatta hala aynı ürün gamında devam etmemiz,
- Dahilde işleme mekanizmasıyla ihracatımızı ağırlıklı ara malı ithalatıyla yapmamız,
- Maliyet ve kurlara bağlı olarak giderek rekabetçi yönümüzü kaybetmemiz,
- İthalatta dış ticaret politikası araçlarına çok sıkça başvurup piyasa serbestisini bozmamız,
- Eşik fiyat uygulaması gibi mekanizmaları olağan hale getirmemiz,
- Pazar çeşitlendirmesi ve diğer proaktif pazarlama yöntemlerini ıskalamamız,
gibi temel sorunları göz aldı ederek sağlıklı yol alamayız.