Maastricht kriterlerinin unutulduğunu veya ıskalandığını, tüm dünyanın milli hasılasının neredeyse 3 katı borç stokunun bulunduğunu, büyük ekonomilerin başı çektiğini, Türkiye’nin baskı altındaki kurlara göre dolar cinsi milli gelirinin artışının borç stokuna oranının düşük çıktığını unutmayalım.
Geçen hafta yazımızın başlığı “Fitch Ratings bu kez başka zaviyeden zokayı yutturuyor!” şeklinde idi. Amacımız bu derecelendirme kuruluşunun Nisan 2026 tarihindeki değerlendirmesi ile en son 18 Temmuz 2026 tarihli değerlendirmesinin içeriğini ortaya koymak ve Türkiye’nin ciddi bir borç sarmalı içerisinde olduğunu belirtmek idi.
Yazının yayımlandığı gün gazeteden aradılar, benim yazı ile ilgili olarak Hazine’den bir cevap geleceğini söylediler. Nitekim birkaç saat sonra söz konusu cevap niteliğindeki yazı geldi.
Öncelikle ve samimi bir şekilde Hazine yönetimine teşekkür etmek istiyorum. 3,5 yıla yakın süre ile eski bir Hazine Müsteşar Yardımcısı ve Vekili olarak çalıştığım kurumumdan cevap gelmiş olmasını önemsedim.
“Borç Stokuna İlişkin Değerlendirmeler” başlıklı yazıda, ilgili birim, isim, imza, tarih yoktu; ama 3 sayfalık açıklama vardı. Yazıda içerik açısından da herhangi bir terslik yoktu. Dolayısıyla eski bir Hazine çalışanı olarak rahatsızlık duymadım.
Aslında benim yazıma cevap niteliğinde olmak üzere söylenmek istenen şuydu:
“Kamu borcunu yalnızca TL cinsinden nominal olarak artışa bakarak değerlendirmek sağlıklı bir yöntem değildir. Nominal borç tutarı enflasyon ve ekonomik büyüklükle birlikte zaten yüksektir. Bakılması gereken gösterge, borcun milli gelire oranı ve borcun sürdürülebilirliğidir.
Yazının sonunda da;
- Kur riskinin önemli ölçüde azaldığı,
- Aynı şekilde faiz riskinin de azalış gösterdiği,
- Büyüme şoklarına duyarlılığın azaldığı ifade ediliyordu.
Bu değerlendirmelere saygı duymak gerekir.
Ancak yukarıdaki üç başlıktaki özete inanmak zor.
Öncelikle kur riskinin azaldığı savına bakalım.
- Kur riskinin azaldığına sokaktaki insan, çarşıdaki esnaf, ya da daha teknik ifadeyle hane halkı, reel sektör ve finans kesimi inanıyor mu?
- 3 yıldan beri doların kurunun frenlendiğini herkes bilmiyor mu?
- 2025 yılı sonu enflasyonu yüzde 31 dolayında iken dolar kurunun artışı yüzde 20 civarında değil mi? 2026 yılının ilk altı ayının enflasyonu yüzde 17.76 iken bu dönemde dolar kurundaki artış yüzde 9.9 olarak gerçekleşmedi mi? 2026 yılının tamamı itibariyle de beklenen enflasyonu oranı yüzde 30-31 olduğu halde, dolar kurundaki artış tahmini yüzde 20 civarında değil mi?
- Aynı şekilde banka mevduatlarının yüzde 45’e yakın kısmı hala dolarda değil mi? Niçin insanlar dolardan çıkmıyor?
- Reel sektörün finansa erişim zorluğu nedeniyle dolar cinsi borçlanmaya yönelmedi mi?
- Makroihtiyati tedbirlerle bankaların dövize yönelmesi ve aktif genişlemesi frenlenmedi mi?
Faiz riskinin azaldığı savına gelince…
- Merkezi yönetim bütçesiyle 2025 yılı için öngörülen 1 trilyon 950 milyar lira faiz ödeneği yıl sonunda 2 trilyon 50 milyar lirayı aşmadı mı?
- 2026 yılı bütçesinde de 2 trilyon 741 milyar lira olarak öngörülen faiz ödeneğinin daha yılın ilk yarısında yarısından fazlası 1 trilyon 464 milyar lirası kullanılmadı mı? Yıl sonu ödeneğinin 3 trilyon lirayı aşacağını herkes bilmiyor mu?
- 2026 yılı Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında her gün itibariyle ödenen ve ödenecek faiz tutarı 19-20 milyar lira değil mi?
- Faizlerde “carry trade” gerçeği yok mu?
Büyüme şoklarına ilişkin cevap da şu:
Özetlemek gerekirse, önümüzdeki süreç, enflasyonun devamı ve hatta artış riski yönünde iken büyümenin özellikle bu yıl düşmesi ve gelecek yıl olumluya yönelmesi yönünde.
Bu arada Maastricht kriterlerinin unutulduğunu veya ıskalandığını, tüm dünyanın milli hasılasının neredeyse 3 katı borç stokunun bulunduğunu, büyük ekonomilerin başı çektiğini, Türkiye’nin baskı altındaki kurlara göre dolar cinsi milli gelirinin artışının borç stokuna oranının düşük çıktığını unutmayalım.
Yani nereden bakarsak bakalım ve nasıl bakarsak bakalım; Türkiye’nin, ciddi bir borç ve faiz yükü altında olduğunu, kısa erimli ve stratejiden uzak faiz dışı fazla çabalarının sonuçsuz kalacağını bilelim.