Sinematografik açıdan kötü bir film olmasına rağmen “Mountainhead” çok ses getirdi. Nedeni, teknoloji patronlarının narsist kişilik bozuklukları ya da psikotik halleri mi? Sanmıyorum. Bence izleyiciyi çeken, filmin fütüristik sosu. İnsan kalmak isteyen teknolojistler ile robotlaşmayı hedefleyen transhümanların absürt kavgası.
Kendisi de bir transhümanist olan gazeteci ve politikacı (Transhumanist parti kurucusu) Zoltan Istvan, 2013 yılında kaleme aldığı politik bilim kurgu “Transhumanist Wager” adlı romanında insanlarla transhümanistler arasındaki savaşı ele alıyor. Hugo de Garis gibi diğer bazı tekno-fütüristlere göre 3. Dünya Savaşı, süper zeki makineler (artilect’ler) geliştirilmesini savunanlar ve bunlarla evrimleşerek transhümana dönüşmek isteyenler ile geleneksel biyolojik insan formunu korumayı savunanlar ve artilect'lerin insanlığı hem biyolojik hem de etik açıdan tehdit ettiğini düşünenler arasında çıkacak . De Garis 2005 yılında yayımladığı “The Artilect War” kitabında ilk grubu “Cosmists”, ikinci grubu “Terrans” olarak adlandırır. Bu iki grup arasında, “Artilect Savaşı” denilen büyük bir çatışma çıkma potansiyeli var. De Garis, bu çatışmanın insanlık tarihinin en yıkıcı savaşı ve insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük etik/politik kriz olarak görüyor.
Söz konusu çatışma etnik ayrım, biyo-üstünlük çatışması veya ekonomik/teknolojik hiyerarşi temelli bir savaşla sınırlı kalmayacak, insanlığın kendisini yeniden tanımlayan radikal bir varoluş mücadelesine dönüşecek. De Garis biyolojik türlerin bu savaştan mağlup ayrılacağını, tek şansı kalanların biyolojik olmayan protezleri sayesinde makineleşmiş posthuman siborglar olduğunu iddia ediyor.
Radikal bir kopuşun eşiğinde olduğumuzu kabul etmekle birlikte savaşın tarafları konusunda De Garis`ten farklı düşünüyorum. İnsanlığın kaderini transhümanlar arasındaki savaş şekillendirecek. Sağ duyulu transhümanlar ile radikal olanların yıkıcı mücadelesini izleyeceğiz. Şu an Yapay Zeka (YZ) projelerinde bu kavgayı görüyoruz. Nihai bir zafer için Truva atlarına ihtiyacımız var. Dünya çok farklı meseleleri tartışırken biz yüzyılları ıskalamaya devam ediyoruz. Tüm bu olanlardan habersiz uyuşmuş kitlelerin YZ dahil bu tip savaşlara taraf olma şansı yok. Geleceğimizi transhümanistler içerisindeki fraksiyonların mücadelesi şekillendirecek. Transhümanizm kendi iç gerilimlerinden yön bulacak.
Homojen olmayan transhümanistlerin bazıları halen insani değerleri savunuyor ve insan formunda bir yaşamı tercih ederken bazıları ideolojik boyutta insan ötesi radikal bir gelecek tasavvuruna sahip. Bu iki ana grup arasındaki mücadele ve müzakere kritik önem taşıyor. Her durumda bu savaşın sonunda yeni bir dünyaya uyanacağız. Ümit edelim ki bu yeni dünya, marjinal transhümanistlerin “insan-ötesi” için döllediği yapay dünya olmasın. Aklı selim, sağ duyulu ve insanı önceleyen transhümanistleri desteklemekten başka şansımız yok.
Umarım robotlar ya da ‘robotsanlar’ değil insanlık kazanır.