Avrupa Birliği, batarya, güneş paneli, rüzgâr ekipmanları ve elektrikli araçlar gibi stratejik yeşil teknolojilerin kamu alımlarında “Made in Europe” şartı getirmeye hazırlanıyor. Taslak düzenleme, Çin’e bağımlılığı azaltmayı ve Avrupa sanayisini korumayı hedefliyor.
Avrupa Birliği (AB), yeşil dönüşümün kritik teknolojilerinde kamu alımlarına “Made in Europe” kriteri getirmeye hazırlanıyor. Haber, Avrupa Komisyonu taslak teklifine ulaşan Reuters’a ait. Taslak teklifte; batarya sistemleri, güneş ve rüzgâr enerjisi bileşenleri ile elektrikli araçların kamu ihalelerinde tedarik kurallarının sıkılaştırılacağı yer alıyor. Yani devletin parasıyla yapılan ihalelerde, “Avrupa’da üretildi mi?” sorusu artık fiyat kadar belirleyici olacak.
Bu hamle, bir yandan iklim hedeflerinin hızlandırılması iddiasını taşıyor, öte yandan çok daha sert bir gerçeğin altını çiziyor: Avrupa, yeşil dönüşümü yönetemezse sanayisini kaybedeceğini düşünüyor ve bu nedenle yeşil dönüşümü doğrudan bir sanayi güvenliği meselesine dönüştürüyor.
“Ekonomik savunma hattı”na dönüşün bir işareti
Avrupa üreticisinin üzerinde aynı anda üç farklı baskı var: yüksek enerji maliyetleri, Çin’den gelen ucuz ürünler ve ABD Başkanı Donald Trump’ın tarifeleri. Komisyon’un taslak metninde yer alan “İklim geçişi sanayisizleşmenin kaynağı değil, sanayi refahının motoru olmalı” ifadesi de, Brüksel’in, yeşil dönüşümü en az bir “çevre politikası” kadar “ekonomik savunma hattı”na dönüştürdüğünün işareti niteliğinde.
En ucuz teklif değil, “stratejik tedarik” öne çıkacak
Taslağın en somut adımı batarya ile ilgili. Kamu alımıyla satın alınacak batarya sistemleri, düzenleme yürürlüğe girdikten 12 ay sonra AB içinde monte edilmiş olmak zorunda. Üstelik sadece montaj da yetmiyor; batarya yönetim sistemi ve iki kritik bileşen daha AB içinden tedarik edilecek. İki yıl sonra ise çıta yükseliyor; batarya sisteminin kendisi “Avrupa yapımı” olacak, hücreler dâhil çekirdek bileşenlerin daha büyük bölümü AB’de üretilecek.
Teklif, bataryayla sınırlı kalmayacak. Taslağa göre kamu sözleşmelerinde “AB yapımı düşük karbonlu sanayi ürünleri” için de asgari paylar belirlenecek. Ayrıca enerji kabloları ve elektrikli araç şarj altyapısı için de “Made in Europe” şartı getirilmesi planlanıyor. Bu, ihale mantığının da değişmesi demek: En ucuz teklif değil, “stratejik tedarik” öne çıkacak.
Hedef: Çin’e bağımlılığı azaltmak
Taslağın satır araları aslında tek bir cümleye çıkıyor: “Çin’e bağımlılığı azalt”. Çünkü bugün güneş panelinde de bataryada da küresel üretim zincirinin büyük kısmı Çin’in elinde. Avrupa’nın elinde ise hâlâ güçlü olduğu rüzgâr türbini üretimi gibi alanlar var. Ama son dönemde Çin bu alanda da adım atmaya başladı. Brüksel’in telaşı biraz da bundan: Sadece enerji dönüşümünde değil, sanayi rekabetinde de geriye düşmekten korkuyor.
Komisyon taslağında yer alan bir veri bu paniği netleştiriyor: AB’nin küresel sanayi brüt katma değerindeki payı 2000-2020 arasında yüzde 20,8’den yüzde 14,3’e gerilemiş durumda. Metin bunu “stratejik bir uyarı sinyali” olarak tanımlıyor.
Artık mesele sadece karbon azaltımı değil…
AB’nin yeşil dönüşüm hikâyesi artık sadece karbon azaltımı üzerinden okunmuyor. Bu hikâyenin yeni başlığı “sanayi gücü” ve “tedarik zinciri güvenliği”. Brüksel, yeşil dönüşümün kazananını sadece çevre performansıyla değil, üretim kapasitesiyle de belirlemek istiyor. Avrupa’nın mesajı net: “Bu dönüşümü yapacağız ama faturayı başkasına üretim yaptırarak ödemeyeceğiz”.
100 MİLYON EURO ÜZERİ YATIRIMLARA YENİ KOŞULLAR
Taslak düzenlemede dikkat çeken önemli bir başlık yabancı yatırımlar. Buna göre stratejik sektörlerde 100 milyon Euro’nun üzerindeki doğrudan yabancı yatırımlar, “Avrupa üretimi bileşen kullanımı” ve “AB işgücü” gibi yeni koşullar karşılanmadıkça onaylanmayacak. Bu, “yatırım gelsin” ama “kontrol bende kalsın” yaklaşımıdır.
Bu yaklaşımın Avrupa içinde de çatlağı var. Fransa “buy European” çizgisini savunurken; İsveç ve Çekya gibi ülkeler, bu kuralların ihalelerde fiyatları artıracağını ve Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatacağını söylüyor. Brüksel’in hedefi ise Avrupa’nın “yeşil teknoloji ithalatçısı”na dönüşmesini engellemek.
