Yeşil dönüşüm denince akla ilk regülasyonlar geliyor: SKDM, raporlama zorunlulukları, sektör standartları… Hepsi önemli. Ancak sahada dönüşümün hızını belirleyen, çoğu zaman düzenlemeden çok daha güçlü bir mekanizma var: Satın alma. Çünkü regülasyon ‘ne yapman gerektiğini’ söyler; satın alma ise ‘ne satabileceğini’ ve ‘hangi koşulla sözleşme kazanacağını’ belirler. Özellikle kamu tarafında bu etki daha da kritik. Doğru tasarlanmış kamu alımları, yeşil dönüşümü bir uyum maliyeti olmaktan çıkarıp pazar standardına dönüştürebilir.
Regülasyon korkutur, satın alma dönüştürür
Bugün birçok şirket yeşil dönüşümü hâlâ ek rapor, ek belge ve ek maliyet olarak okuyor. Oysa tedarik zincirlerinin ve finansmanın yönü değiştikçe, rekabet giderek daha fazla ‘kanıtlı performans’ üzerinden yürüyor. Bu nedenle yeşil dönüşümün asıl kırılma noktası, şartnamelerin dili. Şartname değiştiğinde şirketlerin yatırım önceliği, teknoloji seçimi ve hatta kurum içi veri disiplini bile değişiyor. En basit haliyle; satın alma kriterleri dönüşürse piyasa dönüşür.
Burada ‘yeşil satın alma’yı bir etiket ya da pazarlama ifadesi gibi düşünmemek gerekiyor. Yeşil satın alma, fiyatın yanında toplam maliyeti ve kanıtlı performansı merkeze alan bir yaklaşım. Yani sadece, “Kaç liraya aldım” değil, “Kaç liraya işlettim” sorusunun da şartnameye girmesi demek. Enerji tüketimi, bakım ihtiyacı, dayanıklılık, duruş riski, atık/geri dönüşüm, emisyon ve izlenebilirlik… Bunlar, satın alma kararının gizli maliyet başlıkları. Yeşil satın alma, bu gizli maliyeti görünür kılmanın aracıdır.
Kamu neden kritik?
Kamu alımlarının gücü şudur: Ölçek yaratır, standart koyar ve piyasayı hizalar. Kamu doğru kriteri şartnameye koyduğunda, aynı kriteri çok geçmeden özel sektör de kullanmaya başlar. Çünkü tedarikçiler tek bir dile göre sistem kurar; ölçüm altyapısını, kalite sürecini, ürün dosyasını o dile göre hazırlar. Bu sayede yeşil dönüşüm gönüllülük olmaktan çıkar, işin normal standardına dönüşür.
Tam da bu yüzden, “Kamu yeşil satın alma yaparsa dönüşüm hızlanır” demek, romantik bir temenni değil, ekonomik bir mekanizma tarifidir. Şirket yatırım kararını, bugünkü maliyetinin yanı sıra yarın hangi ihaleyi kazanacağına göre verir. Kamu, şartname dilini doğru kurduğunda, şirketin önüne bir tür ‘talep netliği’ koymuş olur. Talep netliği arttığında yatırımın belirsizliği azalır; belirsizlik azaldığında finansman daha mümkün hale gelir.
En sık hata: Şartnameyi kopyala-yapıştır sanmak
Yeşil satın almada en sık yapılan hata, konuyu ‘belge’ye indirgemek. Bir de buna kopyala-yapıştır şartname eklenince, iyi niyetli dönüşüm yerli sanayi için fırsat olmaktan çıkıp ithalat kalemine dönüşebiliyor. Oysa amaç, yerli tedarik zincirini yeni standartlara göre güçlendirmek. Bu yüzden beyan yerine kanıt istenmeli; aynı zamanda da uygulanabilir ve denetlenebilir bir çerçeve sunulmalı.
Bu çerçevenin omurgası aslında birkaç kritik kavramda birleşiyor: Toplam maliyet yaklaşımı, ölçme- doğrulama disiplini ve izlenebilirlik. Satın alma fiyatı düşük ama işletme maliyeti yüksek çözümler, uzun vadede kamu bütçesine daha pahalıya mal oluyor. Ucuz alınanın pahalıya dönüşme tuzağını ise yeşil satın alma bozar.
Sahadan örnek: Fiyat ucuz, toplam maliyet pahalı
Sahada çok tipik bir senaryo var. Bir kamu kurumu bir ekipman/hizmet alımı yapıyor ve değerlendirmeyi büyük ölçüde en düşük fiyat üzerinden kurguluyor. Sonuçta alım fiyatı düşük görünüyor ama işletme döneminde enerji tüketimi, bakım ihtiyacı ve arıza/ duruş riskleri nedeniyle toplam maliyet büyüyor. Şimdi aynı alımı; şartnameye, toplam maliyet ve kanıtlı performans kriterlerini ekleyerek düşünün: Enerji tüketimi ve performans sınıfı, bakım planı, ölçme-doğrulama yaklaşımı ve izlenebilirlik… Bu kez durum ‘en ucuz alım’dan çıkıp ‘en düşük toplam maliyet + en yüksek kanıtlı performans’ yarışına dönüşüyor. İşte dönüşümü hızlandıran şey, tam olarak bu paradigma değişimi.
Üstelik bu yaklaşım, enerji performans sözleşmesi gibi modellerin de önünü açıyor. Çünkü şartnamede performansın tarif edilmesi aynı zamanda garanti edilmesi anlamına da geliyor. Yani iyi yazılmış yeşil şartname, alımla birlikte pazar davranışını da dönüştürüyor.
Son söz
Yeşil dönüşümü hızlandırmak istiyorsak regülasyon başlıklarıyla birlikte satın alma diline de bakmalıyız. Kamu alımlarında doğru kriterlerle kurgulanmış yeşil satın alma yaklaşımı; şirketleri veri disiplinine, toplam maliyet düşüncesine ve kanıtlı performansa iter. Bu da yeşil dönüşümü bir endişe başlığı olmaktan çıkarır; ölçülebilir, yönetilebilir bir rekabetçilik programına dönüştürür.