TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, yalnızca teknik vergi düzenlemelerinden ibaret değildir.
Bu teklif; Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesini artırmayı, küresel sermayeyi ülkemize çekmeyi, kayıt dışı varlıkları sisteme kazandırmayı ve yüksek katma değerli yatırımları teşvik etmeyi amaçlayan kapsamlı bir ekonomik dönüşüm vizyonunu yansıtmaktadır.
Ekonomide yeni dönemin temel yaklaşımı açıktır: Daha güçlü üretim, daha fazla yatırım, daha rekabetçi vergi sistemi ve daha fazla istihdam.
Üretim yapan kazanacak
Teklifin en dikkat çekici düzenlemelerinden biri, sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim yapan kurumlar ile zirai üretim faaliyetinde bulunan şirketler için kurumlar vergisinin yüzde 12,5’e düşürülmesidir.
Bu adım, Türkiye’nin üretim ekonomisini güçlendirme hedefi açısından son derece stratejiktir. Çünkü vergi politikası yalnızca gelir toplama aracı değil, aynı zamanda ekonomik yönlendirme mekanizmasıdır.
Üreten, istihdam sağlayan, ihracata katkı sunan işletmelerin daha düşük vergi yüküyle desteklenmesi;
- Sanayi yatırımlarını artıracak,
- Tarımsal üretimi teşvik edecek,
- Kayıtlı ekonomiyi güçlendirecek,
- Türkiye’nin küresel rekabet gücünü yükseltecektir.
Özellikle deprem sonrası yeniden yapılanma sürecindeki başta Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya gibi şehirlerimiz açısından üretim teşviklerinin daha da kıymetli olduğu açıktır.
Türkiye’ye dönüşü teşvik eden vergi modeli
Yurt dışında yaşayan, sermaye birikimi olan veya uluslararası gelir elde eden vatandaşlarımız için getirilen 20 yıllık gelir vergisi istisnası, Türkiye’ye beyin gücü ve finansal sermaye dönüşünü hızlandırabilecek önemli bir adımdır.
Son üç yılda Türkiye’de vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin, yurt dışı kazançlarının 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutulması; Türkiye’yi yalnızca bir yatırım merkezi değil, aynı zamanda küresel gelir sahipleri için cazip bir yaşam ve finans üssü haline getirme potansiyeline sahiptir.
Bu yaklaşım, tersine göç politikaları açısından da güçlü bir ekonomik araçtır.
Ekonomik entegrasyon
Yurt dışı ve yurt içindeki kayıt dışı varlıkların belirli oranlarda vergilendirilerek sisteme dahil edilmesini öngören düzenleme, yalnızca bir kaynak transferi değil; finansal şeffaflık ve sermaye derinliği açısından önemli bir adımdır.
İstanbul Finans Merkezi ve nitelikli hizmet merkezleri
Teklifte yer alan bir diğer önemli başlık, İstanbul Finans Merkezi’nin küresel çekim merkezi olma iddiasını güçlendiren düzenlemelerdir.
Kurumlar vergisi avantajları, genişletilen gelir vergisi teşvikleri ve “nitelikli hizmet merkezi” modeli; Türkiye’yi yalnızca bölgesel değil, küresel bir yönetim, finans ve hizmet merkezi haline getirme hedefinin parçasıdır.
Özellikle çok uluslu şirketlerin;
- Finans,
- Hukuk,
- Dijital dönüşüm,
- Ar-Ge,
- Veri analitiği,
- Marka yönetimi gibi operasyonlarını Türkiye’ye taşıması; yüksek gelirli istihdam, döviz girdisi ve bilgi/teknoloji transferi açısından kritik olacaktır.
Teknogirişim şirketlerine yönelik hisse senedi teşvikleri, şarta bağlı sermaye artırımı kolaylıkları ve aidat muafiyetleri; Türkiye’nin klasik üretim ekonomisinin yanında teknoloji ekonomisini de büyütme hedefinde olduğunu göstermektedir.
Bu düzenlemeler, genç girişimciler için yalnızca vergi avantajı değil, aynı zamanda sermayeye erişim kolaylığı sağlayacaktır.
Mali disiplin ve sosyal denge
Amme alacaklarının 72 aya kadar yapılandırılabilmesi ve küçük borçlarda teminat şartının kaldırılması ise özellikle ekonomik dalgalanmalardan etkilenen işletmeler açısından rahatlatıcıdır.
Bu yaklaşım, kamu alacağından vazgeçmeden mükellefi yaşatmayı esas almaktadır. Çünkü güçlü devlet anlayışı, yalnızca tahsilat değil; sürdürülebilir ekonomik dengeyi de gözetir.