Kadınların işgücüne katılımının artırılması, sürdürülebilir ekonomik büyümenin ve toplumsal kalkınmanın temel unsurları arasındadır. Çalışma hayatında kadın istihdamının önündeki en önemli yapısal engellerden biri, çocuk bakım hizmetlerine erişimde yaşanan güçlüklerdir. Bu kapsamda, çalışan annelerin iş ve aile yaşamı arasında denge kurabilmelerini desteklemek amacıyla çeşitli mali ve vergisel teşvik uygulamaları bulunmaktadır.
Kreş hizmetlerine ilişkin gelir vergisi istisnası, 7103 sayılı Kanun ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesine eklenen düzenleme ile hayata geçirilmiştir. İşverenler tarafından kadın çalışanlara kreş hizmeti verilmek suretiyle sağlanan menfaatler gelir vergisinden istisna edilmiştir.
Düzenlemenin uygulama esasları ise Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 303) ile ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Tebliğ kapsamında, istisnanın hangi koşullarda uygulanacağı, istisna tutarının hesaplanması, belgelendirme yükümlülükleri ve bordro uygulamaları açık şekilde düzenlenmektedir.
Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde yer alan düzenlemelere göre, kreş hizmetine ilişkin gelir vergisi istisnası temel olarak üç farklı şekilde uygulanabilmektedir.
Hizmetin işyerinde sağlanması: İşverenler tarafından kreş hizmetinin işyerinde verilmesi halinde, bu hizmetten yararlanan çalışanlara sağlanan menfaatin tamamı gelir vergisinden istisnadır. Hizmetin işverenin kendisine ait veya kiralamış olduğu başka bir mekânda sunulması da istisna uygulamasına engel teşkil etmemektedir.
Hizmetin işyeri dışında sağlanması ve doğrudan kreşe ödeme yapılması: İşverenin, işyerinde kreş hizmeti sunmaması durumunda, kadın çalışanların çocuğu için hizmet aldığı gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakımevlerine ödemenin doğrudan işveren tarafından yapılması halinde de istisna uygulanabilmektedir. Bu durumda ödemenin çalışana değil, kreş hizmetini sunan mükellefe yapılması gerekmektedir.
Nakdi ödemeler: Kadın çalışanlara kreş yardımı amacıyla doğrudan nakdi olarak yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler, istisna kapsamında olmayacak, ücret olarak nitelendirilecektir. Dolayısıyla bu tür ödemeler üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir.
01.01.2026 – 31.12.2026 döneminde uygulanacak günlük brüt asgari ücret 1.101,00 TL olarak belirlenmiştir. Buna göre aylık brüt asgari ücret 33.030,00 TL’dir.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesi uyarınca, işverenlerce kreş hizmeti sunulmayan durumlarda, her bir çocuk için aylık istisna tutarı asgari ücretin aylık brüt tutarının %15’i ile sınırlıdır. Ancak 05.05.2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bu oran %50 olarak belirlenmiştir.
Bu çerçevede, 2026 yılı için her bir çocuk adına aylık 16.515,00 TL’ye kadar yapılan ödemeler gelir vergisinden istisna edilecek; bu tutarı aşan kısım ise ücret olarak vergilendirilecektir.
Sosyal güvenlik mevzuatı bakımından kreş hizmetlerine ilişkin ödemelerin değerlendirilmesi önemlidir. İşverenler tarafından kadın çalışana doğrudan nakdi ödeme yapılmaması, ödemenin doğrudan kreş hizmetini sunan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yapılması halinde, sağlanan menfaat 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80’inci maddesi kapsamında sosyal güvenlik primine tabi olmayacaktır.
İstisna tutarının aşılması veya ödemenin erkek çalışana yönelik olması, ödemenin doğrudan hizmet sağlayıcıya yapılması koşuluyla prime esas kazanç niteliğini değiştirmemektedir. Ancak ödemenin nakdi olarak doğrudan çalışana yapılması halinde, bu tutar sigortalının prime esas kazancına dahil edilecektir.
Kreş yardımına ilişkin gelir vergisi istisnası, kadın istihdamını destekleyen ve iş – özel yaşam dengesinin sağlanmasına katkı sunan önemli bir vergisel teşvik unsuru olarak değerlendirilmektedir.
Mevzuatla belirlenen şartlara uygun şekilde uygulandığında, hem çalışanlar açısından vergi yükünü azaltmakta hem de işverenler için maliyet avantajı sağlamaktadır. Ancak istisnanın uygulanabilmesi için hizmetin sunuluş şekli, ödeme yöntemi, tutar sınırları ve belgelendirme yükümlülükleri büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, işverenlerin ve uygulayıcıların ilgili mevzuatı ve güncel asgari ücret verilerini dikkate alarak süreci yürütmeleri, olası vergi ve sosyal güvenlik risklerinin önlenmesi açısından oldukça önemlidir.