Yanlış anlaşılmayı önlemek amacıyla baştan söyleyeyim, “Okul eğitimine karşı değilim.”
Öte yandan, sadece defter kitap arasında kalan gençlerin de iş hayatına girdiklerinde yaşadıkları sıkıntıları birinci elden gözlemlemiş birisi olarak, okulların gençleri hayata hazırlamada yeterli olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Eğitim sisteminden çıkan gençlerimizin, iş hayatının gereksinimlerine cevap verecek niteliklerde olamamalarının yarattığı sıkıntılar, yıllardır konuşulan konulardan birisidir.
Hep konuşulur, hep çözümlerden söz edilir amma iş eyleme gelince kaplumbağalar devreye girer.
Buradaki kaplumbağalar ne sadece bürokratlar ne siyasiler ve ne de iş insanlarıdır.
Toplumun tüm kesimleri bundan sorumludur.
Neden derseniz?
Buna cevap olarak, meslek liselerinin eski durumlarına ve Türk üretim hayatına olan katkılarını hatırlayın derim.
Otomotiv yan sanayiine baktığınızda, Teknik Öğretmen kökenli sanayicilerimizin attığı temellerin sağlamlığı üzerine kurulduğunu görmemek imkânsızdır.
Gerek onlarla gerekse onların yetiştirdiği öğrencilerle de yıllarca sohbetlerim ve işbirliklerim olmuştur.
Ortaya çıkan açık gerçek odur ki “ Deneyimle güçlendirilmeyen eğitim, üç bacaklı dörtgen masaya benzer.”
Teoriyi bilen ve uygulayabilenler üretir, ürün geliştirir, Ar-Ge ve inovasyon yapar.
Sadece üretim yaparak bir yere gelen birisinin teorideki eksikliği, gün olur onun önünü tıkar.
Teoride iyi olan birilerinin de üretim hayatına girdiklerinde güçlük çekecekleri de mutlaktır.
Her iki yerde duran, işbirliği yaptığım dostlarım oldu ve hepsinin çektiği sıkıntıları biliyorum.
“Çözüm nedir?”derseniz…
Gençlerimiz okurken iş hayatına dahil edilsin ve mesleklerine sahip olmayı öğrensin.
Bu tür uygulama meslek okullarında yapılmaya çalışılıyor amma bu yapılırken de onlara ucuz işçi, ezilip hor görülecek kişi muamelesi yapılmasın ki maalesef böyle çok örnek var.
Doktorlarımız yetişirken hastanelerde çalışarak, hasta bakarak, nöbet tutarak olgunlaşıyor.
Avukatlarımız mezuniyet sonrası ustaların yanında çalışarak meslekte deneyim kazanıyor.
Bu örnekleri neden diğer mesleklere de uygulamıyoruz?
Ayrıca neden okullarımızda sektörlerinde tanınan, mesleklerindeki deneyimi kanıtlanmış iş insanlarının öğretici olarak yer almalarının önü açılmıyor?
Neden öğrenim süresinde öğrencilerin sektörel staj yapmaları zorunlu kılınmıyor?
Neden işyerlerine stajyer çalıştırma zorunluluğu getirilmiyor?
Neden iş insanlarımız stajyerlere cüzzamlı muamelesi yaparak iş yerinde olabilecek en az süre bulunmaları için çaba gösteriyor?
Neden iş yerine gelen stajyerlere çay getirmek, fotokopi çekmek, dosya düzenlemek gibi nitelik gerektirmeyen işler yaptırılıyor?
İş öğrenme heveslerinin körlenmesi bir yana iş hayatından hoşlanmamaları öğretiliyor?
Neden?
İş yerleri işe alımlarda deneyim sahibi insanlarımızı yaşları nedeniyle seçim dışı tutarak, onların yıllar içerisinde kazandıkları deneyimlerini yeni gelenlerle paylaştırarak onların yetişmeleri için çaba göstermiyor?
Yetişmiş elemanın ağacı yoktur ki oradan toplayalım.
Eleman yetiştirme ağacı, deneyime önem veren ve bunu paylaşan iş insanlarıdır.
