Teşviklerin merkezinde finansal hizmet ihracı yer alır. Hizmetin yabancı bir müşteriye sunulması tek başına yeterli değildir; hizmetten nihai faydalanmanın da yurt dışında gerçekleşmesi gerekir.
İstanbul Finans Merkezi, kısa adıyla İFM, Türkiye’nin bölgesel bir finans ve yönetim merkezi olma hedefinin en somut adımlarından biri.
7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu ile özel bir statü tanınan İFM; finansal kuruluşları, finansal teknoloji şirketlerini, bölgesel hazine ve yönetim merkezlerini, nitelikli hizmet merkezlerini ve uluslararası ticaret fonksiyonlarını aynı çatı altında toplamayı amaçlıyor. Ama İFM’yi sadece modern ofislerden oluşan bir iş alanı gibi görmemek gerekir. Belirli şartları sağlayan katılımcılar için ciddi vergi avantajları sunan bir teşvik alanından söz ediyoruz.
İFM’de faaliyet gösterebilmenin anahtarı katılımcı belgesidir. Bankalar, sigorta şirketleri, portföy yönetim şirketleri, aracı kurumlar, ödeme ve elektronik para kuruluşları, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri İFM’nin doğal katılımcıları. Bunların yanında bölgesel hazine ve finansal yönetim merkezleri, finansal teknoloji şirketleri, nitelikli hizmet merkezleri ve belirli şartları sağlayan diğer kurumlar da ekosistemde yer alabilir.
Ancak İFM’de ofis açmak ya da katılımcı belgesi almak, tek başına bütün vergi avantajlarından yararlanmak anlamına gelmez. Teşvikin uygulanabilmesi için faaliyetin niteliği, hizmetin kime sunulduğu, hizmetten nerede faydalanıldığı, kazancın nasıl oluştuğu ve muhasebe kayıtlarında nasıl izlendiği birlikte değerlendirilir.
Teşviklerin merkezinde finansal hizmet ihracı yer alır. Katılımcı belgesi alarak finansal faaliyette bulunan kuruluşların, yurt dışında yerleşik kişilere sundukları ve nihai olarak yurt dışında faydalanılan finansal hizmetler, finansal hizmet ihracı sayılır. Hizmetin yabancı bir müşteriye sunulması tek başına yeterli değildir; hizmetten nihai faydalanmanın da yurt dışında gerçekleşmesi gerekir.
Avantaj kurumlar vergisi indirimiyle sınırlı değil
7412 sayılı kanunun ilk halinde, finansal hizmet ihracından elde edilen kazançların yüzde 75’i kurum kazancından indirilebiliyordu. 7582 sayılı kanunla yapılan değişiklikten sonra, bu kazançlarda yüzde 100 kurumlar vergisi indirimi uygulamasının süresi 2047 yılına kadar uzatıldı.
İFM’nin en güçlü vergisel avantajlarından biri budur. Doğru yapılandırılmış bir finansal hizmet ihracı modelinde ilgili kazanç, kurumlar vergisi matrahından tamamen indirilebilecektir. Böylece İFM, Türkiye’den yurt dışına finansal hizmet veren kuruluşlar için önemli bir planlama alanı sunar.
Avantaj kurumlar vergisi indirimiyle sınırlı değil. İFM’de gerçekleştirilen finansal hizmet ihracı niteliğindeki işlemler nedeniyle lehe alınan paralar BSMV’den istisnadır. Bu faaliyetlere ilişkin işlemler harçtan, düzenlenen kâğıtlar ise damga vergisinden istisna edilmiştir. İFM’deki taşınmazların kiralanmasına ilişkin işlemler de harç ve damga vergisi istisnası kapsamındadır.
7582 sayılı kanunla, katılımcı belgesi almış finansal kuruluşların İFM’deki merkez ve şubelerinden alınması gereken finansal faaliyet harçlarında daha önce beş yıl olan muafiyet süresi yirmi yıla çıkarıldı.
Dikkat çeken bir başka teşvik personel ücretlerinde. Yurt dışında en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip personele ödenen ücretin yüzde 60’ı, en az on yıllık mesleki tecrübeye sahip personele ödenen ücretin ise yüzde 80’i gelir vergisinden istisnadır.
Nitelikli hizmet merkezlerine ilişkin teşvikleri daha önceki bir yazımda ayrıca ele almıştım; burada ayrıntıya girmeden İFM bağlantısına değinmek isterim. 7582 sayılı kanunla, nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyet gösteren kurumların münhasıran bu faaliyetleri kapsamında yurt dışından elde ettikleri kazançların yüzde 95’i kurum kazancından indirilebilecek. Ancak İFM’de katılımcı belgesi alarak nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyet gösteren kurumlarda bu oran yüzde 100 uygulanacaktır.
Aynı şekilde, nitelikli hizmet personelinin ücretinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisnayken, İFM’de faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezleri için bu sınır brüt asgari ücretin beş katı olarak uygulanacaktır. İFM; bölgesel yönetim, finans, raporlama, hukuk, risk, insan kaynakları, teknoloji ve strateji fonksiyonlarını Türkiye’de konumlandırmak isteyen şirketler için de bu nedenle önemli bir seçenek.
Güçlendirilen bir diğer alan transit ticaret kazançları
7582 sayılı kanunla güçlendirilen bir diğer alan transit ticaret kazançları. İFM’de faaliyette bulunan kurumların, yurt dışından satın aldıkları malları Türkiye’ye getirmeden yurt dışında satmaları ya da yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık etmeleri halinde elde ettikleri kazancın yüzde 100’ü kurumlar vergisi matrahından indirilebilecektir.
Yurt içi asgari kurumlar vergisi bakımından da önemli bir düzenleme yapıldı. Finansal hizmet ihracı, nitelikli hizmet merkezi ve transit ticaret kazanç indirimlerinin, asgari kurumlar vergisi hesabında kurum kazancından düşülebilecek indirimler arasında sayılması, teşviklerin fiili etkisini koruyan bir adımdır.
Hatalı modellerde cezalı tarhiyat riski kapıda
Sonuç olarak İFM, 7582 sayılı kanunla birlikte çok daha güçlü bir teşvik alanı haline geldi. Yüzde 100’e çıkan indirimler ve süresi 2047’ye uzayan avantajlar, uluslararası faaliyet yürüten şirketler için İFM’yi dikkatle değerlendirilmesi gereken bir merkez yapıyor.
Ama bu teşviklerin hiçbiri kendiliğinden gelmiyor. Katılımcı belgesi, faaliyetin niteliği, hizmetten yurt dışında faydalanılması, kazancın ayrı izlenmesi, sözleşme ve fatura düzeni, Türkiye’ye transfer ve personel şartları birlikte sağlanmadan beklenen avantaj doğmaz. Doğru kurulduğunda İFM gerçek bir vergi planlama alanı sunar; hatalı modellerde ise cezalı tarhiyat riski kapıda demektir.