Türk iş dünyasının en önemli örgütlerinden TÜSİAD’da başkan değişimi oldu. Başkan Orhan Turan görevi uzun yıllardır omuz omuza çalıştığı Orhan Diren’i başkan koltuğuna oturttu. Diren zaten başkan yardımcısıydı ve gelenek olarak yönetim kurulundan bir isim bir sonraki dönem için başkanlığa seçilebiliyor. Ama bu değişim TÜRKONFED’den beri birlikte çalışan yöneticilerin devir teslimi oldu. Orhan Turan neredeyse sivil toplum tecrübelerini Ozan Diren’e son 10 yıldır aktarmıştı.
Bunun aslında sürdürülebilir geleneğe dönüşmesi yanında TÜSİAD’ta Anadolu kültüründen gelmiş sanayicilerin öne çıkması TÜSİAD için önemliydi. Erol Bilecik de kökenler nedeniyle biraz farklıydı ancak bu son iki başkanla birlikte durum barizleşti. Bu kadar uzun süredir böyle bir dönem yaşanmadı. Yeni dönemin öne çıkan konularından biri oldu.
Düşünce kuruluşu tanımlaması
Orhan Turan’ın konuşması pek çok yeni şifreyi içinde barındırıyordu ve sebepsiz söylenmemişti. Örneğin Turan konuşmasının iş dünyası örgütü tanımını öne çıkarmadı. Onun yerine, “iş dünyasının aklının kurumsallaşmış hâli”,
“bu ülkenin fikir fabrikası”, “yarın için çalışan bir gelecek atölyesi” tanımlarını kullandı; yani neredeyse bir düşünce kuruluşu tanımına getirdi.
Sahaya inmekten bahsetti yüz yüze temasın önemini vurguladı ki bu Anadolu’daki geleneklerin de bir devamı gibiydi. Eski TÜSİAD, Lordlar Kamarası gibi tanımlanırdı. Zaten Orhan Turan’ın görevi sürecinde çok çalıştığını tüm Türkiye’yi dolaştığını ve pek çok projeyi de hayata geçirdiğini söyleyebiliriz. Kendisi de pek çok alanda yapılan çalışmaları bir bir anlattı… Ozan Diren döneminde de bu yüz yüze temas ve tabir yerindeyse sahada çalışmaların devam edeceğini tahmin ediyorum.
Profesyonel yönetimin gücü
Tabii belki bu ruhun devamı olarak diyelim, profesyonelleşmeye ve profesyonel yönetime çok dikkat çekti… “TÜSİAD'ın gücü kişilerden değil, taşıdığı fikirlerden gelir.
Kurumlar kişilerle başlar ama fikirlerle yaşar” cümlesini kullandı.
Devamlılığı sağlayan kadrolardır, başkanlar gelip geçici dedi. Bu, şu açıdan önemliydi: TÜSİAD hep başkanları ve onların kişiliklerinde çok fazla dönem geçirdi. Zaman zaman da böyle bir örgüt olarak da tanımlandı. Ama son yıllardaki dönüşümü Orhan Turan net ifadelerle altını çizerek söyledi. Bunun daha da güçleneceğini söylemek mümkün. Sanıyorum olması gereken de bu her zaman güçlü lider bulmak zor, iyi yönetim ve güçlü ekipler ise devamlılığı koruyor.
Sivil toplumun önemi
Tabii sivil toplumun önemine çok vurgu yaptı. Hatta bunu Cumhuriyet’e bir borç ödemesi olarak tanımladı. TÜSİAD’ın hem kurumsallaşma hem de sivil toplum örgütü olarak öncülüğüne de dikkat çekti. Ancak bunlar için emek sarf etmek gerektiğini “Hiçbir kazanım kendiliğinden kalıcı değildir. Ancak emekle, akılla ve sorumlulukla taşınır” diyerek kendisinin bu görevi bıraktığını, sivil toplum için çalışmaya devam edeceğini ekledi. Tabii konuşmayı şair Nazım Hikmet’in dizeleriyle bitirmesi konuşmaya da damga vurdu. Bir zamanlar belki o dönemin koşullarının getirdiği ruh haliyle belli bir kesimin “sermaye karşıtı” olarak gördüğü Nazım Hikmet ‘in şiiri TÜSİAD kürsüsünden okundu. Burada Orhan Turan’ın ortaya koyduğu temel yaklaşım ‘memleket sevgisi ve birliği’ydi. Evet iş dünyasındaki örgütlerde değişimler var. Dünya değişiyor... MÜSİAD’ın yeni başkanı da başka bir profil çiziyor. Onu da yakında yazarız belki...
